Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Müslüman Kardeşler siyasi sisteme dahil olmalı

    FT
    10.02.2011 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.02.2011 - 09:24

    Mısır’daki sivil ayaklanmanın en önemli sonuçlarından biri, Müslüman Kardeşler'in güvenilmez, yarı gizli bir örgüt olmaktan çıkması oldu. Önemli olan, örgütü aydınlığın altında tutmak.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor    

     

    Diğer herkes gibi, Müslüman Kardeşler de isyan dalgası tarafından gafil avlandı. Uzun yıllar boyunca kafalarını kalabalığın üzerine her çıkardığında kaybeden örgüt, bu tecrübeleri dolayısıyla isyanın ilk günlerinde arka planda kaldı.

     

    Bu ruh hali Müslüman Kardeşleri onlarca yıldır süren bir tartışmaya hapsetti. Devlet seviyesinde güç elde etmeye çalışmalılar mı? Yoksa kökenlerine eğilerek İslami inançları sayesinde halkın desteğini mi kazanmalılar? Kısacası Müslüman Kardeşler siyasi yükselişle uzun vadeli bir iktidar yürüyüşü arasında bir tercih yapmalı.

     

    MÜCADELEDE DEĞİŞİM YAŞANMALI

    Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, Müslüman Kardeşler'in güç elde etmesini engellemek için askeri mahkemelere başvurdu ve örgüte sadece uzun yürüyüş seçeneğini bıraktı. Arapça adıyla “İhvan” olarak bilinen örgüt, profesyonel kurumların içinde kontrol odakları oluşturdu. Devletin harap olmuş hizmetlerini gölgede bırakan bir refah ağı ve hatta parlamento içinde düzensiz ama kuvvetli pozisyonlar elde etti.

     

    Mübarek, siyasi arenada İhvan'ın rekabet etme şansını sıfırladı, örgütü saf dışı bırakacak sağcı, dinci kuruluşlara güvendi. Buna karşılık rejim düşmanlarıyla tuhaf bir ittifak kurup yükselişe geçen teokrasiyle suç ortağı olurken İhvan'ın seçmen sayısı arttı. Bu durum artık değişmeli.

     

    1954’ten bu yana yasaklı olan Müslüman Kardeşler örgütünün, bu hafta müzakereler kapsamında Devlet Başkanlığı Sarayı’na çağrılması, Mısır’daki yaşlanan rejimin yenilenme girişimi olarak görüldü. Ancak örgüt yine tereddüt ediyor. Aynısı, ülke geneline dağınık muhalefet için de geçerli.

     

    Şu an yapılması gereken, oyunun kurallarını belirleyecek anayasal sürecin başlaması. Ürdün’ün eski kralı Hüseyin, bunu 1989’da yapmış, İhvan’a seçimleri kazanması ve parlamentoya girmesi için izin vermeden önce bir anlaşmaya bağlamıştı. Bu, evrensel haklarla beraber İslam’ı yasa ve meşruiyetin tek kaynağı olarak kutsal bir yere koyan ulusal anlaşmaydı.

     

    EN İYİ MODEL TÜRKİYE

    Hüseyin, sonradan cesaretini kaybetmiş olsa da, başka modeller söz konusu. Bu modellerin en başında da sandığa ve laik bir anayasaya bağlı AK Parti geliyor. Mısır’ın anayasal zayıflığı, Türkiye tecrübesini örnek almasını zorlaştırıyor.

     

    İhvan daha şimdiden arzularını kısıtlıyor, devlet başkanlığı için bir aday öne çıkarmıyor ve sadece parlamentodaki sandalyelerin üçte birini kazanmak için çaba gösteriyor.

     

    Müslüman Kardeşler, ne otokrasi için bir bahane olmayı sürdürmeli ne de uzun yürüyüşüne devam etmeli. Mısır’ın İslamcıları, belirlenmiş kurallar altında açıkça mücadele etmeli.

     

    Wikileaks tarafından yayımlanan 2005 yılına ait bir belgede, ABD’nin Mısır Büyükelçisi olan Francis Ricciardone bu duruma karşı bir uyarıda bulunuyor:

     

    “Mısırlılar çok uzun bir zamandır bizi Müslüman Kardeşler öcüsüyle korkutuyor. Dar kafalı İslamcı siyasetle mücadelenin en iyi yolu sistemi açmaktır.”

     

    Bu yazı "Shining a light on Egypt’s Brothers" başlıklı makaleden derlenmiştir.

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:  
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı