"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Mutluluğun resmi

Eğer orada yoktuysanız... Hurriyet.com.tr’-den bulup mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Mutluluğun resmi


Gezi Parkı’ndaki piyanonun başına oturmuş iki piyanist, Bulutsuzluk Özlemi’nden “Sözlerimi Geri Alamam”ı çalıyor...
Olası bir polis müdahalesine karşı kafalarda baretler, yüzlerce direnişçi piyanonun etrafını sarmış hep bir ağızdan, “Bir nefes alışımız bayramdı” diye haykırarak müziğe eşlik ediyor.
Bütün bir gece böyle geçti Gezi Parkı’nda.
Gün ışırken hâlâ istek parçalar geliyordu.
Bu kez piyanonun başında tek piyanist, istek parçaları çalıyordu.
İzleyicilerin kimi çiçek, kimi çay, kimi poğaçayla başında toplanıyordu.
Türkiye’nin hasret kaldığı insancıl ve barışçıl duyguların tümüne günlerdir Gezi Parkı’nda kavuşuldu.
Ve bunlar çokça müzikle taçlandı.
Bu piyano ve onun ezgileri Gezi Parkı hareketinin bir BARIŞÇIL DİRENİŞ olduğunun en önemli simgesi belki de.
“Parkı terk edin, aranızda hainler var, bizi onlarla baş başa bırakın” diyen otoriteye verilebilecek en güzel cevap.
Bir taraf silahlarının arkasına gizlenirken...
Diğer tarafın melodiler, alkışlar ve nakaratlarla başkaldırı yolu seçmesi, karşı tarafın elini ayağını dolayacak cinsten.
Biri, barışa giden yolun kötülüklere iyilikle, yalanlara gerçekle, nefrete sevgiyle karşılık vermek olduğunu söylemiş.
Bu fotoğraf işte bunun resmidir.
Mutluluğun resmi çizilemez belki ama...
Ancak bu kadar yaklaşılabilir.

Gelin bu oylamadan vazgeçin

SİZİN “kalkınma” diye gördüğünüz...
Bizim gözümüzde çevre talanı.

*

Sizin “yasak” diye baktığınız...
Bizim gözümüzde hak.

*

Sizin “çanak çömlek” diye küçümsediğiniz...
Bizim için binlerce yıllık tarih.

*

Sizin ayıp saydığınız...
Bizim için sevgi gösterisi.

*

Sizin “sakıncalı” bulduğunuz...
Bizim için edebi eser.

*

Sizin “ayyaş” dediğiniz...
Bizim gözümüzde sosyal içici.

*

Sizin “çapulcu” diye adlandırdığınız...
Bizim kardeşlerimiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız.

*

Sizin “3-5 ağaç” diye nitelediğiniz...
Bizim gözümüzde koskoca park.

*

Sizin “bela” diye tanımladığınız...
Bizim için özgür ifade platformu.

*

Siz “kışla inşasını” oylamaya sunacaksınız...
Biz “Ağaçlar kesilsin mi kesilmesin mi” diye damgayı basacağız.

*

Mesele de bu zaten.
Bakışımızdaki farklılık.

*

Bugüne kadar “toplumsal hassasiyet” ifadesini pek çok kez zikrettiniz.
Madem öyle...
2 haftayı aşkın süredir binlerce insanın her gün aralıksız sesini duyurma çabası da ortada bir toplumsal hassasiyet olduğunu göstermiyor mu?
O kışla neden bu kadar elzem, neden yapılmak zorunda, ne gibi bir toplumsal fayda öngörülüyor bilinmez ama...
Direnişin aktörlerinin derdi kışla falan değil.
Onların ortak derdi Gezi Parkı’nın park olarak kalması.
Yoksa kışlayı gidin herhangi bir yere yapın, kimse itiraz etmeyecektir.
Siz toplumsal hassasiyetlerinizi kanunlarla, düzenlemelerle güvence altına alıyorsunuz...
Yüzde kaç olursa olsun, “bir kısım” insanın toplumsal hassasiyetini dikkate almak da boynunuzun borcu.
Gelin bu oylamadan vazgeçin; Gezi Parkı’nı park olarak bırakın.

Bakanlığa göre dikilen ağaçların azı yok, fazlası var

BAŞBAKAN son 10 yılda 2 milyar 800 milyon ağaç dikildiğini söylediğinde birçokları inanmadı.
Rakam başta kulağa çok yüksek geliyor, doğru.
Lakin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı bunun FAO’ya da bildirilen resmi rakam olduğunun altını çiziyor.
Bir önceki yazımda Bakanlığa 7 soru sormuştum. İşte gelen cevaplar:

Bir hektarın ağaçlandırma maliyeti yaklaşık 4 bin TL. Bu durumda açıklanan ağaçlandırma rakamının maliyeti 7 milyar 200 TL olmalı.
Böyle bir bütçe ayrıldı mı gerçekten?
Son 10.5 yılda yapılan ağaçlandırma çalışmaları için 4 milyar TL harcama yapıldı. Bu rakama kurum personeli ve ekipman masrafı dahil değil.

Dikildiği belirtilen fidan sayısı çok yüksek. Bu kadar büyüklükte bir ağaçlandırma sahası var mı?
Türkiye’nin ormanlık alanı 21.7 milyon hektar. Son 10.5 yılda 3 milyon 691 hektar alanda ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilitasyon çalışması gerçekleştirildi ve 2 milyar 800 milyonu aşkın fidan toprakla buluşturuldu. Yani ülkemizde ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilitasyon için yeterli saha mevcut.

2 milyar 800 milyona ekilen tohum sayısı dahil mi?
Hayır. Örneğin sadece Erciyes Dağı’na yaklaşık 1 milyar 100 milyon adet karpelli sedir tohumu atıldı. Bu rakam size verilen fidan sayısına dahil değil. Sadece 2012’de 980 ton tohum üretimi gerçekleştirildi. 

Sayıya, belediyeler tarafından yollara ve parklara dikilen fidanlar dahil mi? Özellikle de özel şahıslara kiralanan ve üzerine çeşitli meyve ağaçları dikilen alanlar?
Hayır, değil. Bu sadece Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılan çalışma. 

2 milyar 800 milyon gerçekte fidan sayısı mı, yoksa tüm rehabilitasyon, ekilen tohum ve belediyelerin faaliyetleri de bunun içinde mi?
Ormancılıkta rehabilitasyon, fidan dikimi ve sık alanların seyrekleştirilmesi şeklinde olur. Bu rakamlara sadece fidan dikilen alanlar dahil. Seyrekleştirme yapılan alanlarda yeni bir dikim olmadığı için dahil edilmedi.

Ağaçlandırmalarda başarı nedir? Madem bu kadar fidan dikildi, bunların kaçı tuttu, kaç tanesi öldü? Sayının bu kadar fazla olmasının nedeni başarısız alanlara tekrar tekrar dikilen fidanlar mı?
Dikilen fidanların yüzde 80-85’inin tutması bütün dünya ormancılığında başarı sayılır. Dikilen fidanların bazıları elbette kurur. Kuruyan fidanlar yerine tekrar dikim yapılır. Tekrarlanan dikimler de sayıya dahil değil.

Bu kadar çok sayıda fidanı üretecek kapasitede orman fidanlığımız yok. Bu fidanlar nereden sağlandı?
Ağaçlandırma çalışmalarına paralel olarak fidan üretimi de arttı. Türkiye genelinde 3.375 hektarlık alanda yılda 510 milyon üretim kapasitesine sahip toplam 127 adet fidanlık var. Buralarda yılda ortalama 470 milyon adet fidan üretiliyor.

X