Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nafaka sorununuzu çözmeyene oy vermeyin

Partiler neredeyse herkese cennet vaat ediyor. Ancak cenneti vaat eden siyasiler içinde nafaka sorununu çözeceğini söyleyen bir Allah’ın kulu yok.

Yüz binlerce kadını ilgilendiren nafaka konusunda çözümü olmayana siz de oyunuzu vermeyin!

evlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre her yıl ortalama 500 bin kişi evleniyor, 100 bin kişi boşanıyor. Boşandıktan sonra medeni ilişki sürdürenlerin yüzdesi sizce kaçtır? Özellikle ortada çocuk varsa, sorun büyük... Çoğunluğun derdi nafaka...

Geçen yaz İngiltere’de çıkarılan yasayla, çocuklarının nafakasını ödemeyen boşanmış babalar çok yakın takip altına alındı. Yeni sistemle babalara elektronik kelepçe takılması, pasaportlarına el konulması gündeme geldi, hatta sokağa çıkmaları bile engellenecekti. Yasa tasarı halindeyken en büyük destek İngiliz Çalışma Bakanı John Hutton’dan gelmişti. Bakan Hutton, "Nafaka ödememek için bahaneler uyduran bütün babaların tepesine bineceğim" diyerek nafaka kaçkını babalara gözdağı da vermişti. Ancak bizim memlekette nafaka kaçkını babaların tepesine inecek bir siyasetçi maalesef yok.

Bir kadın, bir anne, bir gazeteci olarak çocuğa verilmesi zorunlu nafakanın babaların vicdanına bırakılmasına şiddetle karşıyım. Bu nedenle bu konuyu gündemde tutmaya çalışıyorum. Çünkü o kadar çok mağdur kadın var ki!

22 Temmuz’a kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koltuğunda oturan Murat Başesgioğlu, geçen yıl bu konuda bir şeyler yapma sözü vermişti. Aradan bir yıl geçti. Tık yok!

Oysa "Nafaka ödememek için bahaneler uyduran bütün babaların tepesine bineceğim" cümlesi İngiliz Bakan Hutton’dan çok bizim siyasetçilerin ağzına yakışır.

Halen bakanlık koltuğunda oturan Murat Başesgioğlu, avukatlık yaptığı dönemde adliyelerde kadınların yaşadıkları nafaka sorununu yakından biliyor.

Biliyorsunuz, hakim nafaka ödeme kararı verse bile en büyük sorun tahsilat aşamasında yaşanıyor. Çünkü adamlar mahkeme kararına rağmen nafaka ödememekte direniyorlar. Araya icra konulsa bile değişen pek bir şey olmuyor. İşte bu noktada Çalışma Bakanlığı’nın harekete geçmesi çok önemli. Çünkü asıl tıkanıklık burada. Ayrıca nafaka artırımı nedeniyle adliyeler meşgul ediliyor. Bu artırım otomatik faize bağlansa, kadınlar her yıl adliyelerin yolunu tutmamış olacak.

Avans nafaka

Nafaka sorununu basit yöntemlerle çözmüş ülkeler de var. Aynı konuda Türkiye ile aynı maddeleri içeren İsviçre Medeni Kanunu kapsamında, nafaka sorununa yönelik olarak "Nafaka Avans" sistemi (Alimente Vorschuss) adı altında bir uygulama bulunuyor.

Sosyal dairelere bağlı olarak Gençlik Dairesi (Jugendamt) adı altında kurumsal yapı oluşturulmuş. Çocuklu bir ailenin boşanmasından sonra, nafakayı içeren mahkeme kararının bir sureti aynı zamanda Gençlik Dairesi’ne gönderiliyor. Özellikle eşler arasında nafakanın alınmasında bir sorun görüldüğü takdirde, boşanan eş Gençlik Dairesi’ne ve Sosyal Daire’ye bu konuda yetki veriyor. Mahkemenin bağladığı nafakanın bu kurum üzerinden alınması sağlanıyor. Eşe ve çocuklara bağlanan nafaka bu birim tarafından "avans" olarak veriliyor.

Nafaka ödemekle yükümlü kişi, nafakayı bu birime yatırıyor. Nafakanın yatırılmaması durumunda oluşan alacak, bu birim tarafından takip ve tahsil ediliyor. Bu oldukça basit ve işlevsel uygulama, Zürich kantonunda 1917 yılından beri uygulanıyor.

Bazı şeyleri yeniden keşfetmeye gerek yok. Devlet, kadınlarını mağdur etmesin. Mahkemenin öngördüğü nafakayı devlet kadına ödesin. Sonra da adamlardan tahsil etsin. Bu nedenle 22 Temmuz seçimlerinde propaganda yapan siyasilere nafaka konusuna nasıl baktıklarını ve çözüm önerileri olup olmadığını sorun. Kem küm ediyorsa, beylik laflarla geçiştiriyorsa oyunuzu vermeyin.

Bakın bu konuya ilişkin yaşanmış ilginç bir olay anlatacağım. Yakın bir arkadaşım, çocuğunu yaz okuluna göndermek istiyordu. Çocuk da bunu babasından talep etmiş. Bir hafta sonra baba "Annene söyle, yaz okuluna gittiğin sürece nafaka ödemeyeceğim" diye mesaj göndermiş. Şimdi güler misiniz, ağlar mısınız? Elimi arkadaşımın omzunu koydum "Sen de bundan sonra yaptığın her şeyi kalem kalem yaz. Sonra faturadan düşersin" dedim. Güldük. Bu adamları kaynar kazana atmak lazım, belki de buralardan gitmek lazım...

Her yaşa fitness

25 yıldır tüm dünyada 65 bin çocuk için fitness’ı eğlenceye dönüştüren My GYM, İstanbul’da hizmete girdi. 6 haftalık bebekten 13 yaşına kadar farklı yaş grubundaki çocuklar merkeze devam ediyor. Her yaş grubu için hazırlanan fitness programları var. Küçük yaştan itibaren çocuklara sporu sevdirmeyi ve sporu yaşam biçimi olarak benimsetmeyi hedefleyen My GYM’de oyun, jimnastik, cardio, dans, müzik ve kuklalar ile birlikte spor eğlenceye dönüşüyor.

Rekabetin olmadığı bir ortamda birlikte başarmak için tasarlanan programlar, çocukların diğer çocuklarla etkili bir iletişim kurmasını sağlıyor. Ayrıntılı bilgi www.mygym.com.tr adresinde...
X