Gündem Haberleri

    Müsteşar dersanecilerle tartıştı

    Hürriyet Haber
    24.10.2005 - 15:49 | Son Güncelleme:

    Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci, Türkiye'de dershanelerden çok özel okullara ihtiyaç bulunduğunu, dershanelerin Türkiye'nin eğitimini yükselten bir işlev görmediğini söyledi.

    “Bir test kültürü oluştuğunu”, dershanelerde verilenlerin öğrencinin üniversitede işine yaramadığını belirten Birinci, dershanecilerin tepkisiyle karşılaştı.

    Özel Dershaneler Birliği'nin (ÖZDEBİR) 13. Olağan Genel Kurulu, Başkent Öğretmenevi'nde toplandı.

    Genel Kurul'un açılışında konuşan ÖZDEBİR Yönetim Kurulu Başkanı Arıkan, özel öğretim kurumları yasa tasarısı ile ilgili eleştirilerde bulundu.

    Arıkan, son birkaç yıldır Türkiye'de bazı dershane ve kursların ”isim sattığını”, bunun da haksız kazanca ve eğitimin ticarileşmesine yol açtığını belirterek, bu konuda düzenleme yapılmasının yönetmeliğe bırakılmasını doğru bulmadıklarını ifade etti.

    Tasarıda Özel okullar hariç diğer özel öğretim kurumlarının valiliğin izniyle açılmasının öngörüldüğünü kaydeden Arıkan, bunun aynı isimlerin verilmesine ve dolayısıyla kargaşaya yol açacağına işaret etti.

    Arıkan, taslaktaki, AB'ye uyum için getirildiği belirtilen “özel öğretim kurumlarında çalışanların da sendikaya üye olabilmesini öngören” düzenlemenin eğitimi aksatacağını savundu.

    “TEST KÜLTÜRÜ OLUŞTU”

    Müsteşar Birinci de yaptığı konuşmada, dershanelerin büyük ölçüde üniversite sistemine bağlı bir yapılanma oluşturduklarını belirterek, üniversiteye giriş sisteminin “eleme”ye dayalı hale gelmesiyle “bir test kültürü” oluştuğunu vurguladı. “Gençlik, düşünme kültüründen, değerlendirme kültüründen bir test kültürüne akıverdi” diyen Birinci, şöyle konuştu:

    “Bu eleme sisteminde; hızlı, çabuk düşünen değil, görüp karar veren ve işaretleyen bir nesil oluştu. İşte dershanelerin anlamı da budur bence. O bilgiler öğrencinin üniversitede hiçbir işine yaramıyor. Öğrenciler 1 sene, 2 sene dershaneye gidiyor ama üniversiteye gittiği zaman 2 sene takip ettiği, beyin yorduğu, çalıştığı, para verdiği sistem üniversitede hiçbir işe yaramıyor. Çünkü üniversitede çok ayrı bir eğitim var. Öğrenci birdenbire düşünmeyle, mantık yürütmeyle analitik çalışmayla karşı karşıya kalıyor.

    Bu test sistemine biraz tenkitle de yaklaşmak durumundayım konumumdan dolayı. Burada bir öğretim üyesi olarak da konuşuyorum, sadece müsteşar olarak değil. Burada bir sıkıntı var. Bunu YÖK ile MEB birlikte çözmeye çalışıyorlar. Küçük bir iyileşme gerçekleşti. Lise 2. ve 3. sınıflardan soru gelmezken, artık 3. sınıflardan da sorular gelmeye başlayacak. Ama orada da bir eksik var. Yine yüzde 65 oranında 1. sınıf ve 2. sınıfın yarısından, yüzde 35 üçüncü sınıftan soru gelecek. Bu yine de bir kazançtır.”

    Üniversiteye giriş sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini anlatan Birinci, şöyle devam etti:

    “Üniversiteye giriş sistemi yeniden düzenlenip, bu giriş sistemi yeni yapılanmaya bilgiye, düşünme zeminine oturtulursa, dershanelerin yapacağı en önemli hareket okullaşmadır. Türkiye'nin özel dershanelerden çok özel okullara ihtiyacı vardır.

    Tabii ki toplumun buna ihtiyacı vardır, bu olacaktır. Bu sistem gerek OKS ve gerekse ÖSS böyle kaldığı müddetçe, dershaneler artarak devam edecektir. Bunun önünü almak mümkün değildir. Artarak devam eden bu sistem tabii ki belli bir düzen, yasa ve yönetmelik içine yerleştirilecektir ama mantık sağlam bir mantık değildir. Ha, bu mantık dershanelerin mantığı değildir, üniversite giriş sisteminin mantığıdır.”

    Arıkan'ın, özel öğretim kurumları yasa taslağına yönelik eleştirilerine de değinen Birinci, özel okullar dışındaki kurumların sadece valilik izniyle açılabilmesi ile ilgili düzenlemenin, “merkezi yetkilerin taşraya verilmesi” ilkesinden hareketle yapıldığını ifade etti.

    Birinci, bugünkü teknolojik ortamda, bir dershane veya kurs isminin kolaylıkla takip edilebileceğini, bunun büyük bir sorun çıkarmayacağını söyledi.

    Sendikaya üyelik konusuna da değinen Birinci, “Bu konudaki endişeleriniz haklı, ama Türkiye'de şu anda 1970'li yıllardaki kaos ortak yok. Biz, resmi okullarda ne varsa özel öğretim kurumlarında da onun olmasını istedik” diye konuştu.

    “DERSHANELER ÖZEL OKULLAR GİBİ DEĞİL”

    Taslakta özel okulların elektrik, su ve doğalgaz ücretlerinin resmi okullara uygulanan tarife üzerinden alınması uygulamasının öngörüldüğüne işaret eden Birinci, aynı uygulamanın neden dershaneleri de kapsamadığı eleştirisine, şu yanıtı verdi:

    “Dershaneler işyeri açma esaslarına bağlıdır. Dershaneler tam olarak özel okul gibi tam görülmüyor, değerlendirilmiyor. Ama özel okullar çağ nüfusuna eğitim vermek için açılıyor. Birisi çağ nüfusunu eğitiyor, ama ötekisi eğitim sistemi içindeki çocuklara verilen eğitimi geliştirmeye yöneliktir. Birisi kara dayalıdır. Kar edilmezse hiç kimse dershane açmaz. Buradaki mantık budur.”

    Dershanecilerin “özel okullar da kar ediyor” diyerek tepki göstermeleri üzerine Birinci, “Bu mantık yanlış olabilir, tabii Meclis'te tartışılacaktır, ama ben bunu size aktarıyorum” dedi.

    Özel dershanelerin okullaşması gerektiğini ifade eden Birinci, ”Türkiye'nin şu anda dershanelere ihtiyacı var, ama dershane Türkiye'nin eğitimini yükselten bir işlev görmüyor sadece üniversiteye çocuk sokuyor ve orada bitiyor. Bu da Türkiye'nin eğitiminin yükselmesi anlamına gelmez, gelmiyor. Bunu tenkit edebilirsiniz. Bu benim bakanlığımın değil, kendi görüşüm” dedi.

    Birinci'nin bu sözleri üzerine bazı dershaneciler tepki göstererek, salon dışına çıktılar, bazıları da bu sözlere çok üzüldüklerini dile getirdiler.

    Bunun üzerine, “dershaneleri itham etmediğini, üniversiteye giriş sistemini itham ettiğini” vurgulayan Birinci, “dershanelerin okullaşması gerektiği” sözlerini yineleyerek kürsüden ayrıldı.

    İNCE'NİN KONUŞMASI

    Birinci'nin ardından kürsüye gelen CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce “Müsteşarın konuşmasını yadırgadığını” kaydederek, ”Siz, dershanede gereksiz şeyler öğretiliyor derseniz, o zaman sınavda gereksiz şeyleri soruyorsunuz demektir. Siz neyi sorarsanız dershane onu öğretir” dedi.

    İnce, şöyle konuştu:

    “Türkiye'de siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, devleti yönetenlere güven azdır ama Türkiye'de ÖSYM'ye olan güven çok fazladır. Rahmetli Altan Günalp öyle bir sistem kurmuş ki bunca yıldır yıkmak istemelerine rağmen yıkamıyorlar. Ama şimdi yıkmak istiyorsunuz, Maliye'ye bağlamak istiyorsunuz. YÖK ile kavga ediyorsunuz, Cumhurbaşkanı ile kavga ediyorsunuz, Anayasa Mahkemesi ile kavga ediyorsunuz. Bu ülkede hiç kimsenin kafası çalışmıyor, herşeyi bir tek iktidar biliyor.”

