Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ne antidepresanı, çek iki bardak rakı

Rakı da olur, votka da, şarap da; aman antidepresan olmasın da. (İçki karşıtları küfür, kıyamet dolu mailleriniz okunmadan silinecektir bilginize; bu nedenle yazmaya zahmet etmeyiniz.)

“Bu başlık da ne? Bizim Ayşe de sıyırdı kafayı” derseniz; hem evet derim, ayrıca yıllardır sıyrık olduğumu da itiraf ederim.

Gireceğim ama hala giremiyorum konuya. Durun ev içinde bir tur atıp geleyim, bir de suratımı yıkayayım.

Turu attım, suratı yıkadım; çok bir değişiklik yok; eskisinden halliceyim.

Hala giremedim konuya; sabredin çabalıyorum; ha girdim, ha gireceğim.

Girdim.

Benim canım okur dostlarım durum şu;

Sizlere çaktırmasam da yakınımda, dibimde yaşayan herkese bir süredir çaktırdığım bir durum var.

Agresif, panik, sürekli kendini dinleyen,  olduk olmadık her şeyde debelenerek ağlayan, zırlayan bir tipe dönüştüm ben.

Dedim; “Ne oluyor?”

Dediler;  “Çağın hastalığı, al bir antidepresan; 4 haftada bombasın bomba.”

“Almam” dedim.

“Al” dediler.

Ne antidepresanı, çek iki bardak rakı

“Almam,  şu geçirdiğim en son yıllar ki 5 seneye şey ettiriyor; orda almamışım, burada mı alacağım; yenerim ben. Mevsimdendir.”

“Sen al,  hepimiz alıyoruz hahahahahhahhha. Bak nasılız ama yerimizde duramıyoruz keyiften.” (Şaka da değil valla benim kızların hepsi oldular birer Stepford kadını)

“Tamam len, alacağım. Ne alayım, nasıl?”

“Bence şunu…”

“Yok, kesin bunu al...”

“Yok ya, buna o iyi gelir, Ayşe bence .......’yı içsin...”

“Heyt” dedim, “karışmayın. Elbet benim de bir zamanlar hayatıma dokunmuş olan bir psikiyatr var, önce ona danışacağım.”

Danıştım...

Sanırım benim durumumu çok vahim görmedi; “Şunu al, en hafifi” dedi.

Aldım, aradan üç gün geçti, aradım; “Eeee ben aynıyım”

“En az 4 hafta lazım”

Hım evet, doğru; demişti benim Stepford kadınlarım.

Neyse günler geçmeye başladı, bende tık yok coşmaya dair ama  başka bir anormallik var.

Ben oldum bir robot.

Elimi bir yere koyuyorum, sonra kaldırırken sanki ilk kez görüyor gibi bakıyorum.

Aynaya bakıyorum, gözlerim sanki bir tuhaf bakıyorlar.

Of neden içiyorum ki ben bu ilacı? Yine kendim  yenerdim her sefer olduğu gibi deyip karalar bağlayınca, suçluluk duyunca, alıyor mu beni bir gülme krizi...

Gülmek ama ne gülmek; ömrümde bu kadar gülmedim belki de ben.

Ama bakıyorum bu da normal değil.

Uçlarda yaşamaya, bir sürü şeyin mokunu çıkarmaya meraklı olan ben, belki de 40lığın verdiği bir olgunlukla “yallah sana” deyip ilacı bırakıyorum.

Bahçeye çıkıp çimenlerde yürüyorum, sonra eve girip tavuk kanatlarımı soya, hardal, yoğurt, evde ne varsa onlarla marine edip fırına atıp, kendime bir bardak aslan sütü koyuyorum.

“Ohhhhhhhhhhhhh beeeeeeeeeeee”

“Yemişim antidepresanını, falanı filanı.

Not: Bu ilaçlara da acı gibi; hem girerken, hem çıkarken dikkat etmek lazım; bilesiniz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI