Narin'den; "Fazla borcu devlet üstlensin" önerisi

Saffet YENİGÜN/KEMER (Antalya), (DHA)
31 Ekim 2008 - 13:42Son Güncelleme : 31 Ekim 2008 - 13:42

TÜRKİYE Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, küresel kriz ortamında kişiler ve müesseseler üzerindeki kredilere dayalı borç yükünün tehlikeli bir boyuta geldiği uyarısında bulundu.

Narin, “Hükümet ana paranın bir mislini aşan, iki, üç, dört hatta beş kata varan bu fazla borç ve faiz yükünü vatandaşın ve şirketlerin üzerinden devralsın ve bankalara bu parayı kendisi enjekte etsin” dedi.

Türkiye Sanayii İşverenleri Sendikası’nın Antalya’nın Kemer İlçesi'ne bağlı Tekirova Beldesi'nde bulunan Martı Myra Tatil Köyü’nde düzenlediği ‘Gelecek’ konulu toplantının ikinci gününde konuşan Halit Narin, Türkiye'de tekstil, bankacılık ve otomotiv gibi lokomotif sektörlerin zor durumda olduğunu belirterek, bu sektörlerin sorunlarına çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi. Narin, Başbakan’ın ‘Benim lokomotifime ne oluyor’ demesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Lokomotifi olmayan bir Türkiye’yi hiçbir yere götüremezsiniz. Allah korusun bu lokomotife bir şey olursa hepimizin başına bir şey gelebilir. Tekstile bir şey olursa, büyük felaket olur. Bu sektörde milyonlarca işçi var ve yarısı işini kaybetti. Müteşebbislerin de yarısı işsiz durumda. Çocukluğumuzdan beri yöneticilerimizden hep ‘yapacağız, edeceğiz’ söylemini dinliyoruz. Artık ‘bunu yaptık, şunu yaptık, şu kararları aldık, uygulamaya koyduk ve sonuç aldık’ diyen bakanlara, bürokratlara ihtiyaç var. Yanlış da olsa karar alacak birilerine hasret kaldık. Bu krizde karar alacak ve bunları hızla hayata geçirecek politikalara acilen ihtiyaç duyuyoruz.”

MÜTEŞEBBİSİ KURTARIN
Siyasetçilerin her zaman ‘önce vatan, sonra milletim’ diye başlaması gerektiğini söyleyen Halit Narin, şunları kaydetti:
“Şu anda bankaları kurtaralım operasyonları var. Bankaları kurtarmak güzel ama bankaların sıkıntısının aksettirildiği topluluğu kurtarmak varken neden bankacılık ön plana çıkıyor? Bir dünya krizi var, hükümetimiz bunu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ama ‘tedbiri nereden alacaksınız?’ dediğiniz zaman, hükümetlerden daha kıymetli olan Türk müteşebbisi ve Türk insanı var. İnsan hep vardır, ama müteşebbis her yerde yoktur. İlk defa ele alınacak şey, tükenmekte olan Türk müteşebbisidir. Faiz altında eritilen Türk müteşebbisi, Atatürk döneminde büyüyen ama finans sistemi düzgün kurulmadığı için eriyen Tük müteşebbisi. Müteşebbisi müteşebbis yapan, onunla birlikte çalışanlardır. Bu ikinci plana alınarak ön plana bankacılık sektörünü alma mantığı ile yaklaşarak 70 milyon insanın ana problemini geri plana bırakmak, büyük bir hatadır.”

JAPONYA ÖRNEĞİ
Narin, küresel kriz ortamında kişiler ve müesseseler üzerindeki kredilere dayalı borç yükünün tehlikeli boyuta geldiği uyarısında bulundu. Narin, “Hükümet ana paranın bir mislini aşan, iki, üç, dört hatta beş kata varan bu fazla borç ve faiz yükünü vatandaşın ve şirketlerin üzerinden devralsın ve bankalara bu parayı kendisi enjekte etsin” diye konuştu. Halit Narin, 1984 yılında Özal hükümeti döneminde bu hükmün kaldırıldığını hatırlatarak, “Hükümet kriz koşulları nedeniyle bir kereye mahsus olmak üzere bu borç yükünden vatandaşını kurtarmalı ve onlara yeniden borçsuz olarak hayatlarını, işlerini geliştirmelerine ve taze bir başlangıç yapmalarına fırsat tanınmalı” dedi. Halit Narin, sisteme örnek olarak da Japonya'yı gösterdi. Japonya’nın 15 yıl önce, halkı borçlandığı için 120 milyar dolar ödeyerek halkının borcunu ödediğini belirten Narin, “120 milyar dolar borçlanan halk, yeni bir motivasyonla çalışmaya devam etmiştir. Bugün, vatandaşın, ana borcundan sonrası olan faiz borçlarını bankalardan satın alarak, hükümetin ödenebilir borç seviyesini sağlaması gerekir. Böylelikle, müteşebbisin havlu atmasına mani olmalı, huzur içinde yaşama şansı vermelidir” diye konuştu.

KUTULARI OLAN BİR ÜLKEYİZ
Bürokratik engellere de değinen Narin, “Biz, kutuları olan bir ülkeyiz. Maliye’nin, Vakıflar'ın, Çalışma Bakanlığı’nın, tüm bakanlıkların bir kutusu var. Bunların da bir sürü kararnameleri var. Her müsteşar ve bürokrat, bu kutu içinde kalmaya çalışıyor. Yanlış burada zaten. Bu kutular niye yapılmış? Türkiye’de bu kutular içinde imkan vermeleri araştırmak yerine, ‘bundan dolayı bunu yapamam’ diyen, kurallara bağlı kalmayı yeğleyen bir bürokrasi içinde kalıyoruz. Hükümetin ve bürokrasinin en büyük meselesi vatandaşın önünü açmaktır. Siz bunu yaptığınız zaman, milletin yapamayacağı bir şey yoktur” diye konuştu.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı