"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Ne cennet ne cehennem

Öfke içimizde birikiyor. Sonra içimiz dışımıza çıkıyor. Kendi içinde kavga olan bireylerin oluşturduğu toplum kavgacı bir toplum oluyor. Kendine zarar veriyor. Tedaviye kendinden başlamalı, bu bir fırsat…

İğneyi kendimize batırınca, acıyor.
Mesele globaldir. Medeniyetimizin ulaştığı noktadan, insanlığın durumundan, aslında kendimizden hoşnut değiliz.
Günah keçisi…
Eski Yahudi geleneğiydi. Her sene kefaret gününde, tüm toplumun günahları bir keçiye yüklenip, keçi bir uçurumdan taşların üzerine atılırdı.
Masum değiliz hiçbirimiz…
“İlk taşı hiç günahsız olanınız atsın” dedi Hazreti İsa. Ve kimse kıpırdayamadı.
Kimin yüzünden?
Nasreddin Hoca bir gün yolda yürüyormuş, karşıdan tozu dumana katarak atlıların gelmekte olduğunu görünce; “Bunlar eşkıyadır, canımı kurtarayım, hemen bir yere saklanayım” diye can havliyle kendini yol kenarındaki mezarlığa atmış ve boş bulduğu bir mezarın içine gizlenivermiş. Gelen atlılar da uzaktan bir adamın telaşla kendini mezarlığa atıp kaybolduğunu görünce meraklanmışlar. Durup atlarından inip, etrafı aramaya başlamışlar ki çok geçmeden boş mezarın içinde yatan Hoca ile karşılaşmışlar: “Bre adam, neden buradasın, ne oluyor?” Hoca cevap vermiş: “İnanmayacaksınız ama siz benim yüzümden buradasınız, ben de sizin yüzünüzden…”
Neyse halin, çıksın falın…
İçimizde biriken öfke, isyan, hırs, intikam, kıskançlık. İçimiz dışımıza çıkıyor. Kendi içinde kavga olan bireylerin oluşturduğu toplum kavgacı bir toplum oluyor. Kendine zarar veriyor. Tedaviye kendinden başlamalı, bu bir fırsat…
Görünen köy…
Hoca bir gün odun kesmeye ağaca çıkmış, üstüne bindiği dalı kesmeye başlamış. Oradan geçen bir vatandaş; “Hoca bindiğin dalı kesiyorsun, düşeceksin” deyince Hoca dinlememiş, az sonra paldır küldür yere düşmüş, vatandaşın yakasına yapışmış: “Sen düşeceğimi bildiğine göre ne zaman öleceğimi de bilirsin!”
Kıyam…
Kıyama (ayağa) kalktık, kıyamete bakıyoruz… O günde nefisler hesaba çekilir; kiminin yüzü kapkara, kimi sevinçli, bekleşiyoruz… Bilanço ne olacak?
Mirac…
Kutlu olsun! Hz. Muhammed (sav) insanoğlunun ulaşabileceği en yüce mertebeyi bize gösterdi; âlemleri gezdi, üzerine yükseldi. Hediyelerle geri döndü, ‘kâmil insan’, kıyamete kadar feyz alacağız… Her insanın miracı var, kemalatına giden yolu var… Allah hepimize nasip etsin! Her olayın dahi bir miracı var, tepe noktası… Hayırlı işin zirvesinde ahenk, şerli işin zirvesi kaos, yangın yeri… Allah’ın ipine sıkı tutunmalı…
Hoca’nın eşeği nefsi sembolize eder…
Adamın biri müthiş bir olaydan bahsediyordu: “… yaptığım işlerin neticesinde Allah’ın lütfuna mazhar oldum, bir gün miraca çıkardılar, melekler, nur âlâ nur, şereflendirdiler fakiri…” Hoca’yı da davet etmişler adamın sohbet meclisine, az deli olsa da manevi mertebeler kat etmiş biridir, halden anlar, bir diyeceği olur diye.
Adam ballandıra ballandıra anlatıyormuş miracını ki Hoca heyecanla sormuş: “Hah, o nurların arasından eline şöyle kalınca bir şey gelmedi mi, ip gibi?” Belli ki Hoca biliyor bir şeyler, cevaplamış bizimki: “Evet, geldi, tutundum ona!”
“İşte” demiş Hoca “O bizim eşeğin ipiydi…”
Medet…
Burası dünya, ne cennet, ne de cehennem ama hepsinden bir parça… Ne zaman daha iyi bir yer oldu ki, masivadan medet umuyoruz… Medet Ya Allah!
Gelen gideni aratmasın da  hayırlı olsun!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI