Gündem Haberleri

    Müslümanların asıl düşmanı İran

    Planet
    16.12.2009 - 18:41 | Son Güncelleme:

    İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Arap dünyasının en güçlü gazetesi Asharq Alawsat’a yazdığı makalede Arap ülkelerine İsrail’in Ortadoğu’da şiddetle savaşına destek olmaları çağrısı yaptı.

    “An Open Letter to the Arab World” (Arap dünyasına açık çağrı) başlıklı yazıda Ayalon Arap ülkelerinin liderlerinden İsrail’in uzattığı barış ve dostluk elini tutmalarını istedi. Ortadoğu’da Arap ve İsraillilerin karşı karşıya olduğu tehlikelerin ortak olduğunu hatırlatan Ayalon, çözüm için geçmişte hakim olan anlayışlardan kurtulmak gerektiğini belirtti.                                         

                                       

    İşte Ayalon’un çok ses getiren yazısı:                                                                                               

                                

    İsrail devletinin kuruluşundan bu yana, ülkenin liderleri Arap komşularıyla barışçıl ilişkiler kurmaya çabaladı. İsrail’in kurucu belgesi umutları ve hayalleri ortaya koyuyor: “Elimizi bütün komşu devletlere ve halklarına uzatıyor, onlara barış ve iyi komşuluk ilişkileri sunuyor, aramızda işbirliği ve karşılıklı yardım temelinde bağlar kurulmasını temenni ediyoruz.” Bu sözler 1948 yılında yazıldı ama bugün de doğruluğunu koruyor. Üzücü olansa, 61 yıl sonra sadece Ürdün ve Mısır’ın bu değerleri kabul edip İsrail’le barış yapmış olması.

                           

    Geçtiğimiz günlerde İsrail hükümeti Filistinlilerle müzakerelere yeniden başlamak ve Arap dünyasıyla ilişki kurmak için önemli adımlar attı. Başbakan Benjamin Netanyahu Haziran ayında Bar-Ilan Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada İsrail devletiyle yan yana barış içinde yaşayacak bir Filistin devletinin kurulmasını kabul ettiğini açıkça ortaya koydu.

     

    Hükümet Filistinlilerin ulaşımını ve hareketini kolaylaştırmak için yüzlerce barikatı kaldırdı. Ayrıca yeni projeler geliştirilmesi ve darboğazların kaldırılması için uluslararası kurumlarla işbirliği kurularak Batı Şeria’daki ekonomik gelişmeleri destekledi.

     

    EN ÖNEMLİSİ YERLEŞİMLER DURDURULDU

    Sonuçta ve belki de en önemlisi, İsrail’de sağ görüşlü bir hükümet benzersiz bir adım atarak Batı Şeria’da yeni yerleşimlerin inşasından geri adım atacağını açıkladı. Bütün bu hareketler İsrail’in barış için ne kadar hevesli olduğuna işaret ediyor.

     

    Hükümet ayrıca İsrail’in komşusu olan bütün Arap devletlerinin hem liderlerine hem de vatandaşlarına önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalınacak bazı sorunların çözümü için güç birliği çağrısı yapıyor.

     

    Yıllardır ilk defa Araplar ve İsrailliler bölgede yıkıcı güçlerin önüne geçilmesi konusunda aynı tarafta. Bazıları İran’dan gelen tehlikenin sadece İsrail’e yönelik olduğunu düşünürken, bölgede yaşayanlar durumun farklı olduğunu biliyor. Bölge sakinleri Tahran’ın radikal rejiminden gelen tehlikeyi anlıyor.

     

    Radikal ideolojisini bölgenin geneline ve ötesine yaymak isteyen bu rejim, ılımlı Sünni rejimlerin istikrarını bozmayı ve Ortadoğu’nun kontrolünü ele geçirmeyi hedefleyen terörist grupları silahlandırıyor.

     

    HİZBULLAH, HAMAS, İSLAMCI RADİKALLER

    İran rejiminin bölgenin her tarafına yıkım ve umutsuzluk saçan pek çok kolu var. Örneğin Lübnan’da halkın düşmanı İsrail değil, Hizbullah. Filistinlilerin düşmanı İsrail değil, Hamas. Mısırlıların düşmanı İsrail değil, militan İslamcı muhalif gruplar. Bütün bu gruplar faaliyetlerinin emirlerini bölgedeki her türlü özgürlük ve ilerleme çabasını baskı altın almak isteyen İran’dan alıyor.

     

    İran kendi halkı dahil bütün bölgeyi kontrol etmek istiyor. Fas, Irak ya da Yemen fark etmez; İran sürekli kendi çıkarları için Arapların bağımsızlığına müdahale ediyor. Hameyni ve Ahmedinecad’ın menzilinde sadece İsrail değil, İran’ın Sünni komşuları da var.

     

    Eğer İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesi varsa durum çok daha kötü demektir. İran rejimi, üzerinde kontrol olmadığını hissederse daha da cüretkar tavırlar takınacaktır. Bu tehditle yüzleşip ortadan kaldırmamızın tek yolu birlikte çalışmak olabilir.

     

    Kurucularımızın 1948’de dile getirdiği gibi, İsrail Ortadoğu’nun iyiliği için üzerine düşeni yapmaya hazır. Bize “hayır” diyenler gelecekte yaşanacak çatışma ve istikrarsızlığın sebebi olacaktır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı