Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mutlu günde hüzün!

TARİH 25 Ağustos 1922... Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı tüm şiddetiyle devam ediyor.

Gece geç vakit... Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Afyonkarahisar’ın 20 kilometre güneyindeki Şuhut kasabasında, bir köy evinin üst katında, petrol lambalarının cılız ışığı altında, iki tarafın arazi üzerindeki durumlarını gösteren haritayı inceliyor.

Büyük taarruz, ertesi sabah başlayacaktır.

Yaver Muzaffer Bey, Başkomutan’a top mermilerinin miktarı hakkında bilgi veriyor. Cephane çok azdır. Düşman mevzileri ancak üç-dört saat kadar topçu ateşi altında tutulabilecek, sonra cephane bitecektir. Komutanlar:

“Acaba yoğun bir ateş yerine top mermilerini idareli mi kullansak?” diye soruyor.

Başkomutan “Hayır” diyor “İdareli kullanmak yenilmek demektir. Hepsini de kullanacağız. Son mermi bitinceye kadar ateşe devam edilecek... Sonra süngülerimizi takıp hücuma geçecek ve cephane ikmalini düşmandan yapacağız!”

* * *

26 Ağustos 1922... Sabah olmak üzeredir...

Başkomutan kalkıyor, her günkü gibi tıraşını oluyor, ütülü elbisesini ve beyaz eldivenlerini giyiyor. Çadıra giren yaverine “Hazır mısınız?” diye soruyor. “Evet paşam!” cevabını alınca dışarı çıkıp, tepeden karanlıkları delen gözleriyle düşman tarafına bakıyor:

“Allah Türk milletini ve ordusunu koruyacaktır.”

 Topçu ateşi başlıyor. Birkaç saat sonra cephane bitiyor... Endişeye kapılanlar oluyor ama “Allah Allah!” sesleriyle süngü hücumuna geçen askerlerimiz düşmanla göğüs göğüse çarpışmaya başlıyor. Akşam olurken düşman kaçmaya başlamıştır. Türk askerlerinin süngüleri, batmakta olan güneşin kızıl ışıkları altında alev gibi parlamaktadır.

Üç gün düşman kaçıyor, askerimiz kovalıyor. 30 Ağustos 1922 günü kesin zaferin elde edildiği gündür. Yollarda binlerce düşman cesedi, terk edilmiş toplar, silahlar, cephaneler vardır. Başkomutan’ın öngördüğü gibi, askerimiz cephane ikmalini düşmandan yapıyor.

Mustafa Kemal Paşa iki yıl sonra 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’ın Çal Tepesi’nde yapılan törende:

“Hiç şüphe etmemelidir ki, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada güçlendirildi, ebedi hayatı burada taçlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır” diyor.

* * *

Zaferden bu yana 87 yıl geçti. Bugün 30 Ağustos... Hayatımıza kasteden düşmanı yok ettiğimiz mutlu gün. Tarihte böylesine eşsiz zafere az rastlanır.

Sevinçli olmalıyız, değil mi? Fakat bayram sevincini yüreğimizde hissedemiyoruz.

“Dincilik” ve “Kürt Açılımı” gibi bölücü davranışlar, insanlar arasında yaratılan kin ve öfke gibi tehlikeli duygular, vatanını seven herkesi kahrediyor, keder ve hüzün yürekleri yakıyor.

“Kürt Açılımı” yaygaracıları, yandaş ve yanaşma medyanın parlattığı sahte kahramanlar, yalancı pehlivanlar, milletin aklını karıştırmaya devam ediyor.

Birçok yurtsever, sanık olarak hapishane köşelerinde tutulurken, 25 yıldır elde silah, devleti yıkmak için her türlü melaneti yapan PKK’lı canilere affın altyapısı hazırlanıyor.

Siyasilerin sergilediği tutarsızlık, teröristlere cesaret veriyor, PKK’nın Meclis’teki uzantıları, kabadayı bir eda ile devleti tehdit etmeye devam ediyor...

...Ve bu mutlu günde yurtseverler karalar bağlıyor.

 Ülkeyi bu hale getirenlere yazıklar olsun!

 

X