Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mustafa hakkında okur şeyleri

Geçen hafta ‘Mustafa Hakkında Hiçbirşey’ başlıklı yazdığım yazıyla ilgili olarak okurlardan yağmur gibi oluk oluk e-posta aktı. Bu hafta ‘Mustafa’nın hatırına bir değişiklik yapıp bazı okur mektuplarına yer vermek istiyorum.

Usta yönetmeni belirleyen gişe başarısı mı?

‘...Mustafa Hakkında Hiçbirşey’ biraz ağır bir yazı değil miydi? Türkiye sinema sektöründe yeni yeni bir hareket kazanıyor. Çağan Irmak da bence bu harekete ivme kazandıracak genç yönetmenler zincirinin en önemli halkalarından. Yazınızda sözünü ettiğiniz sizi geren noktalara belki bir o kadar noktayı da ben ekleyebilirim, ama bazı noktalarda da abartıya kaçtığınızı düşünüyorum. ‘Dikkat Acemi Yönetmen’ şeklindeki yaklaşımınızla ilgili; Sinan Çetin, Mustafa Altıoklar, Kartal Tibet, Yılmaz Erdoğan gibi isimler midir usta yönetmen statüsündekiler? Bu statüyü belirleyen gişe başarısı mıdır? Kusura bakmayınız ama Çağan Irmak’ın Mustafa Hakkında Herşey’i, Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele Tuuba’sından da, Ezel Akay’ın Firuze’sinden de çok çok iyi filmdi. Türkiye küçük Amerika olma özelliğini sinemada da sürdürüyor. Büyük bütçeli, bol janjanlı oyuncu kadrosuyla çekilen içi boş filmler karşısında Alternatif Sinemacılar az ama öz sinema izleyicisiyle buluşup kendi hayran kitlelelerine ulaşabilecek ve sadece iyi film yapmanın hazzını duyabileceklerdir. ‘Çağan Irmak iki saatlik filmde anlatamadığını son beş dakikada anlatmaya çalışmış’ diyorsunuz. ‘Olağan Şüpheliler’ filmini birçok insan için dünyanın en iyi filmlerinden biri yapan final sahnesi değil miydi?‘ (Turgay Eryiğit)

Eleştirinizi okurken inanılmaz gerildim

‘Eleştirinizi okurken inanılmaz gerildim. Türkiye’de insana dair duyguların ince bir zeka ve duygu süzgecinden geçirilerek öyküleştirildiği kaç film yapıldı ki? Sansasyon yaratılarak, üzerine kusturucu pazarlama öyküleri yapıştırılarak ve medya ile farklı bağlantılara geçilerek pompalanan filmlerden her haliyle ayrılan ‘Mustafa’ya acımasız davrandığınızı düşünüyorum. Filmin yönetmeni Çağan Irmak her yerde ‘merhamet’ filmi yaptığını söyledi. ‘Bu filmi hiçbir kategoriye koyamıyorum’ dedi. Siz kalkmış sadece Nejat İşler’in oyunculuğundan söz ediyorsunuz. ‘Mustafa’ Çağan Irmak’ın kamerasından hayata bir bakış. Niye hayatın gerçeklerini farklılaşılmışın dışında bir üslupla anlatılması sizi bu kadar rahatsız etti anlamıyorum. İletişimdeki başarı fark yaratmaktan, farkındalığı artırmaktan geçmiyor mu? Bir de filmde entelektüel ruha takılmışsınız. Asıl mesajı alamadan kendi halimizi, gerçeklerimizi bu filmin içinde bulmayı, görmeyi reddedip entelektüellikle makyajlanmış bir film istemeniz bana ilginç geldi. Genç insanlar bir şey anlatmaya çalışırken otur sen ‘hiçbirşey’ yapmamışsın demek eleştiri yapmak mıdır?’ (Nalan Sözer)

Zamanıma da parama da acıdım

‘Mustafa Hakkında Herşey’ filmi için yazdıklarınızı okuduktan sonra sizi tebrik etmek istedim. O akşam geçirdiğim zamana ve paraya çok acıdım. Filmi izledikten sonra merakla diğer yorumcuların yorumlarını okudum, ‘yahu ben başka bir filmi mi izledim’ diye düşündüm açıkçası. Taa ki sizin yorumunuzu okuyana kadar. Bu kadar sığ bir bakış açısı, bu kadar bir şeylere özenip de benzetme kaygısı, bu kadar detay atlama, bu kadar göze sokma ve abartılı oyunculuğu olan bu filmi sanki başyapıtmış gibi, yönetmeni de Türk sinemasının gözbebeğiymiş gibi sunan yorumları gerçekten düşündürücü buluyorum. İsabetli yorumlara devam...’ (Serhan Acar)

Yarısı Türk filmi, diğer yarısı batı özentisi

‘Filme iki arkadaşımla birlikte gittik. Onlar ağızlarında fiyonk fiyonk gülümseme ile izlediler ben çok sıkıldım. Filmi çok yapmacık ve basit buldum. Yarısı Türk filmi yarısı Batı özentisi sıradan bir film işte. Filmden çıktıktan sonra arkadaşlarımla bir süre tartıştım. Biri Nejat İşler’i seviyor, diğeri Çağan Irmak hastası, toz kondurmadılar filme. Bir ara kendimden şüphe ettim. Sonra eve gelip Hürriyet Cuma’da eleştirinizi okudum, dünyalar benim oldu. ‘Çağan Irmak genç yönetmen’ gazına yenilmeden tarafsızca yaptığınız eleştiriyi kesinlikle tüm kalbimle kutluyorum.’ (Sabriye Gedik)

Türler karıştı zaten, sen diyorsun

‘Mustafa’nın senaryosu çok gerçekçi ve gözleme dayalı. Hürriyet Cuma’daki yazınızı okuduktan sonra Türk sinemasının yeniden yapılanmasına gönül verenler adına tepki duydum. Filmde eleştirdiğiniz noktaları hangi kıstaslara dayanarak eleştirdiğinizi yazmamışsınız. Oyunculuk eğitimi alan biri olarak Fikret Kuşkan’ın oyunculuğunu abartılı bulmadım. Doğru, filmin türü yok çünkü bu çağ türlerin birbirine karıştığı bir çağ... Sonuç olarak bebek adımlarla ilerleyen son dönem sinemamız adına verilen emeklerin böyle hoyratça eleştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.’ (Ege Maltepe/Mert Hürol)

Filmi laf olsun diye izleme

‘Filmi izledik, çok da hoşumuza gitti. Çağan Irmak çok genç ve başarılı bir yönetmen. Eleştiri yaparken emeğe saygı gösterin. Acemi dediğiniz yönetmenin, sizin camiada rastlanmayan bir şekilde okuldan mezuniyeti ve sınırsız bir kültürü var. Siz filmi bir daha izleyin, laf olsun diye değil ama dikkatle...’ (Irmak Kılıç)

Cuma Takıntısı

Amelie’nin tadı hálá damağınızdaysa bu hafta sonu size kaçırmamanız gereken bir film öneriyorum: Cesaretin var mı aşka! Mutlaka görün, çok hoş, Fransızlardan beklenmeyecek kadar şaşırtıcı bir aşk filmi, aynı zamanda tatmin edilmemiş duyguların insanı nerelere götürebileceğini de anlatıyor. Yönetmen Yann Samuell’i merak ettim, değişik bir tarz denemiş. Aslında bu hafta bu filmi eleştirmeyi çok isterdim ama yerim kalmadı. Neyse bir aksilik çıkmaz ise haftaya bakarız. Hakikaten var mı aşka cesareti olan? Bu haftalık yani!

Cuma ALINTISI

Tek bir cins vardır. Erkekle kadın öylesine aynı şeydir ki, toplumların bu bahis üzerinde geliştirdiği onca ayırımı ve incelikli akıl yürütmeyi anlamak mümkün değildir. (George Sand)

Sonuç:

Bakın, ne yazarsam yazayım ne hakkında düşüneceğinizi etkileyebiliyor ama nasıl düşüneceğinizi etkileyemiyorum. O halde niye bana sizin gibi düşünmediğim için kızıyorsunuz! ‘Mustafa Hakkında Herşey’de Çağan Irmak’ın parçalardan bir bütün oluşturamadığını düşünüyorum. Bunun nedeni de tribünlere oynamayı seçip, samimiyetini kaybetmesi. Kırk kere izlesem de görüşüm değişmez. Sizin değişir mi?
X