Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nautilius’ten bildiriyorum

HAVA Kuvvetleri’nde görevli bir albay uçak enkazının arandığı bölgeye geliyor, Akdeniz’in dibinden albayın istediği uçak parçaları çıkartılıyor.

Parçaları çıkaran, deniz araştırmalarında dünyanın en iyi gemisi Nautilius. Ondan daha iyisi yok. Gemide görevli ekip de, yine bu alanda dünyanın en iyisi.
İki pilotumuzun kurban gittiği, Suriye tarafından düşürülen, düşürüldüğü iddia edilen, düşürülen, her şeye rağmen düşen uçağımızı çıkarmak görevi Nautilius’a veriliyor. Nautilius görevini hakkıyla yerine getiriyor. Sonra da, çelişkili açıklamalar eşliğinde uçak enkazının bulunduğu alandan ayrılıyor.
Nautilius deniz araştırmalarını sürdürmek amacıyla şu anda Sinop’ta, denizin dibinde çok farklı araştırmalar yapıyor.
Dün Nautilius’a ulaşıyorum. O nedenle Nautilius’dan bildiriyorum.

52 SAATLİK GÖRÜNTÜ

Nautilius uçak enkazına ulaştığı andan itibaren, en son teknikle donatılmış araçlarla denizin dibinde çekimlere başlıyor. Şu anda elde 52 saatlik kusursuz görüntüler var. Bu görüntülerden yola çıkarak, uçağın sırrına ulaşmak mümkün.
Görüntülerde yüzlerce değil, binlerce uçak parçacığı var. Ancak, bu kadar parça bulunması, uçağın yine de vurulmasının sonucu olmayabilir. Uçak havadan suya çarpsa bile, bu ölçüde dağılabiliyor. Bununla birlikte, şu önemli:
“Binlerce parçalardan hareketle, uçakla ilgili bilgi edinmek mümkün”.
Bu gözlem bana ait değil. Gemideki teknisyenlere ait. Kaldı ki, 52 saatlik görüntüler hala açıklanmayan pek çok temel soruya yanıt veriyor. Ülkeyi yönetenler aslında her türlü bilgiye sahip, kamu oyuna açıklamıyorlar.

MOTOR YEPYENİ

52 saatlik görüntülerin deşifresi ve o görüntülerin kendisi, benim değil, uzman gözüyle şu manzarayı seriliyor.
-Uçakta patlama emaresi yok. Uçağın düşmesi kendi içindeki herhangi bir arızaya bağlı değil. Bu tez ortadan kalkıyor.
-Pilotlar tek parça halinde çıkartılıyor. Bu da, uçağa füze ya da uçaksavarın isabet etmediğine işaret ediyor. Uçak bombalansa, pilotların ikisi birden nasıl tek parça kalabilir? Pilotlara ait bot ve kaskların sapasağlam su yüzünde bulunması, uçağın bombalanma olasılığını iyice zayıflatıyor.
-Motorlar yepyeni duruyor. Uçağın gövdesinden ayrılmış, ama sanki yeni bir uçağa monte edilmek üzere vitrinde bekliyor.
Pilotların durumu ve motorların sağlam kalması uçağın düşmesinden itibaren kamu oyuna yapılan açıklamalar hakkında çeşitli soru işaretleri uyandırıyor. O açıklamalarda doğru olan, olmayan, abartılan, gizlenen, kamu oyunu yanlış yönlendirmeye dönük bölümler var.
52 saatlik görüntüler uçakla ilgili bütün sırlara açıklık kazandıracak güçte. Bu görüntüleri elde ettikten sonra, geminin orada bulunmasına artık gerek kalmıyor. Deniz Kuvvetleri ve Dışişleri Bakanlığı önerisiyle gemi Akdeniz’den ayrılıyor.

Okyanus belgeseli

NAUTILIUS Sinop’ta jeolojik, biyolojik, arkeolojik görüntüler elde etmek üzere bir dizi araştırma yürütüyor.
Benzer araştırmalar sonucunda Nautilius’da daha önce gösterime giren Gelibolu Belgeseli hazırlanıyor. Şimdi yeni bir belgesel var, Okyanuslar Belgeseli, Eylülden itibaren izlemek mümkün.
Nautilius aslında Türkiye’nin denizlerini tanıtmak, deniz batıklarını çıkarmak için büyük fırsat. Ne var ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu fırsata sırtını dönüyor. Örneğin, geçen yıl Bodrum’da düzenlenen sempozyuma kültür varlıkları adına tek bir kişi bile katılmıyor. Denizdeki kültürel varlıklarla ilgili çalışmalara ilgi göstermiyor.
Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayacak bir pencere kapatılıyor. Bakanlık kendi bindiği dalı kesiyor.

İşte verdiler haydi açıklayın


AYLARCA Uludere katliamını unutturmak istiyorlar. Uludere sırları hala güncelliğini koruyor. Orada vur emrini kim verdi? Adli soruşturma hangi aşamada? Aradan yedi ay geçiyor, bilen yok.
Uludere’nin yerini şimdi düşen, düşürülen uçak alıyor. Şimdi bize uçağı unutturmak istiyorlar. Birbirini tutmayan açıklamalarla, komik duruma düşmeyi göze alarak, unutturmak istiyorlar.
Amerika ve Rusya “uçakla ilgili bilgileri Ankara’ya verdiklerini” açıklıyor. Bu açıklama kulis bilgisi filan değil, resmen söyleniyor.
Buna karşılık, Ankara’dan ses yok. Amerika ve Rusya’nın ilettiği bilgilerde neler var? Haydi, açıklayın.

Ağar o raporu yazmalı


HAPİSTE Radikal’e verdiği röportajda Mehmet Ağar çeşitli soruları yanıtlarken, “Kürt Raporu yazdığını” söylüyor. Bu sözleri değişik tepkilere yol açıyor.
Ağar, bence Kürt Raporunu yazmalı ve o rapor yayınlanmalı. Böylelikle, son otuz yıl içinde derin devletin Kürt sorununa yaklaşımını öğrenmiş oluruz. Terörün otuz yıldır neden sona ermediği hakkında ipucu elde ederiz.
Ağar’ın önereceğini farklı çözüm olacağını sanmıyorum. Ancak, yaşanmış olayları gerçeğe uygun aktarır mı, onu bilmiyorum.

X