Gündem Haberleri

GÜNDEM

    NE BU ASABİYET…

    Hürriyet Haber
    27.09.2005 - 18:17 | Son Güncelleme:

    Sevgili Serdar, Avrupa Birliği için kritik eşik 3 Ekim yaklaşıyor. Şunun surasında bir hafta bile kalmadı. Tabii ki çok önemli günler. Tabii ki başta Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Gül, büyükelçiler, bürokratlar yoruldular. Sinirler gergin. Türkiye içerden ve dışardan tam bir kuşatma altında.

    İçerdeki özelleştirmeler ve bununla ilgili ortaya atılan iddialar almış başını gidiyor.

    Enflasyon düşüyor ama ceplere yansıması farkedilmiyor.

    Fakir homurdanıyor. Dar gelirli somurtuyor. İşsiz sayısı artıyor.

    Borsa amuda kalksa ne yazar?

    Başbakan Erdoğan’ın Ulusa Sesleniş’deki sözlerine bakarsanız Türkiye güllük gülistan.

    Sanki yıllık gelirimiz 20 bin doları bulmuş gibi pırıl pırıl bir tablo sergiliyor.

    Tabii yaptıkları, yapacakları halkın pek umurunda değil.

    Halk herşeyden önce refah seviyesinin yükseldiğini hissetmesi lazım.

    Tayyip Erdoğan ise konuşmasının büyük bir bölümünde medyaya yükleniyor.

    Yani eleştiri yapanlara karşı korkunç tepki gösteriyor.

    Yani “sıra size de gelecek” demeye getiriyor sözlerini.

    Yanlış anlamadıysam yapılan iyi şeylerin “Harikaydınız efendim”, “İsabetli kararlar alıyorsunuz paşam” ve “ Padişahım çok yaşa” nidaları ile kabul edilmesini, yazılıp çizilmesini bekliyor gibi bir hava içinde Erdoğan.

    Çok partili dönemden bu yana geçen siyasi gelişmeleri, sürtüşmeleri ve çalkantıları biraz dikkatle izlemiş olsa aynı hatalara düşmezdi.

    1950 sonrası Başbakan Adnan Menderes eleştirilere hoşgörü ile yaklaşamadı.

    İsmet İnönü keza.

    Demirel de besleme basına umutlarını bağladı çoğu zamanlar

    Başbakan Ecevit güya gazeteci kökenliydi, ama başbakanlık dönemlerinde hep yağdanlıkları yanına çekti, uyarı ve eleştiri yapan yazarları, gazetecileri karşısına almaktan geri kalmadı.

    Erbakan basını hiç ama hiç umursamadı.

    Turgut Özal “Gelecekte gazetelerin sayısı 2.5 (iki buçuk) olacak” diye Türk basınını küçümsedi.

    Ve yüzlerce siyasetci kendilerine yönelik eleştirileri hazmedemedi.

    Ancak hepsinin gidişlerini hazırlayan, hızlandıran medya oldu.

    Medyaya ters düştükleri için değil.

    Uyarıları “izandan yoksun” gördükleri için.

    Eleştirileri dikkata almadıkları için.

    Aleyhte yazanları düşman belledikleri için.

    Kendilerini devamlı pohpohlayanları sevdikleri, aksini yapanları dışladıkları için.

    Tabii hatalarını kabul etmemekte direndikleri için eriyip gittiler.

    İşte şimdi de Tayyip Erdoğan geçmişten hiç ders alma niyetinde görünmüyor.

    Bu ülkenin medyası eleştirilerini ve uyarılarını yaparken hep kasıtlı mı davranıyor?

    Her an beyazı siyah mı gösteriyor?

    Her icraatı -yanlışı ve doğrusuyla- pembe mi göstermek zorunda?

    Başbakan ve çevresi büyük bir yanlışın ortasına düşmek üzereler.

    Ders almasalar bile soğukkanlı olmak zorundalar.

    Medyaya karşı geçmişte kin ve haset içinde olanları hatırlasınlar yeter.

    Asabiyet, hele fazlası kendilerine zarar verir.

    Sadece hatırlatalım dedik.

    Sevgiler,

    Sezai

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı