"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Müzik festivalinde bira yasağı

SİNGAPUR’daki gökdelen otelin en üst katlarından birindeki odama girip mini barın kapağını açtığımda, içinde yalnızca su, soda, muhtelif meyve suları, kola gibi alkolsüz içeceklerin beni karşılaması garibime gitmişti.

Üstelik mini barın üstünde muhtelif içkilerin fiyatlarının da yazılı olduğu bir liste vardı. Ama listede yazılı içkiler mini barın içinden kaybolmuştu.
Otelin oda servisini arayıp bu durumun nedenini sorduğumda, istendiği takdirde odama hemen içki servisi yapılabileceği yanıtını aldım. Biraz sonra odamın kapısı çalındı ve otel yönetiminden bir yetkili, mahcup bir yüz ifadesiyle özür diledi, “Siz gelmeden önce Türk yetkilileri tarafından bize heyet mensuplarının odalarındaki mini barlardan bütün alkollü içkilerin alınması söylendi. Otelimizde başımıza ilk kez böyle bir olay geliyor” diye konuştu.

OTEL ODASINA GİREN ZİHNİYET

Bu olay, 14 Ağustos 1996 tarihinde, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın gerçekleştirdiği ilk yurtdışı gezisinin üçüncü durağı Singapur’da geçiyordu. Gezinin daha önceki ilk iki durağı olan İran ve Pakistan’da içki zaten yasaktı.
Erbakan’ı getiren THY uçağında da Başbakanlığın uyarısı nedeniyle alkollü içki servisi yapılmamıştı. Singapur’a gelindiğinde ise alkole karşı odanın içinde önlem alma yoluna gidilmişti.
Gazetecilerin gösterdiği tepki ve basında çıkan haberler üzerine bu yasak gezinin sonraki bölümlerinde yumuşatıldı. Örneğin, gezinin bir sonraki durağı olan Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da konakladığımız otelde gazetecilerin odalarındaki mini barlarda içki vardı ama resmi heyet üyelerinin mini barları yine sterilize edilmiş, alkolden arındırılmıştı.
Erbakan’ın başbakanlığının daha ikinci ayında karşılaşılan bu olay, başkalarının yaşam tarzına müdahale etme hakkını kendinde gören bir zihniyetin, Singapur’daki bir otel odasının içine kadar uzanabileceğini göstermesi bakımından göz açıcıydı.

YA ANADOLU’DAKİ UYGULAMALAR

İstanbul’da geçen hafta sonunda Bilgi Üniversitesi’nin Santral İstanbul kampusunda düzenlenen “One Love” müzik festivalinde gelen baskılar üzerine biranın yasaklanmasıyla ilgili haber ve yorumları okumak, beni tam 16 yıl önce Erbakan’ın gezisinde yaşadığım bu olaya geri götürdü.
Aynı müdahaleci anlayış, bu kez İstanbul’da Haliç kıyısında Bilgi Üniversitesi’nin sınırlarından içeri girerek, tam 10 yıldır yerleşmiş olan bir uygulamayı yasaklıyordu.
Yıllarca sahip olduğunuz bir serbestinin birden ortadan kalkması sizde bir eksiklik duygusu yaratır. Kullandığınız bir özgürlüğün aniden yok olması yaşam alanınızı daraltan, sınırlayan bir durumdur, giydiğiniz bir elbisenin daralması gibi...
Bu tür daralmaların örneklerini son zamanlarda belli aralıklarla günlük hayatımızda yaşıyoruz. Örneğin, İstanbul’da Asmalımescit ve civarındaki sokaklarda eskiden beri dışarıda yemek yenebilirken, 2011 yazında yürürlüğe konan belediye yasağı nedeniyle vatandaşların sahip olduğu bu serbesti kaybolmuştur.
Tabii, Asmalımescit’te ya da Bilgi Üniversitesi’ndeki bir müzik festivalindeki yasaklar Türkiye’nin en büyük kentinde uygulamaya konduğu için hemen basına yansıyor ve bu şekilde kamuoyunun gündemine geliyor, tartışılıyor, tepkiler ortaya konuyor.
Benzer nitelikte olaylar Anadolu’nun uzak köşelerinde meydana geldiğinde bunun kamuoyunun bilgisine ulaşma imkanı var mı? Çoğunlukla yok...

BOŞLUKTA SEDASI KALAN BİR GÜVENCE

Aslında Eyüp’te meydana gelen son olay, farklı yaşam tarzlarına karşı sergilenen tahammülsüzlüğün ulaştığı boyutları gösteren çarpıcı bir örnektir.
Anadolu’da içki servisi yapılan lokallerin sayısının hızla azalması, ruhsatlarının AK Partili belediyeler tarafından yenilenmemesi, bu tür yerlerin kent dışına taşınmaya zorlanması, bazı öğretmenevlerinde içki yasağı getirilmesi gibi daha pek çok örnek verilebilir.
Bütün bu gelişmeler giderek belirleyicilik kazanan bir yönelişe işaret ediyor. O yöneliş, koyulaşan muhafazakar bir örtünün yavaş yavaş ama istikrarlı bir şekilde Türkiye’nin üzerini kaplamakta oluşudur.
Bu örtü inerken “Farklı yaşam tarzlarına saygılıyız” şeklindeki söylemlerinin sedası boşlukta giderek uzaklaşıyor.

X