Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Namus ve sabra sarılacağız

Yavuz GÖKMEN

‘‘Doğdun,

üç gün aç tuttuk,

üç gün meme vermedik sana,

Adiloş bebem,

hasta düşmeyesin diye,

töremiz böyle diye,

saldır şimdi memeye,

saldır da büyü...

bunlar, engerekler ve çıyanlardır,

bunlar,

aşımıza, ekmeğimize

göz koyanlardır,

tanı bunları,

tanı da büyü...

bu namustur,

künyemize kazınmış,

bu da sabır,

ağulardan süzülmüş,

sarıl bunlara,

sarıl da büyü.’’

* * *

Üzerime resmi ideolojinin devlete yapıştığı gibi yapışan gribi geçirebilmek için istirahat etmekten başka çare bulamadım. Evden çıkmadım ve tere bulanıp ateşim biraz düşünce çok sevdiğim kütüphaneme daldım. Kitapları kokladım ve bazılarını tek tek okşadım. Sonra aralarından birkaç şiir kitabı çekip karıştırdım. Sonunda en sevdiğim şairde, Ahmed Arif'te karar kıldım. O, şiirlerinin çoğunu işkencelerden sonra mapushanelerde yazmıştı. Sadece küçük bir kitabı dolduracak kadar şiir yazabilmiş; ne var ki, daha sonraki yıllarda bir satır bile yazamamıştı.

Ancak yazdığı şiirler eşine asla rastlanamayacak kadar güzeldiler.

‘‘İçin bir suskunsa tekin mi ola

o Malta bıçağı, kınsız, uyanık

ve genç bir mısradır

filinta endam

neden, neden alnındaki yıkkınlık

bakışlarındaki öldüren buğu

kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri

nasıl da almış aklımı

sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan

dost, düşman sözeder kendi kavlince

kınanmak yiğit başına

bu ne ayıp, ne de yasak

öylece bir gerçek kendi halinde

belki yaşamama sebep.’’

* * *

Bu şiirler ve diğerleri bana ilaç gibi geldiler. Çünkü onları okumadan önce gazeteleri okumuştum. Camilerde merkezi vaaz sistemiyle ilgili haber de okuduklarımdan biriydi. Bu haberi okuyunca gülümsemiş, düşüncelerimi iyileşince yazmaya karar vermiştim.

Bugün sadece ve sadece şiir yazacaktım.

Aşktan, namustan, sabırdan ve umuttan bahseden şiirler yazacaktım.

Ve özgürlükten ve direnmekten...

‘‘Gelgelelim beter bize kısmetmiş

Ölüm böyle altı okka koymaz adama

Susmak ve beklemek müthiş

Genciz namlu gibi

Ve çatal yürek

Barışa, bayrama hasret

Uykulara, derin, kaygısız, rahat

Otuz iki dişimizle gülmeye

Doyasıya sevişmeye, yemeye

Kaç yol ağlamaklı olmuşum geceleri

Asıl bizim aramızda güzeldir hasret

Ve asıl biz biliriz kederi...’’

X