NBA istilası

David Stern'in yıllardır düşündüğü ve uygulamaya koymak için altyapısını hazırlığı planla, NBA yakın gelecekte Avrupa'ya ayak basacak. Sporseverler büyük keyif alacak, ancak kulüplerimiz ve basketbolumuz için gelecek, acaba o kadar parlak olacak mı...

SAAT 19.00 veya 20.00... Oturmuş TV'nin başında naklen LA Lakers, Detroit Pistons veya Sacramento Kings'in bir Avrupa NBA takımıyla maçını izliyorsunuz. Veya bu heyecanı Avrupa'nın bir kentinde, salonda yaşıyorsunuz. Bu bir seferlik bir heyecan değil. Çünkü, normal sezon maçlarının sürekli evsahiplerinden birisi de herhangi (!) bir Avrupa kenti. Bu önümüzdeki bir kaç sezon için olmasa da yakın bir gelecekte gerçekleşecek düş. Çünkü NBA'in patronu David Stern böyle diyor, böyle istiyor.

Avrupalılar gözde

NBA'de bu sezon görev yapan basketbolcuların yaklaşık yüzde 20'si ABD dışından. 29 takımın kadrosunda, 34 ülkeden, 65 yabancı basketbolcu bulunuyor. Bu 34 ülkenin de 18'i Avrupa'dan, yani yüzde elliden fazlası. 65 yabancının 39'u Avrupa, 23'ü de diğer Güney, Kuzey, Orta Amerika, Afrika, Asya ülkelerinden. Amerika'nın kendi basketbol liginde, dışarıdan gelenlerin özellikle de Avrupalıların sesi her geçen gün daha fazla çıkmaya başladı.

Avrupa basketbolu, yavaş yavaş NBA'i yakalıyor. Gerçekte, Avrupa mı yakalıyor, yoksa NBA mi eski yıldızlarının yerini dolduramıyor, bu da farklı bir tartışma konusu. Ancak nedeni ne olursa olsun, Avrupa, NBA'de giderek ağırlığını hissettiriyor.

Bugün Dallas Mavericks'i NBA'de Play-off'a taşıyan isimlerin başında Alman Dirk Nowitzki geliyor. Geçen sezonun ‘‘En Değerli Çaylağı’’ İspanyol Pau Gasol'du. 2002-2003 sezonunun draftını hatırlayın. İlk sırada ilk kez bir Çinli, Yao Ming vardı. Normal sezon sona eriyor, Play-off yanında yine draft gündeme giriyor. 2003-2004 Draftı'nda ilk sıraya aday Amerikalı LeBron James, ama ikinci sıra için aday, daha 17 yaşını doldurmayan Sırp Darko Milicic.

Son yıllarda Amerika'da NBA'e olan ilgi ve gelirlerin azalmasıyla Stern'in yıllardır içinde olan dünyaya açılma isteği daha da kabardı. Son yıllarda özellikle de bu yıl tüm dünya NBA çılgınlığı yaşıyor. NBA maçları dünyanın her köşesinde yayınlanıyor, Amerikan basketbolu global bir popülerlik kazandı.

Altyapı hazırlığı

Bu gelişmeleri gözönüne alınca, Stern'in NBA'i Avrupa'ya ve Uzak Doğu'ya taşıma isteğini normal karşılamak gerek. Ama Stern, yıllardır Avrupa'da NBA takımları oluşturmanın planlarını yapıyor. Bir kaç ay önce bu yöndeki düşüncelerini ve çalışmalarını yine gündeme getirdi. NBA'yi ABD dışında da yaymayı hedefleyen Stern, özellikle İtalya, İspanya ve Fransa'dan bir takımı NBA'e kazandırmak istiyor. Stern, NBA'i dünyaya yayma düşüncesinin altyapısı için de Londra, Melbourne, Hong Kong başta, çeşitli kentlerde resmi NBA ofislerini kuruyor.

Aday kentleri

Paris, Milano ve Barcelona Stern'in Avrupa'da NBA'i taşımayı düşündüğü şehirlerin başında geliyor. Ancak henüz NBA'in gerektirdiği bir salonun olmayışı, kültürel pazarlama, takımların seyahat programları ve fikstür konusundaki çekinceler, bir Avrupa NBA takımının oluşumu öncesi netleşmeyen konular. Özellikle geçen yıl, Stern'in NBA'i Avrupa'ya taşıma düşüncesi ilk kez gündeme geldiğinde basketbolcular arasında tepkiler yükselmişti. Yorucu uzun seyahat programları olacağı gerekçesiyle basketbolcular bu düşünceye sıcak bakmadıklarını dile getirdiler.

Keyif ve fatura

Aslında NBA'in Avrupa'ya veya Avrupa'nın NBA'e girmesiyle basketbolun patronluğunda önemli bir değişim de olacak. Bugün Avrupa'da, FIBA ve ULEB'le çift başlı olan basketbola yeni ve daha ezici bir güç dahil olacak. NBA'in Avrupa'da basketbolun yönetimini de etkileyerek kontrolü ele alacağı bir gerçek. Bugün uzlaşma sağlayamayan FIBA ile ULEB arasındaki kavga yerini NBA'e karşı açılacak cepheyle yeni bir yöne kaydıracak. Ancak basketbolda pazar payını NBA'in kapacağını şimdiden söylemek kahinlik olmaz. Sponsorlar NBA'e kayacak. Bir NBA takımı varken, kaç firma ulusal ligde bir takıma sponsor olmak isteyecek.

Tüm dünyanın NBA'le yatıp, NBA'le kalktığı şu dönemde, Avrupa Ligi'nin veya ulusal liglerin de tadı kaçacak. Seyirci gözüyle baktığımızda belki keyfine doyum olmayacak bir imkan yaşanacak, ama kulüpler bu işten en zararlı çıkacak taraf olacak gibi gözüküyor. Bir NBA maçı varken, kaç kişi Avrupa Ligi veya kendi ulusal liginin maçını seyredecek.

Hatırlayın...

Bu sezon öncesi G.Saray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin gündeme getirdikleri basketbol ve voleybol şubelerini kapatma isteklerini, ligde kalmalarının sağlanması için yapılanları hatırlayın. TRT'nin maç yayınlarını almasıyla kulüplerimize bir soluk aldırıldı. Peki NBA dururken, ulusal ligimiz maçlarının yayın hakkını almak için kaç TV şirketi devreye girer?

NBA, kısa süre sonra Avrupa'ya ayak basacak. Basketbolseverler bundan büyük keyif alacak, ancak kulüplerimiz ve kendi basketbolumuz için gelecek acaba o kadar parlak olacak mı...
Yazarın Tüm Yazıları