Mustafa’dan mektup var...

DÜN Mustafa’dan mektup aldım.

Pulların üzerinde "Silivri" yazıyordu, mektubun arkasında ise "Görülmüştür" damgası vardı.

Okurken Balbay’ın ses tonu, vurguları, gülen gözleri satırların arkasına yerleşti, yine sızladı burnumun direği.

*

Mektupta Mustafa "11 Nisan tarihli yazını üzülerek, gülerek ve düşünerek okudum" diyordu.

Oysa hiçbir köşe yazısı, Mustafa Baltay’ın Cumhuriyet Gazetesi’nde hálá yayınlanan köşesi kadar çok şey anlatamaz bize... Hiçbir köşe, başımıza gelenleri bu kadar iyi ifade edemez...

Her sabah okurum...

Dün yine okudum, şöyleydi:

"Mustafa Balbay -48- gündür tutuklu olduğu için yazısını yazamamıştır..."

Bu kadar...

Öbür arkadaşlar; altı buçuk senedir sürdürdükleri iktidar yağcılığının vıcıklığı içinde debelenip, işlenen bir büyük günahtan belki de kendilerini kurtarmak için sayfalar dolusu yazsalar da...

Çok şey anlatan bu tek satırdır.

Tarihe geçecek olan da bu:

Bu boş köşe...

*

Mektubunda da çok şey söylemiyor Mustafa...

"Üzüldüm, güldüm, düşündüm" diyor...

Ona yanıt verip "Havalar nasıl?" mı desem?.. Bunun yanıtını ikimiz de biliyoruz hoş:

"Gökyüzüne çevir yüzü

Deniz gibi bir gökyüzü..."


Kimi yarım-kısa sözcükler kalıyor geriye, mektubun sonunda koymuş zaten Mustafa:

"Her neyse...

Bu da geçer...

En kısa sürede görüşmek dileğiyle..."

*

Elbette geçecek...

"Çocuklar çağdaş bir ülkede büyüsünler"den başka derdi olmayanların, hüzünlü hapishane mektuplarını, elimizin tersi ile yanaklarımızı sile sile okuyarak bekleriz...

Hukuku bekleriz...

Adaleti bekleriz...

Vicdanların sızlamasını bekleriz Mustafa...
Yazarın Tüm Yazıları