Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muzip çocuk ve ustası

Her oyun durduğu an Mirsad’ın gözleri Aydın Örs’ün gözlerinde.

(bu yazı, Fenerbahçe’nin müessese tekelini kırarak 16 yıl sonra kazandığı lig şampiyonluğu sonrası yazılmıştır. 3 Haziran 2007)

Her oyun durduğu an Mirsad’ın gözleri Aydın Örs’ün gözlerinde. Bahane arıyor yanına gitmek için. Azıcık ışık görsün kopup geliyor kenara. Atıyor elini Aydın hocanın omuzuna, başlıyor istişareye: “hocam Semih şuraya kaysın, tamam oldu değil mi hocam, oldu oldu... hadi beyler bakın hocamız neler söylüyor...”
 
Semih ve Oğuz'a saha içinde hata yaptıklarında fırça çekerken ise Aydın Örs oluyor birdenbire. Kaşları çatılıyor, gözleri yanıyor, yüzündeki çizgiler fazlalaşıyor.

24 sn süresi dolmuş, Kerem Gönlüm saha dışında topu çevirmeye çalışıyor. Tabi ki ilk yaygarayı koparan yine Mirsad.  Hemen kanatlarını açıp uçuyor hakemin yanına. Çembere alıyor ki kimse yaklaşmasın ve kulis yapmasın diye! Oysa hakem çoktan 24 saniye kararını  vermiş, bunu görüp kafayı "evet evet, bravo" diye sallayarak ve alkışlayarak tribünlere amigoluk yapmaya gidiyor.

Atılan her adrenalin, kopma anı basketinden sonra haykırarak, dudaklarını ve yumruklarını sıkıp kendi kendine kutlayışı, yakarışları, mest olduğu için bayılma ve erime noktasındaki halleri... Taraftar gibi.

Bir tek kendi sahasından driplingle topu sürüp Steve Nash’cilik yapmadığı kalmıştı, onu da 3. maçta gördük çok şükür.

Fenerbahçe savunmasıyla Efes’i boğuyor, topu kaybettiriyor. Mirsad tribünlere dönmüş, ama yan gözle de Aydın Örs’e bakıyor. Uyarıyı alınca hemen geri dönüyor. En büyük silahı o haşarı çocuk gülüşü. Muzipçe, gözlerini büyülterek Aydın Hoca’ya bakıp yüzünü şekilden şekile sokup derdini anlatmaya çalışıyor. Eller kollar sürekli hareket halinde: "Ya hocam bak ben onu tutmaya gitmiştim, o bana vurdu ya! Hakem vermedi faulü. Ben ne yapayım!" ...

Aydın Örs ona kızdığı için kenara aldığında önce yalvarıyor, derdini anlatmaya çalışıyor, nafile! Havluyu kaptığı gibi sırtını dönüp en uç noktaya gidiyor. Ağzı sürekli oynuyor, ama bu sefer yüz ifadesi "bana bulaşanı yakarım" diyor. Jet hızıyla geri dönüp önceki çocuk ifadesine bürünmesi ve Aydın hocaya ağlamaya başlaması arasında ise 3-5 saniye geçiyor. Aydın hoca bile bunu görünce yelkenleri suya indiriyor. Herkesin çekindiği  baba ve patron, Mirsad'a geldi mi tartışırken bile aslında gülüyor. Görüyorum, hissediyorum. Seviyor onunla bu atışmaları. Belki de gülme duygusunu bastıramadığı, otoriter Aydın Örs imajını sahada terkettiği tek an.
 
3. maç... Bitime 3 dakika kala, takım eller belde dağılmış. maç bitsin diye bekliyor (dikkat ediniz tam Mirsad'ın oyundan çıktığı andır bu!) . Efes Pilsenli oyuncular atıyor basketleri birbir. Solomon orta sahadan 3’lük denemeleriyle Aydin Örs'un sinirlerini haşat ediyor (lafın gelişi. İlk defa Aydın hoca’nın buna tepkisiz kaldığını, sakin sakin durduğunu gördük). Mirsad sallana sallana benche geliyor. Şak şak yaparak. Reklam panoları arkasında 3 tane formalı miniğin yanına gidip başlıyor onlarla şakalaşmaya. Bir anda çerçeveye Nedim Karakaş giriyor (filmlerde otorite sağlamak için sert görünmek zorunda kalan babacan amca yani). Nedim Karakaş Mirsad'ı kulağından tuttuğu gibi (bakışlarıyla!)  “geç yerine, otur şuraya" diyerek sandalyesine yolluyor.

Tabi Mirsad "peki Nedim ağbi peki" havasında uslu uslu yola koyuluyor elinde havlusuyla. Ama gözleri "ağzım kulaklarımda" diye parıl parıl parlıyor.

"Cuma 15 bin kişi olacak burada" diyor double double’ci Mirsad. İsteğine de kavuşuyor. Ne taraftar onu üzüyor ne de o taraftarı. Sus işareti bile yapıyor. Ya Aydın Örs?

Mirsad: Ya ben bir sey yapmadım hocam ya!!!

Aydın Örs: Geç geç, otur yerine. Bıktım senden (iki eliyle yaka silkme hareketi eşliğinde)…

Biz ise sizleri izlemekten bıkmadık.
 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI