"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Nasreddin Hoca projesinde hesap hatası

DÜN Kanal İstanbul ile ilgili olarak bir hesap uzmanı arkadaştan gelen bilgilerle yazdığım “bakkal hesabı” yazısında bir hata oldu.

Arkadaşım bir çarpma işleminde hata yaptı, ben de kontrol etmediğim için hataya ortak oldum, sizlerden özür diliyorum. Yazının hurriyet.com.tr’den çıkarılmasını da ben istedim.
Sabah yazımı okuduktan sonra hatamı tespit edip bana bildiren okuyucularıma teşekkür ediyorum. Şarık Tara da arayıp, “Mühendislerin yapacağı işi hesap uzmanlarına bırakma” dedi, haklı olduğunu kabul ediyorum.
Ancak benim yaptığım hata da Başbakan’ın projesinin Nasreddin Hoca’nın “diken” projesinden farklı olmadığı gerçeğini değiştirmiyor.
Hesaplamada yaptığımız varsayımlar gerçeklerle zaten örtüşmüyordu.
Başbakan’ın kanalı bir tür otoyol olmayacak, yükseltme havuzları da gerekecek, yükseltme havuzları yapılmayacaksa, hafriyat bugün öngörülenden çok daha fazla olacak.
Yani hesabın eğrisi, doğrusuna denk geliyor, bunu belirteyim.
O büyüklükteki gemilerin kanala giriş ve çıkışları, akıntı ve rüzgâr da hesaba katıldığında bir bisikletle bahçe yoluna girmek gibi olmayacağını denizde biraz vakit geçiren herkes bilir.
Kanalın iki ucunda kapaklar olmalı, gemiler halatlarla bağlanarak sabit hale getirilmeli ve sonra kanala girmeliler.
O tonajda bir geminin girdiği kanalda yükseltme havuzu olmasa bile tam yol gidebilmesi zaten söz konusu değil ki bu da zaten günde geçebilecek gemi sayısını her iki yönde de düşürüyor.
Büyük tonajlı gemilerin geçtiği bir kanalın kenarında “Boğaz manzaralı” bir kent kurmayı hayal edenlerin de mevcut kanalların (Panama, Korint, Süveyş gibi) internetteki fotoğraflarına bir göz atmasında yarar var.
Gerçek şu: Başbakan’ın projesi inanmak isteyenler için harika olabilir ama hayatın gerçekleriyle anlatılanlar örtüşmüyor!

Adrese teslim şartname değişince

SEÇİMLERDE kullanılacak oy pusulalarının basımı ile ilgili ihalede bugün geldiğimiz nokta, kamu ihalelerinin genel sorununun ne olduğunu da açıklıkla ortaya koyuyor.
İhalenin şartnamesinde itiraz üzerine yapılan değişiklik, fiyatı 3 günde 12’de 1 düzeyine indirdi.
Daha önce 11 milyon 990 bin lira bedelle yapılan ihale, yine aynı şirket tarafından bu kez 899 bin lira bedel ile yapılacak.
Kuşkusuz ki ihaleyi alan şirket sırf iddia olsun diye fiyatı bu kadar indirmedi.
Bu fiyat üzerinden de para kazanıyor olmalı ve ne kadar fahiş fiyatlar ile ihalelerin tamamlandığı da böylece ortaya çıktı.
İhale şartnameleri adeta belli şirketler tarif edilerek hazırlanıyor ve böylece başka şirketlerin rekabete girerek fiyatın aşağıya çekilmesi engelleniyor.
Bu tek bir örnek değil, kamu ihaleleri ciddiyetle incelenirse böyle binlerce ihale bulunabilir.
AKP hükümetinin, sekiz yıllık iktidarı döneminde kamu ihaleleri ile ilgili kanunu defalarca değiştirmiş olmasının nedeni de ihalelerin önceden belirlenmiş şirketlere verilmesini hedefliyor.
Üniversite giriş sınavının da hep aynı şirket tarafından kazanılıyor olmasının nedeni de böyle bir ihale şartnamesinin eseridir.
Söz konusu şirketi bunun için suçluyor değilim, onun için bana yanıt yetiştirmeye çalışmalarına gerek yok.
Ancak o ihale şartnamesi, sadece o şirketin bu ihaleye girmesine olanak veriyor, benzeri büyüklükteki başka matbaaların ihaleye girmesine izin vermiyor.
Oy pusulaları ile ilgili ihalenin böyle neticelenmesi dilerim ki bundan sonraki ihalelerde “adrese teslim şartname” olayını önleyecek bir deneyim olsun.

Takkeli eylem hazırlığı

İSTANBUL’da belediye otobüslerinden birinin sürücüsünün, koltukta el ele oturan çifte “Burası seks otobüsü değil” diye çıkışıp, otobüsten indirmesi üzerine bir eylem yapılmıştı.
İnternette örgütlenen bir grup genç, aynı güzergâhta çalışan bir otobüse binip öpüşerek bu hareketi protesto etmişti.
İmam hatiplileri bir araya getiren “İHL Sözlük” isimli internet sitesinde de şimdi bu protestoyu protesto etmek için bir girişim başlatılmış.
Bir grup imam hatipli, başlarına takkelerini giyerek otobüse bineceklermiş.
İHL Sözlük sitesine yazan bir kişi “Sokakta sekse müsaade etmeyeceğiz” diye yazıyor. Bir başkası otobüsün zemzem suyuyla yıkanarak “necis ve cünüp” olan otobüsün arındırılmasını öneriyor.
Protesto gerçekleşir mi, hangi yol tercih edilir, bunu bilebilmeme olanak yok.
Ama girişimin tehlikeli olduğunu söylemeliyim.
Bir kişilik hakkının engellendiğini düşünenlere karşı, bu engellemeyi haklı bulup gösteride bulunma girişimi bir tek sonuç doğurur: Kutuplaşma artar, birbirimizi dinleme ve anlama olanağını ortadan kaldırır.
Bir otobüste ya da parkta öpüşen bir çiftin, bu arkadaşları neden rahatsız edebileceği de ayrıca tartışılmaya değer bir mesele.
Bir tek şey söylenebilir: Size ne?
Böyle bir görüntü sizi rahatsız ediyorsa kafanızı çevirip, oradan uzaklaşmak neden bu kadar zor?

X