Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mutluluk ve emlak piyasası

Pakize SUDA

Mutluluk nedir sizce?

Gelirken kapıyı çalar mı?

Gürültü çıkarıp geldiğini belli eder mi?

Giderken kapıyı çarpar mı?

Gelince uzun mu kalır?

‘‘Mutsuzluk’’, mutluluğun gitmiş olanı mıdır?

Biri ‘‘mutlu musun?’’ diye sorduğunda düşünmeden cevap verebilir misiniz?

Bir insanın mutlu olup olmadığı dışarıdan bakınca belli olur mu?

Herkesin hayatta en az bir kere mutlu olma şansı var mıdır?

Mutlu olabilmek için önce mutsuz olmak mı gerekir?

Bu soruların cevabı var mıdır?

*

Önce mutluluğun tarifinde anlaşalım. Bana göre ‘‘mutluluk’’ sözlüklerde tarif edildiği gibi ‘‘Bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişmekten duyulan kıvanç durumu’’ değildir. Eğer mutluluk bu demekse, aslında mutluluk diye birşey yoktur. Çünkü dünyada bütün özlemlerine, bütün isteklerine eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişen bir Allah'ın kulu yoktur. Diyelim ki böyle biri var. Onun içinde bulunduğu duruma da mutluluk değil ‘‘mutsuzluk’’ denir. Adam herşeye erişmiş; ne istek kalmış ne özlem. E, ne olacak şimdi?

*

‘‘Sen sözlüklerden iyi mi bileceksin’’ demeyin. Bu tarifler gökten zembille inmedi; sizin benim gibi birileri tarafından yapıldı. Üstelik mutluluk elle tutulur, gözle görülür bir nesne olmadığına göre, ne anlama geldiği kişiden kişiye değişebilir; hatta, kişinin içinde bulunduğu şartların değişmesine göre bugünden yarına da...

Etrafımızda olup biten herşeyin içinde mutluluk ve mutsuzluk birarada var. Birini ya da ötekini bulup çıkarmak bize kalmış.

Aslında pek de derin karmaşık bir konu değil. İnsanların kendilerini ‘‘iyi’’ ya da ‘‘kötü’’ hissettikleri zaman dilimleri var deyip geçmek, en doğrusu.

Kişinin kendisini iyi hissetmesi için yüzlerce sebep var. İşte bunlardan biri. Sizin şu anda oturup 7 tane dosya kağıdını yazıyla doldurmak zorunluluğunuz var mı? Cevabınız ‘‘Hayır’’ ise ‘‘iyi’’ durumdasınız. Ben maalesef doldurmak zorundayım.

*

Aslında bugün yazmak istediğim, kendimi ‘‘kötü‘‘ hissediyor olmam ve bunun nedenleri. Bu satırlara kadar bunu ertelemiş olmamın nedeniyse girizgah yapma arzusu.

Kendimi neden ‘‘kötü’’ hissettiğime gelince...

Bizim apartmana yeni birileri taşınacakmış.

‘‘Sana ne bundan’’ diyebilirsiniz. İyi de, benim oturduğum daireye taşınmak istiyorlar. Kısacası bütün kiracıların başına gelen ‘‘Oğlum gelecek’’ felaketi benim de başıma geldi.

Gerçi ev, ayrı düşmenin insanda çöküntü yaratacağı, bir ev değil. Hatta çıkmayı düşünüyorduk. Kışın ısınmaz, manzarası yok, koridoru o kadar uzun ki otobüs çalışsa olacak. Üstelik bir baştan bir başa her geçişim olay oluyor. Zira alt kattaki hanımefendi yürüyüşümü takiben sopayla tavana vuruyor. Tıkırtı olmasın diye çıplak ayakla yürüdüğüm halde oluyor bu. İşin ilginç yanı kardeşim yürürken hiç problem olmuyor. Kanaatimce kilom, döşemenin taşıma kapasitesini aşıyor. Koridoru kıçıma pervane takıp geçmeyi planlıyorum.

Dediğim gibi, zaten çıkmayı düşündüğümüz bir evdi ancak ‘‘mecbur olmak’’ sıkıntı yaratıyor.

*

Ev aramaya başladık. Başladığımız andan itibaren inşaat ve emlak piyasasına ne kadar yabancı olduğumu farkettim. Ve bu konuda bilgi ve görgü sahibi olmama vesile olan ev sahibimin kulaklarını çınlattım.

Edindiğim bilgileri, yapmış olduğum tespitleri faydalı olur umuduyla size aktarmak istiyorum.

Ev kiralarken evsahibinin ‘‘oğul’’ ve ‘‘kız’’ durumunu iyice araştırın. Mümkünse çöpsüz üzüm olmasına dikkat edin.

‘‘Lebiderya’’ evleri görmeye giderken hayal kırıklığına uğramamak için hazırlıklı olun.‘‘Lebiderya’’dan kasıt ‘‘klozetin dibindeki bu kadar deniz gören ev’’dir.

Evlerin başına takılan sıfatlara asla inanmayın. Genellikle sizde yarattığı imajın dışında bir anlam ifade ederler. Mesela ‘‘Şirin’’ demek, ‘‘fare girse kuyruğu dışarıda kalacak kadar küçük’’ demektir.

‘‘Süper lüks’’den kasıt yerleri ‘‘marley’’ döşeli demektir. Çünkü o eve lüks sıfatını yakıştıran kişinin yer döşemesiyle ilgili tek bildiği ‘‘karo mozaik’’ olduğundan marheyi görünce ‘‘Ohooo burası süper lüks abi’’ demiştir.

Giden kiracılar, mutfak dolaplarının bir kısmını, özellikle kapakları yanlarında götürürler. Eğer öyle değilse nerde bu kapaklar?

Ev gezerken açık pencereleri kapatmaya, kapalıları açmaya kalkışmayın. Başaramazsınız.

Ev içindeki tüm kapılar kapanmamak üzere imal edilmiştir. O halde neden orada oldukları ise bilinmemektedir.

Birinin ev sahiplerine, vermeden almanın Allah'a mahsus olduğunu hatırlatması gerekmektedir.

Müteahhitlerin dikkatine!

Etiler - Levent civarındaki tüm apartmanların yıkılıp, yerine yenilerinin yapılması zamanı gelmiştir. Birini bile tadil etmek mümkün değildir. Bırakın tadilatı duvara tablo asmak için çivi çakmaya kalkışmak bile vahim sonuçlar yaratabilir.

Etiler - Levent'in yeniden inşa edilmesinin ekonomiye getireceği katkılar ise ayrı bir yazı konusudur.

Bütün bu rezillikler bizlere ‘‘Dolar’’ karşılığında kakalannmak istenmektedir.

Eğer kira için sadece 1000 dolarcık ayırabiliyorsanız yerin iki kat dibinde oturmaya razı olmanız gerekecektir.

Neden herkesin gidip Miami'den ev aldığı, anlaşılmıştır. Peşinat, depozit, komisyon, boya - badana - tamirat, nakliye derken Miami'de oturmak bana da daha ucuza gelecektir.

Mış muş köşesi

‘‘Laleli’’ sizlere ömürmüş.

‘‘Laleli Devri’’de Osmanlı'ya yaramamıştı. Anlaşılan bizim uğurlu çiçeğimiz ‘‘Lale’’ değil.

Demirel ‘‘Boğaz 3. kez geçilmeli‘‘ demiş.

Olmuyor Sayın Demirel, köprüyü 3 kez geçince eve dönemiyoruz. Ya 2 ya 4 olmalı.

Ayı nesli tükeniyormuş.

Hangi ayıların? Benim bildiklerimde azalma falan yok.

Hapiste gazeteci sayısı Abdülhamit döneminden çokmuş.

Sevgili basın mensubu arkadaşlar sakın kötümser olmayın. Bunun altında ‘‘Nostalji’’ yatıyor. Hani Antalya'da Topkapı Sarayı'nın eşini otel olarak inşa etmek, turistleri yeniçeri kılığında karşılamak, sultan kıyafetiyle parti vermek gibi.

Dünyanın en ünlü 50 fizik dehasından ikisi Türk'müş.

Çok affedersiniz, bu önemsiz haber araya karışmış.

Demirel ‘‘Arap alemiyle ilişkiler için çözüm teker teker iknada’’ demiş.

Sayın Demirel görev süresini uzatmak istiyor. Bütün Arap alemini tek tek köşke davet edecekler. E bu da nereden baksanız 150 sene sürer.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI