Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Müthiş pazarlıkta soğukkanlı olmalıyız

    Hürriyet Haber
    30 Eylül 2005 - 00:00Son Güncelleme : 30 Eylül 2005 - 00:01

    AB’de, Türkiye’den son dakika tavizi kopartmak için yarış başladı. Kim ne isterse onu masaya sürüyor. Cümleler, hatta kelimeler üstünde müthiş bir pazarlık yaşanıyor. Erdoğan ve Gül ise bu tarihi pazarlıkta, 1 yıldır Türkiye’de akan 40 milyar doları akıllarından çıkarmıyorlar.6 yıl önce AB Dönem Başkanı Lipponen’in Başbakan Ecevit’i ikna etmek için Javier Solana’yla Günter Verheugen’i sabaha karşı Ankara’ya gönderdiği gece de böyle oldu. 1 yıl önce Tayyip Erdoğan, Avrupalı liderlerin şaşkın bakışları altında ayağa kalkıp ‘Ben gidiyorum’ dediği Brüksel zirvesinde de. Hepimiz, ‘Ata uçağı kalkacak mı kalmayacak mı?’ diye son ana kadar bekledik.Şimdi yine aynı filmi seyrediyoruz. 3 Ekim yaklaştıkça sinirler de iyice gerildi.AB’de, Türkiye’den son dakika tavizi kopartmak için yarış başladı. Cümleler, hatta kelimeler üstünde müthiş bir pazarlık yaşanıyor. Ankara’da Dışişleri koridorlarında ise artık ışıklar sabaha kadar yanıyor. Gelen her bilgi, satır satır inceleniyor. Teknik ve siyasi sonuçları tartılıyor.İNGİLİZLERİN OYUN PLANI Önce AB’nin karşı deklarasyonuna bakalım. İngiltere, kurduğu oyun planıyla Rumları ve Fransızları tatmin etti: Deklarasyon siyasi bir anlam taşıyor; ama hiçbir hukuki bağlayıcılığı yok. En azından şimdilik!‘Türkiye tam üye olmadan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımalıdır’ deniyor. Türkiye’nin 10 yıl üye olamayacağı varsayıldığı için süre veriyorlar. Bu Ankara’yı rahatsız etmiyor. İkincisi, 2006’da uyum protokolünün uygulanıp uygulanmadığını inceleme görevi AB Komisyonu’na veriliyor. 2006’da Rumlara, limanları ve havaalanlarını açmak zorunda kalacak mıyız? Gürültü kopacağı gerçek; ama böylece hem Kıbrıs’ta yeniden pazarlık kapısı açılacak, hem de sorun Avrupa Adalet Divanı’na götürülebilecek. Ankara’nın da argümanları var. Kulaklarını kapatıyorlar.EKSANTRİK AVRUPALIYa, Avrupa Parlamentosu’nda alınan kararlar? Tavsiye niteliğinde ve hiçbir bağlayıcı yanı yok. Peki üyelik için ‘Ermeni soykırımını’ tanımayı şart koşması ne anlama geliyor? Eksantrik ve biraz da politika dışı kalmış bazı Avrupalı siyasilerin şov yaptığı parlamento, 4 kez benzer kararlar aldı. 1987’deki kararı kullanmaya çalışan Ermeniler, Türkiye’ye verilen adaylık statüsünü kaldırmak için 9 Ekim 2003’te Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtılar ve divan, parlamentonun hukuki bir organ olmadığını belirtip davayı reddetti. Dolayısıyla son kararın alınması hiçbir anlam taşımıyor.KIBRISLI TÜRKLERE MORAL Parlamento kararında gözden kaçırdığımız olumlu yanlar da var. Karar, müzakerelerin başlamasına destek veriyor. Hedef de ‘tam üyelik’.Annan Planı’nı reddeden Rumlar kınanıyor. Türkler övülüyor ve Kuzey’le serbest ticaret tüzüğünün işletilip 259 milyon Euro’luk yardımın verilmesi çağrısı yapılıyor.Yani Kıbrıslı Türklere moral verecek karar. Ya uyum protokolünün onaylanmayışı müzakerelerin başlamasını engeller mi? Hayır. Madem öyle, Gül neden ‘Geliyorum’ demiyor? Çünkü hálá müzakere çerçeve belgesinin son şeklini görmediler.Belgeye imtiyazlı ortaklık ya da bu anlama gelecek bazı cümlelerin eklenmesinden, Jack Straw’un yapacağı konuşmanın AB müktesebatının bir parçası olarak kabul edilmesinden ve Kıbrıs karşı deklarasyonuna atıf yapılmasından korkuyorlar.Türkiye, ‘3 Ekim randevusuna gelmiyorum’ diyebilir mi? Son ana kadar belgeyi bekleyecekler. Her kelimeyi inceleyecekler. Diplomatların kelime cambazı olduğuna birçok kez şahit oldum. Yine dans ediyorlar.Erdoğan ve Gül ise bu tarihi pazarlıkta, 1 yıldır Türkiye’de akan 40 milyar doları, sadece Telekom’un 4.3 milyar dolara satılışını ve düşen her 1 faiz puanında Türkiye’nin 2.5 milyar dolar kazandığını hiç akıllarından çıkarmıyorlar. Bizler de biraz daha soğukkanlı olamaz mıyız?
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı