Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ne is olsa yaparim abi

Dunyada benim gibi ufacik yastan beri calisan baska bildiklerim, bir unlu Rockefeller var, bir de rahmetli Vehbi Koc...Yalniz kafama takilan bir sey var... Bu iki unlu isadami yillarca calisarak dunya capinda birer zengin oldular...Bense calistikca her gun biraz daha fakirlesiyorum, nasil istir anlamadim...Ben is kariyerime daha ilkokul yillarinda basladim...O zamanlar yaz tatillerinde aileler cocuklarini, ‘‘Aylaklik yapmasin, yeri belli olsun... Ayrica bir 'zenaat' ogrensin...’’ diye oraya buraya cirak olarak verirlerdi...Ben sozunu ettigim o kariyerime baslangic yillarimda Kucukyali Pansiyonlu Ilkokulu'nda yatili olarak okuyor, yaz tatillerinde ise Uskudar'da anneannemin yaninda kaliyordum...Bir yaz tatilinde rahmetli anneannem beni karsi komsumuz komurcu Fevzi'nin yanina cirak olarak verdi... Komurcu Fevzi mangal komuru satiyordu... Mangal komuru o zaman evlerde sikca kullanilirdi... Korkunc da bir tozu vardi...Ben komur alanlarin torbalarina, ya da hamallarin kufelerine kurekle komur dolduruyordum...Aksam da eve kapkara bir durum vaziyetinde gidiyordum... Ne kadar yikansan cikmiyordu namussuz komur tozu... Ortalikta resmen Kunta Kinte, Okocha gibi dolasiyordum...Derken sonunda anneannem de surekli ustumu basimi yikamaktan yildi... Beni o isten aldi... O tatil oyle gecti... Ama is yasami da kanima girmis oldu...***Ilkokulu bitirdigim yilin yaz tatilinde, o yil yeni acilan unlu Uskudar Palas carsisinin hemen girisindeki, Orhan beyin tuhafiyeci dukkaninda calismaya basladim...Igne, iplik, kadin corabi, makyaj malzemesi, dugme vs. satilan dukkanin bir de ‘‘corap cekme’’ servisi vardi...Bu ‘‘corap cekme’’ bolumunde basinda bir kizin oturdugu kucuk bir makine bulunuyordu... Bu makine kadinlarin oraya buraya takilip kacan naylon coraplarini onarirdi... O zamanlar oyle her Allah'in gunu kacan corabin yenisini almak her babahatunun harci degildi...Iste ben Orhan beyin dukkaninda daha cok bu corap servisinde gorev yapiyordum...Kadinlar kacik coraplarini getirip birakiyorlar, corabin onarimi bitince de gelip aliyorlardi... Ama bir de ev servisimiz vardi... Yani adresleri aliyor, corabi bizzat goturup eve teslim ediyorduk...Ve bu isi de ben yapiyordum... Onarimi biten corabi teslim etmek uzere verilen adrese goturuyordum... Zaten her sey de ondan sonra basliyordu...Corabin sahibi hanim parasini vermeden once, ‘‘Sen soyle biraz dur da, bir deneyeyim, bakalim olmus mu?’’ diye cesitli pozisyonlarda coraplari giyiyor, beni de dogru duzgun adam yerine koymadigindan isin fazla hassasiyetine bakmiyordu...Sonunda ben de bu ‘‘kacik corap’’ dalgasi nedeniyle surekli ‘‘kacik akilla’’ dolasmaya basladim...Sonunda tam tirlattim... Birinin corabini oburune, digerininkini baskasina goturmeye basladim... Orhan bey de beni kovdu...***Salacak Bahcesi'ndeki gazozculugum is yasamimin aslinda en parlak, en basarili donemlerinden biridir...Ama ekonomik olarak da benim adeta cokusum olmustur...O zamanki Salacak Bahcesi'nde Muzeyyen Senar'dan Perihan Altindag'a, daha sonralari Zeki Muren'e kadar zamanin tum unluleri konserler verirlerdi...Ben de o muazzam bahcenin en esasli gazozcusuydum...Ama gazozu icenler aska gelip siseleri surekli denize attiklarindan, onca basarili gazoz saticisi olmama karsin sonunda battim... Zira o zamanlar sise depozitosu vardi... Gazozdan kazandigimin fazlasina denize atilan siselerden kaybediyordum...Daha once de soyledigim gibi, aslinda calisma hayatim super basariliydi ama, hep bir terslik oluyor, calismayla parayi bir araya getiremiyordum bir turlu...Gene ondort onbes yaslarindaydim... Rahmetli dayimin Uskudar'in unlu Cuma Pazari'nin basladigi caddenin basinda kumas vs. sattigi bir manifaturaci dukkani vardi... Orada calisiyordum...Bayram gelmisti... Dayim ve gene manifaturaci olan yan komsusu o bayram oncesi Cuma Pazari'nda gomlek satmaya karar verdiler... Dukkanin az ilerisindeki pazarin girisine bir tezgah kurarak tezgaha Mahmutpasa'dan getirdikleri gomlekleri yigdilar... Gomlekleri satmam icin de tezgahin basina beni koydular...Ben tezgahin uzerine cikmis elimde gomlekler etimden et kopariyorlarmis gibi avaz avaz bagiriyor gomlekleri peynir ekmek gibi satiyordum... Butun pazar basima toplanmisti... Bu sirada dayimin aradabir gelip duruma goz atiyor, gomlekler azaldikca dukkana kosturup yeni gomlek getiriyordu...Ve daha aksama varmadan da gomlekler bitti, elde satilmayan tek gomlek kalmadi...Bomba ise paralari sayinca patladi...Dayim bana gomlekleri 15 liradan satmami soylemisti... Ben yanlis anlamis gomlekleri 5 liradan satmistim... Bu yuzden ikiser ucer, kapanin elinde kalmisti...Bu arada bir de Lunapark kaleciligim var...Uskudar'da Semsipasa'da her yil lunapark kurulurdu... Bu lunaparkta cesitli salincak vs.'nin yaninda bir de penalti atilan bolum vardi... Uc penaltinin ucunu de atana bir paket Yeni Harman sigarasi veriyorlardi... Buranin kalecisi ise Zinnur adindaki mahalle arkadasimdi.Zinnur birgun hastalandi... Isi kaybetmemek icin, patronuyla konusup yerine beni koydu...Orda iki gun kalecilik yaptim... Bu sure zarfinda kale yol gecen hanina donmus, patron sigara dayandiramaz olmustu...Ikinci gun sonunda ise ‘‘Bana bak senin yuzunden coluk cocuk dahil Uskudar'da kim varsa sigaraya basladi’’ dedi, kalecilik hayatima son verdi...***Ama hayatimin is konusundaki en buyuk firsatini yillar once bir aksamustu Gumussuyu'ndaki Park Otel'de kacirdim...O zamanin en populer oteli Park Otel'in unlu terasinda Arif Keskiner'le Marmara'ya karsi ickilerimizi yudumluyor, bir yandan da hararetli hararetli is konusuyorduk...Ben unlu bir karikaturcuydum... Ayrica dergi yonetiyordum... Arif ise basarili bir film yapimcisiydi...Bu arada yanimizdaki masada oturan cok sik bembeyaz keten elbiseler giymis oldukca yasli bir Amerikali ile tanistik... Seksen kusur yasindaki adam aslinda Turkiye'de dogmus bir Ermeni'ymis... Onuc yasinda Amerika'ya gitmis... Orada cok zengin olmus... Petrol sirketi, benzin istasyonlari falan varmis... O gunler bir is konseyi nedeniyle Turkiye'ye gelmis...Adam bize ustelik Turkce:‘‘Deminden beri konusmalarinizi dinliyorum... Anladigim kadariyla biriniz gazeteci, biriniz de filmcisiniz... Ama pek mutlu degilsiniz... Peki kac para kazaniyorsunuz bu islerden?..’’ dedi...Biz Arif'le birbirimize bakistik... Biraz da sallayarak bir paralar soyledik Amerikali'ya...Adam soyle bir yuzumuze bakti...‘‘Yazik gencecik de adamlarsiniz... Bosverin bu isleri’’ dedi... ‘‘Iki tane beyaz sipa bulun, gemiye yukleyip Amerika'ya gelin... Onlari Amerikan kopillerine turu 5 dolardan kiraya verir burda bir ayda kazandiginizi orda bir gunde kazanirsiniz... Yalniz eseyler beyaz olacak ha...’’Iste ihtiyari, o bilge kisiyi dinlememek hayatimin en buyuk hatasidir...O iki beyaz esegi calistirmak dururken, insanin yillarca kendisinin af buyurun ‘‘esek gibi’’ calismasi yapilacak enayilik mi?..Neyse uzatmayalim... Benim is kariyerim tabi yukarda saydiklarimdan ibaret degil... Ornegin daha terziligim, Sam Amca oyun salonlarinda jeton saticiligim, surahi imalatciligim, artistligim vs. de var ama, hepsini saymaya kalksam bu sayfalar yetmez...Ayrica arada yaptigim karikaturculuk, yazarlik, gazetecilik, dergicilik gibi ivir zivir isler de var ama, onlar bosta kaldigim zaman yaptigim isler oldugundan isten sayilmazlar...Su an ise ailem beni aylak aylak dolasmayayim, yerim belli olsun diye Hurriyet'e verdi... Bildiginiz gibi bir suredir burada calisiyorum...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI