Hürriyet Cumartesi Haberleri

    Müzikten bu kadar uzak kaldıktan sonra beni kimse tutamaz geçmiş olsun!

    Fotoğraf: İbrahim Yurtbay
    06.10.2017 - 12:58 | Son Güncelleme:

    Şarkıcı Nez, 2002’de hayatımıza ‘Sakın Ha’ şarkısıyla girdi. Kostümleri ve danslarıyla olduğu kadar, klibiyle de alışılmışın dışında bir profil sergiledi. Arada dizilerde de oynadı ama onun için müziğin yeri başkaydı. Nez, yedi yıl sonra yeni teklisi ‘Senin Annen Olamam Ben’le karşımızda.

    Müzikten bu kadar uzak kaldıktan sonra beni kimse tutamaz geçmiş olsun

    Yedi yıldır yoktunuz. Nerelerdeydiniz?

    -Çok gezdim, kendi kendime yetmeyi öğrendim, besteler yaptım. Bu yedi yılda müziği bırakmadım, sadece göz önünde olmak istemedim. Sıradan bir insanım. Bazı şeyleri çok da abartmaya gerek yok. Günlük hayatınızda sahnedeki gibi dolaşmazsınız.

     

    Böyle söylediğinize göre, sizden sahnedeki gibi vamp gezmenizi bekleyenler mi var?

    -Tabii, var. Saçımı, makyajımı, topuklarımı düşünsene... Bana göre kadınlık 30’undan sonra başlıyor, ben de kadınlığımı daha fazla yaşadığım bir dönemdeyim. Kendinizi daha iyi tanıyor, neler yapmak istediğinizi daha iyi anlıyorsunuz. Kendini tanımak için de kendinle mutlu olmayı öğrenmen gerekiyor.

    Önceden mutsuz muydunuz?

    -Değildim ama şimdi gitgide daha mutlu oluyorum. Bazı şeylere doymak gerekiyor. 20’li yaşlarımda toydum, bir gün ağlıyor, bir gün gülüyordum. Şimdi çok kolay ağlayamıyor, her şeyi kafama takmıyorum. Bir gün sokakta yürüyordum, bir patlama oldu. “Bir dakika” dedim, “Çok daha ciddi şeyler var.”

    Hangi patlama?

    -Taksim’deki... Evden bir dakika önce çıksaydım, her şey farklı olabilirdi. Bir dakika farkla hayattayım.

    Biraz geçmişe gidelim. Çocukluğunuz dendiğinde aklınıza hangi görüntü geliyor?

    -İngiltere’deyim, bayram harçlığımı almışım, mahalledeki çocuklarla bakkala gidip, onlara gazoz ve gofret alıyorum. Annem geliyor, “Bunu Nezihe yaptı, değil mi” diye soruyor. O zaman da arkadaşlarıma çok değer verirdim. Biraz erkek gibiydim, yıllarca futbol oynadım, yüzme ve satranç takımındaydım. Her aktivitede vardım, enerjim asla bitmiyordu. Hâlâ öyleyim. Annem geçenlerde “Kızım bir dur, dinlen” dedi. Ama müzikten bu kadar uzak kaldıktan sonra beni kimse tutamaz, geçmiş olsun!

    Yeni tekliniz ‘Senin Annen Olamam Ben’ hayırlı olsun.

    -Teşekkür ederim. Bu şarkı benden herkese bir merhaba. Bu şarkıya klip çekme niyetimiz yoktu, sadece nakaratı içeren bir sunum hazırlayacaktık. Ama bu geri dönüş beni öyle heyecanlandırdı ki dayanamadım. Şanslıyım, bu dönemde yapımcım Kemal Arslan’la tanıştım, bana inandı. Önümüzdeki birkaç hafta içinde albümüm de geliyor.

    ‘Annen Olamam Ben’ ne demek?

    -Ben anaç bir kadınım. Aramızda çok yaş farkı yok ama iki oğlum ve bir kızım var. Anneler Günü’nde bana çiçeklerle gelirler, onları bir anne gibi kollarım. Bir gün yaşadığım ilişkileri düşündüm. Özel hayatımda da hep anaçtım. Bu durumu seviyorum ama bu anaçlığımı bir tık indirmenin iyi olacağını düşündüm. “Yeter” dedim, “senin annen olamam ben.” Şarkı böyle çıktı. İnsanlar Jennifer Lopez’in ‘Aint Your Mama’ şarkısına benzetiyor. O şarkıda ‘Ben senin annen değilim’ diyor, bense ‘Senin annen olamam’ diyorum. Kıyaslamayı çok seviyoruz.

    Kendi klibinizi izleyince ne düşündünüz?

    -Mutluluktan ağladım. Çok özlemişim, yedi yıl beklemeyebilirdim. Tabii o arada yine konserler verdim. Ben bir var oluyorum, bir yok oluyorum. Bence tekrardan var olabilmen için bir ara yok olman gerekiyor. Çocukluğum dediğim dönemde hep sahnedeydim. Sonra sessiz bir döneme geçtim. Çalışamıyor olmayı büyütmedim çünkü ciddi hırslarım yoktu.

    Neden çalışamadınız?

    -Uzanlar’ın şirketine bağlıydım, sözleşmem TMSF’ye verilince çalışamadım. Başkası olsa bunu canlı yayınlarda yüz kez anlatır. Ama ben “Bunu yaşamam gerekiyor” diye düşündüm, Türkiye’nin dramı olmak istemedim. Bana iyi-kötü kim ne yaptıysa, hepsini affettim.

    2002’de yayımlanan ‘Sakın Ha’ şarkınız için “Şimdi bakıyorum da o dönem çektiğim kliplerde biraz sınırı aşmışım. O görüntüler benim de düşündüğümün bir tık ötesindeydi” demişsiniz. Suistimal mi edildiniz?

    -Yok, yok. O yıl ben daha çocuktum, sektörde yeniydim. Benim için bir plan yapıldı, ‘bu giyilecek’ dendi, o klip için onlarca insan çalıştı. Ancak aradan yıllar geçtiğinde “Hmm demek ki bu böyle olmamalıymış” dedim. O zaman bunu diyen kızla bugünkü kadın aynı şeyleri düşünemez ve yapamaz. O yıl, en iyi çıkış yapan şarkıcı oldum. Üstelik, albüm yapın diye bir kapı bile çalmamıştım. Sahne aldığım caz kulübündeki dinleyicilerimin sevgisiyle dikkat çektim.

    Klibinizi bugün izlediğinizde ne görüyorsunuz peki?

    -İşin başında, başarılı, çok çalışkan ve enerjik bir kız görüyorum. Bu bana 10 ve 20 sene önce sorulsaydı, vereceğim yanıtlar birbirinden farklı olurdu. O zamanlar “Bana biraz fazla geldi” demişim ama şu anda bana hiçbir şey batmıyor. Tam tersi, benim o yıllarda yaptığım danslar, görüntüler, kostümler şu anda yapılıyor. O dönemde yaptığım her şeyle gurur duyuyorum ve tek rakibim olarak eski beni görüyorum.

    Hayalinizde ne var?

    -Hayalim, müziğime kendi istediğim gibi devam etmek. Popüler olanı değil, canımın istediği müziği yapacağım. Konuşulmadığın gün korkacaksın. ‘Reklamın iyisi, kötüsü’ meselesinden bahsetmiyorum. İnsanlar seni konuşmuyorsa seni dinlemek istemiyor ve konserlerine gelmiyorsa, üstüne gitmeyeceksin. Ama ben yıllardır yeni şarkı yapmadım, buna rağmen konserlerime geldiler, demek ki dinleyicilerim beni istiyor, tabii ben de onları...

    Siz onları, onlar sizi isterken neden beşer yıl ara veriyorsunuz?

    -Zamanında popüler kültürün çok içinde yaşadığım için, o popüler kültürden bir o kadar uzak kalmayı seviyorum. Cihangir’deki manavımla çay içiyorum, esnafla tavla oynuyorum. Doyuyorum ve tekrar gücümü sağlayıp sahnelere çıkıyorum. Herkes 7/24 popüler kültürün içinde olamaz. Biraz bırakacaksın, başkalarının vakti gelecek. Bundan 1-2 sene sonra, ben yine gider, biraz dinlenirim. Ha belki bu sefer beş sene ara vermem. Hayatı yaşamak lazım. Geçen gün Cihangir’de kafede oturuyorum, önüme balkondan dev bir parça düştü. Tam önüme! Yan oturmasaydım, kafam yoktu ve şu an hayatta da yoktum. “Vah vah” edecek vakit yok.

    Size röportajlarda en çok beğendiğiniz erkek tipi ve kalçalarınız sorulmuş.

    -Eskiden “merak ediliyor ki soruluyor” diye düşünüyordum. Bana beni tanımaları için sorulacak sorular yerine, kendimi beğenip beğenmediğim soruluyordu, evet. “Beğeniyorum” diyordum, hoop manşet oluyordu. Yahu insan “Hayır, kendimi hiç beğenmiyorum” diyebilir mi?

    Siz anlatın kendinizi…

    -Yerimde duramam, beni asla beni bir kanepede yatarken göremezsin. Dört yıldır televizyonum yok. Yağlıboya yapmayı, yemek pişirmeyi çok severim. Drama okudum, seni delirtene kadar Kıbrıs aksanı yapabilirim. En sonunda “Yeter” der ve kaçarsın. Sokakta küçük bir kızın konuşmasını duyar, gün boyu onun gibi konuşurum. Evde biriyle birlikte yaşayamıyorum, kendi dünyamı yaşayabilmem lazım. Evlensek ama ayrı ayrı evlerimiz olsa, olmaz mı? (Gülüyor)

    Geçen yıl eve giriş çıkışlarınız dahil olmak üzere sizi takip eden, fotoğraflarınızı çekip sosyal medyada paylaşan biri vardı. Hakkınızda koruma kararı da çıkarıldı.

    -Evet, koruma kararını üçer aylık periyotlarla uzatıyoruz, davamız da devam ediyor. Ciddi bir korku yaşadım. Son dönemlerde kadınların sürekli omzundan bakarak yürümesi, “Bunu giymesem mi, bunu yapmasam mı” diye düşünmesi, sürekli tetikte olması korkunç bir durum. Olmadık yerde açık saçık giyinecek halim yok.

    Kendinizi bunu söylemek zorunda hissetmeniz başlı başına bir sorun.

    -Tabii ki. Dediğim gibi, ben 7/24 sahnedeki gibi yaşayan bir insan değilim ama o kişi beni kafasında öyle görüyor. “Ben onu taciz etmeliyim” diyor, buna hakkı olduğunu düşünüyor. Ama kadınlar susarsa nereye kadar? Susmayacaksın, söyleyeceksin!

    Müzikten bu kadar uzak kaldıktan sonra beni kimse tutamaz geçmiş olsun

    “Bu ülkede kadınlara çok fazla yük bindiriliyor. Kadın 7/24 güzel olmak zorunda, yaşlanamaz, çizgisi, selüliti, çatlağı olamaz. Benim için ‘Nasıl kilo almış’ diyorlar. Yahu insan kilo da alır, kilo da verir. Kadın kocasından boşanıyor, ‘Hmm kesin para almıştır’ diyorlar. Yahu, nereden biliyorsun? Kadın düşmanlığı yapıyorlar. Ben kendimi çok seviyorum. Bana sürekli kalçalarımı soruyorlardı, “Bir insanın genetik bir yapısı vardır, niye bana sürekli bunu soruyorsunuz” diyordum. Ben çizgilerimi de seviyorum, çatlaklarımı da... Klavye başında bana bu kadar kötü yorumları yazanlar, beni sokakta görünce ‘Aa canım hadi selfie’ diyor. Boşverin artık, herkes kendi işine baksın.”

     

     

    Kahvenin bilinmeyen tarihi

     

    Etiketler: nez , keyif
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı