"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

“Nasıl Bodrum, kalabalık mı?”

Yakın zamanda Bodrum’a gidip gelmiş birine sorulan ilk soru bu! İstisnasız herkes önce bunu soruyor. İşte o sorunun yanıtı ve Bodrum’a dair öteki şeyler...

Hemen o sorunun yanıtını vereyim: Hayır, Bodrum o kadar kalabalık değil! Ama bu hafta sonu itibariyle yeterince kalabalık olacaktır.
Kalabalık olsa da olmasa da Bodrum, Bodrum işte.
Kendine has, eğlenceli, yalnız, bazen gıcık, bolca lüks, yeri geldiğinde salaş... İşte güncellenmiş Bodrum notları:

Bir Türkbükü klasiği olan Ship Ahoy’un bir yanında Arnavutköy Balıkçısı öteki yanında ise etçi Tango var. Ortada yine klasik Ship Ahoy gürültüsü aynı tas devam.
Tango’nun karşısında Biber açılmış. Türkbükü turuna çıkanlar önce Biber’e uğruyor ve gece 24’e kadar burada takılıyor. Yaş ortalaması yüksek. Müzikler iyi.
Biber olmuş buraya. Sevdim. 
Biber çıkışı ya Ship Ahoy’a ya da iki adım ötedeki Sess’e gidiliyor. Gördüğüm kadarıyla Sess’e giden çoğunlukta. Ship Ahoy’un pabucu dama atılmış.
Sess’in Türkçe pop ortamı herkesin gevşeyip coşmasını sağlıyor. Ayrıca genç kızların gözdesi futbolcular da (bakınız: Burak Yılmaz mesela) localara kurulunca ortamın daha da kalabalıklaşması kaçınılmaz oluyor!
Gündüz bu civarda denize girmek için en ideal yer Kuum Otel plajı. Mimarının Gökhan Avcıoğlu olduğunu öğrendiğim Kuum’un odaları dışarıdan bakınca hayli fütüristik, hayli bilimkurgu filminden fırlamış gibi, yani zevkli.
Otelin en takdir edilesi yanı ise büyük ağaçların hemen hepsini ta Sicilya’dan getirtmiş olmaları.
Çünkü bizde yetişmiş, büyük ağaç bulmak çok zormuş. 
Yalıkavak Palmarina bir adet lüks cenneti. Mağazaları, restoranları, içinde dolaşan milyonerleriyle...
Eğlencesine gelince: Parti adamı Mert Vidinli cumartesileri Palma Beach’te, perşembeleri ise Billionaire’de yazlık parti serisine başlıyor.
20 ila 30 yaş arasının bu popüler partilere akın edeceğine şüphe yok.
Daha ağır, oturaklı takılmak isteyen ise geceleri Cipriani’ye gidiyor. Hem soslu levreği dayanılmaz leziz hem de servisi inanılmaz özenli.

AYSEL'İN ALBÜMÜNÜN 'EN'LERİ

Medyada adı sürekli “Aysel’im” diye yanlış yazılan “Aysel’in” albümünü baştan sona dinleyince aklımdaki not defterine şunlar yazılı (asılı) kaldı: 

EN SİNEMATOGRAFİK YORUM: Ayşegül Aldinç’in “Yolun Başında” yorumu. Zaten bu şarkı film müziği gibidir. Ne zaman dinlesem, hep bir filmin içinde hayal etmişimdir. Mesela bir yol filminde. Ayşegül Aldinç’in yorumuyla daha da katmerlenmiş bu sinematografik tat. Arabada giderken son ses dinleyin derim.

EN KORKUNÇ DÜZENLEME:  “1945”. Eda-Metin Özülkü’nün seslendirmeye çalıştığı şarkıya tek kelimeyle yazık olmuş. 

EN COOL:  “Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam”. Yıllarca şarkıyı Sezen Aksu konserlerinde o kadar çok dinledik ki, bu yeni yoruma/düzenlemeye ilk başta alışmak zor. Biraz zaman vermek gerekiyor. Ama orijinali hayli şenlikli bir hissiyata sahip şarkıyı Sertab Erener daha cool bir pakete sokmuş. Sanki İsveçli şarkıcı Robyn söylüyor şarkıyı. Tat, hayli kuzeyli yani...

EN DAMAR: “Sitem”. Ata Demirer coşmuş! İnsanın rakı içesi, kendini paralayası filan geliyor şarkıyı dinlerken. 

EN YANLIŞ SEÇİM: “Yine Yeniden”. Şu ana kadar hep kadın vokallerden (Nilüfer, Sezen Aksu) dinlediğimiz bu şarkıyı bir erkek vokale (Yaşar) teslim etme fikri pek olmamış. 

EN İÇİMİN YAĞLARINI ERİTEN: “Sultan Süleyman”. Mabel Matiz’in yorumu dillere destan olmuş. Tekrar tekrar dinlemeye doyamadım. Döneme de uymuş. O yüzden yazın şarkısı budur diye okla işaret etsem, yeridir/zamanıdır.

EN TSM: “Firuze”. Yani Tarkan. 

EN KOYU HÜZÜN: “Sır”la Sezen Aksu ve “Ünzile”yle Aşkın Nur Yengi.

O AŞK HANGİ MEKANDA BAŞLADI

Derin Mermerci ve Doğuş Yayın Grubu’nun görevinden ayrılan CEO’su Cem Aydın.
Onların aşkını bundan iki ay önce Karaköy’deki Gaspar adlı mekanda hissetmiştim.
“Hissetmek mi, nasıl yani?” demeyin, bazen öyle olur ya, hissedersin. Ama soramaz ve söyleyemezsin.
Çünkü sırası değildir.
O gece Derin Mermerci’nin doğum günü kutlanıyordu.
Cem Aydın da oradaydı.
“Aşk o gün başladı” iddialı bir laf tabii, ne zaman başladığını bilemeyiz.
O zaman şöyle diyeyim: İkilinin aşkının gün ışığına çıktığı yerdi Gaspar.

X