Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ne düştü ne düşmeli

YAHU n'oluyoruz, hafta sonu bir şamata, bir patırtı, meğer Mezar-ı Şerif düşmüş.‘İttifak-ı Şimali’ye mensup Afgani gerillalar kenti Taliban'dan kapmış.Hayırlısı... Hadi sevindik diyelim ama pireyi deve yapmanın alemi yok !Zaten vaveylayı duyan da sanacak ki Heinz Guderian'ın ‘Zırhlı Taarruz’da öngördüğü stratejiyi uygulayan Nazi ordusu 1942'de ıskaladığı zaferi ancak şimdi kazanmış ve 2. Savaş'ın kader noktası Stalingrad'ı fethetmiştir... İnsaf, ne alakası var ve yüksekten uçmayalım !* * *KABUL, ikmal yolu, havaalanı pisti, Kabil rotası falan filan diyerek bu kasaba azmanı ‘şehr-i şerif’e (!) nispi bir askeri önem atfetmek gerekiyor. Fakat, sorunun özü hiç bir şekilde burada değil ! Değil, zira bin Ladin meczubuna kelle koltukta ‘mücahitlik’ yapan Arabi - Paki ‘lejyon’unu ve aslında küçük bir nüve oluşturan en azılı Taliban güruhunu hariç tutarsak, zerre şüphe duymayın, şu ana kadar Kör Molla'dan beslendikleri için O'nun yanında gözüken kabile ve aşiret reisleri sıkıya geldikleri ve doların kokusunu hissettikleri an, palas pandıras saf değiştireceklerdir.Dolayısıyla, Kunduz, Kandahar, hatta belki Kabil de pek yakında düşebilir.Diyelim ki düştüler, ne yazar ?Hemen söyleyeyim, Koalisyon'un muharebedeki operasyonel altyapısını az biraz güçlendirecek taktik başarılar olmanın ötesinde hiç bir şey !* * *HAYIR, Afganistan'daki şehir fetihlerinin stratejik açıdan fazla kıymet-i harbiye ifade edecek olmaması ‘Kuzey İttifakı’nın niteliğinden kaynaklanmıyor.Tamam, başta General Raşit Dostum fırıldağı, her biri Taliban'la yarışacak cinsten birer ‘savaş ağası’ kimliği sunan ve hiçbiri de sağlam pabuç olmayan ‘İttifak-ı Şimali’ye şeflerinin Tacik, Özbek ve Hazari aidiyet taşımaları Peştun çoğunluğa ters düştüğü için, tabii ki önemli bir sorun olarak duruyor.Nitekim, ABD, ‘sakın ha Kabil’e yürümeyin' diye aynı şeflere rest çekiyor.Ancak yine de, kabile reislerini toplayan geleneksel ‘Şura’nın o bir ayağı çukurdaki eski kral Zahir Şah veya diğer bir fişmekan üzerinde anlaşma sağlanması durumunda, ite kaka bile olsa yukarıdaki sorun aşılabilir.Doğru, belki bu taktik sorun aşılabilir ama kimse çok sevinmesin, Mezar-ı Şerif'in veya Kabil'in düşmesiyle savaşın stratejik sorunu çözümlenmiş olmaz.Çünkü o stratejik sorun, Usame bin Ladin canisinin, ‘El Kaide’ şebekesinin ve onların ürettiği varyantların uzun bir süreçte tasfiye edilmesidir !Oysa, 11 Eylül'den beri geçen iki aylık dönemde ancak arpa boyu yol aldık.Üstelik, söz konusu küresel savaşta Afganistan yalnız sınırlı bir coğrafya oluşturuyor. Şu an için önemli gözüküyor ama iş orada bitmeyecek. Bitemez.Daha doğrusu, bitse bitse, burada ancak operasyonel bir aşama bitebilir. * * *SÖZ konusu aşama ise bin Ladin ve avanesini nötralize etmek yükümlülüğüdür.Yani, afyon üflettiği ‘esasi’ canilerden puştluk öğrettiği ‘mucibi’ çömezlere ve huri vadettiği ‘fedai’ meczuplardan kahpelik aşılattığı ‘refiki’ kadrolara dek her şeyiyle 11. yüzyılın nihilist katili Hasan Sabbah'ı örnek alan Usame bin Ladin efendiyi bu defa Elburz dağlarındaki burçlu kaleden değil de Hindukuş dağlarındaki lağımlı inden çıkartmak, Koalisyon'un ilk hedefidir. Ancak unutmayalım, Sabbahilerin Alamut kalesine yuvalandığı Eylül 1090' dan, nurlu elleri dert görmesin, İlhanlı hükümdarı Hülegün Han'ın o kaleyi son müritlerin kafasına yıktığı Mayıs 1256'ya kadar tam yüz altmış yıl geçmiştir.Bu arada da, fanatik tedhişçilerin kanlı hançerleri ta Kudüs'ten İsfahan'a ve Antakya'dan Semerkand'a sayısız ve sayısız cinayet işlemeyi sürdürmüştür Mezar-ı Şerif düşmüş, eh şöyle bir sevinelim ama hiç abartmayalım...Mezar-ı Ladin ne zaman düşecek, esas ona bakalım !
X