Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Naralanarak bilim yapmak!

SON dönemde sözüm ona liberaller arasında bir moda baş gösterdi.<br><br>Yakın tarihe çatarak ne kadar özgürlükçü olduğunu göstermek!

Bu anlayışa göre; Cumhuriyet’in kuruluş değerlerine, İsmet İnönü’ye, CHP’ye ve tabii ki TSK’ya çatmak kişiyi otomatikman liberal ve özgürlükçü kılıyor!

Son günlerde Demirel’e yüklenip, Özal’ı özgürlükler ilahı ilan etmek de prim yapmaya başladı.

Beni ilgilendiren naralanmayı hüner sayan bazılarının bilim adamı olma iddiaları!

En çok rahatsız olduğum konu şu:

Geçmişe çatan veya geçmişteki bazı kişileri yücelten kişiler bilimsellik açısından küçük düştüklerinin farkında değiller!

Bugünün değerler yapısı ve bugünün şartları/koşulları/imkânları ile geçmişi değerlendirmek her türlü dedikodu dinamiğini tetikleyebilir ama bilimi de katleder!

Maalesef, kendilerini bilim adamı sayanların ve onların peşine takılan siyasilerin yaptıkları budur!

Kaba ama basit bir örnekle meramımı anlatayım.

Birisi 50 sene evvel, uzaktaki dostuna bir mesaj iletmek için telgraf çeken insanları neden e-posta göndermedikleri için eleştiriyorsa, resmen halt ediyordur.

* * *

Geçen gün bir “bilim insanı” Başbakan’a “Özal olsaydı Başbuğ’u kulağından tutar atardı” mealinde bir söz sarf etti.

Ben de kendisine soruyorum:

Nereden biliyorsun?

 O da herhalde “Özal’ın çok özgürlükçü” olduğunu, onun için bir tahminde bulunduğunu söylemekten ileri gidemez.

Zira, rahmete kavuşmuş bir insanın bugün ne yapacağını bilmek sadece yıldönümü mevlitlerinde cenaze ağlayıcılığı yapanların hüneridir.

“Yaşasaydı, Atatürk ne yapardı” tartışması ile “bilim insanının” düzdüğü Özal methiyesinin hiçbir farkı yoktur!

Nuray Mert yazdı. (Hürriyet-9.11.09) Aynı “özgürlükçü” Özal siyasi yasaklar ile ilgili yapılan referandum (6 Eylül 1987) sırasında yasakların kalkmaması için propaganda yapmıştı! Genelkurmay Başkanı Torumtay ise 1. Körfez Savaşı’na tepki vererek istifa etmişti (3 Aralık 1990). Ancak, istifayı kabul eden Özal’ın arkasında ABD vardı!

Benim Özalcı olduğumu bilen bilir. Ancak, ben ıslak imza olayı ile Özal 20 sene evvel de, şimdi de karşılaşsa ne yapardı, bilmiyorum!

Bilmemenin de bilimsel erdem olduğunu düşünüyorum.

“Bilenler” işkembelerinden konuşuyorlar.

* * *

Geçen ay katıldığım bir toplantıda da; çoğunluğu “bilim adamları”ndan oluşan tartışmacılardan bazıları Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini yerden yere vurdular.

Cumhuriyet’in kurucuları otokrat ve dolayısı ile özgürlük düşmanı olmakla suçlandı!

Bu “bilim insanları” Cumhuriyet’in hangi değerlerinin bugünün şartları gereği anlamını yitirdiğini tartışmayı beceremediler.

Daha da ötesi, tarihi perspektif içinde özgürlüklerin burjuva sınıfının gelişimi ile paralellik arz ettiğini, siyasi özgürlüğün serbest piyasa ekonomisinin vaz ettiği “hür teşebbüs” anlayışının bir sonucu olduğunu unuttular. Cumhuriyet’in kuruluş senelerinde ise ülkede “hür teşebbüs”ün de, “serbest piyasa ekonomisi”nin de olmadığını göz ardı ettiler.

İşlerine öyle geldiği için tarihi kendi koşullarından koparan, ne kadar naralanırsa o kadar prim yapacağını sanan “bilim insanı” sıfatlı insanları komik buluyorum.

Ancak, bunlar kendilerini liberal olarak yutturmaya kalkınca bu sefer ifrit oluyorum!    

 

X