    Yıllarca “dershane müdürlüğü” yaptığı söyleyen İnce, ”Dershanelerin en kötüsü, Türkiye'de eğitim ortalamasının üstündedir” diye konuştu.

    “Dershaneleri 3-5 uyanığın biraraya gelip test çözdüğü yerler olarak tanımlamanın, mesleğe hakaret olduğunu” söyleyen İnce, Müsteşar Birinci'ye dönerek, “Art niyetli olmadığınızı, sadece sistemi bilmediğinizi düşünüyorum” dedi.

    ÜMMETÇİ” TARTIŞMASI

    İnce'nin konuşmasının ardından, Divan Başkanı'nın daveti üzerine yeniden kürsüye gelen Birinci “Yanlış anlaşılmasın, ben devletçi değilim” diyerek sözlerine başladı. Bu arada, dershanecilerden birinin “evet devletçi değil, ümmetçi” sözleri üzerine Birinci, sinirlenerek şunları söyledi:

    “Ben devletini seven, devletine bağlı, fakat katiyen devletçi değilim. Ümmetçi diyen arkadaşım mahkemede hesap veriyor. Lütfen terbiyeli olun. Sizi terbiyeye davet ederim. O arkadaşım lütfen kalksın ben söyledim desin. Ben bir peygamberin ümmeti olabilirim, ümmetçi değilim. Herkesin bir inancı vardır. Lütfen yiğitse ve şerefli ise kalkıp ben söyledim desin, yoksa şerefsizdir.”

    Birinci'nin bu sözleri üzerine Divan Başkanı ve bazı dershaneciler, yanlış anlama olduğunu, böyle bir şey söylenmediğini dile getirerek yatıştırmaya çalıştılar. Bunun üzerine Birinci, “Ben duydum. Bana ümmetçi diyen biri milletvekili, iki kişi mahkemede hesap veriyor” dedi.

    Bu sırada bir dershanecinin ayağa kalkarak, “Sayın Müsteşar doğru konuşmuyor. Burada hepimize karşı böyle konuşamazsınız” sözleri üzerine Birinci, “Ben duydum. Benim sözüm bu sözü söyleyen arkadaşımadır, hepinizi tenzih ediyorum” dedi.

    Daha sonra konuşmasına devam eden Birinci, “özel öğretimin önünün en çok açıldığı dönemin bu dönem olduğunu” belirterek, şöyle devam etti:

    “Burada konuşan müsteşar da o dönemin içinde yer alıyor. 1990'lı yıllarda önünüze nasıl engeller çıkarıldığını ben biliyorum. Ama burada konuşan, onun bakanı ve çalışma arkadaşları böyle bir anlayışta değil. Ben şunu belirtmek istemiştim: Türkiye'de bir çarpık üniversiteye giriş sistemi var. Bu sisteme cevap verenler katiyen yanlışın içinde değiller. Üzerinde ısrarla duruyorum, bu tamamen şahsi görüşümdür, bu alanda okullaşma dershanecilikten çok yararlı olabilir. Ben bunu söyledim ama yanlış anladınızsa ben yanlışımdan dolayı özür dilemekten çekinen biri değilim.”

    Divan Başkanı'nın, sözlerinin Bakanlığın görüşüymüş gibi anlaşıldığı için tepki gösterildiğini belirtmesi üzerine Birinci, ”Benim bu kurumlara karşı katiyen husumetin yok. Benim husumetin üniversite giriş sistemidir. Üniversite giriş sınavı ile ilgili bütün verilen bilgiler bir testi çözmeye yönelik” dedi.

    Dershanecilerin yine tepki göstermesi üzerine Birinci, ”üniversite giriş sistemi bir test sistemi değil mi?” sorusunu yöneltti. Dershanecilerin “Hayır” yanıtı üzerine Birinci “O zaman bütün söylediklerimi geri alıyorum” diyerek kürsüden ayrıldı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı