Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Müsekkin niyetine prezidan!

Bush’u bana versinler, bir dolaba kapatayım, canım sıkıldıkça çıkarıp çıkarıp döveyim istiyorum. Ama öyle böyle değil, çok istiyorum.

Evrimi inkár edercesine, artık şempanzeye mi desem, gorile mi, nearderthale mi, neyse neye benzeyen o pişkin suratındaki o ağzını, o burnunu, her seferinde bir daha, bir daha, bir daha birbirine katmacasına... Kaş-göz dağıtmacasına... Saç-baş yolmacasına...

İşte birine mi kafam bozuldu, çıkarıp Bush’un dişlerini dökeceğim.

Trafik mi sıkıştı, Bush’un kafasını ezeceğim.

Hayatta kafamı bozan her mevzunun hıncını Bush’tan çıkaracağım. Öfkesini kusmuş, zehrini akıtmış birinin rahatlamış hálet-i ruhiyesiyle mutlu ve mesut yaşayacağım, Esra Ceyhan modeli bir kadın olacağım...

Bildiğiniz üzre; ‘Irak’ta işler pek yolunda değil.’ Böyle deniyor...

Türkçe meáliyle, savaş yeni başlıyor. Ve tarih tekerrürden ibaret ya, olan yine sivillere oluyor. Japon, İtalyan, Iraklı fark etmiyor; sokaklarda, pazar yerlerinde, camilerde ölenler hep günahsız siviller oluyor.

O kifayetsiz muhteris Washington’da beyzbol maçı açılışları yapıp, çiftliğinde biftek filan pişirirken, okyanusun öbür yakasında kıyamet kopuyor.

Gerzek ve muhafazakár kovboyumuz bir de utanmadan çıkıp, ‘Bizim güvenliğimiz için ödenebilecek en büyük bedeli ödeyenler için’, yani ölen ABD’li askerler için dualar mualar ediyor.

Prezidan Bey’in, istihbaratı bir ay öncesinden eline ulaştığı hálde, savaş çıkartabilmek için bahanesi bulunsun diye, 11 Eylül olaylarına karşı önlem almadığı biliniyor.

Ve adam utanmadan, dalga geçercesine çıkıp ‘Her gün daha az kayıp olması için dua ediyorum’ diyor!

Senin ettiğin duadan kime ne hayır gelsin be? Sen git kendine özel rahip kadrosu kur, hatta bir yerlerden ara-tara, mesih filan bul-buluştur ki senin ruhuna bir iyilik düşünsünler.

Zira dünyanın muhtelif kıtalarından yediğin beddualar sayesinde cehenneme doğru tek gidiş biletin kesilmiştir; öyle bir kadronun fazla mesaisi paçanı kurtarmaya beeelllki yeter...

Geçtiğimiz yılki Oscar töreninde sahneden ‘Utanmalısın Bay Bush!’ diye bağıran Michael Moore, esasında hata etmiş. Utanç dediğin ar damarı gerektirir ki bu adamda omurga bile yok.

Sadece omurgasız olsa yine iyi; adam sanki bir tür amip, tek hücreli aptal yaratık ‘karizması’na sahip...

Asparagas

Kaka çocuk

Stüdyoya at girmesi yüzünden söylediği şarkının yarıda kesilmesine içerleyip gayet zarif bir üslupla özür diledikten sonra programı terk eden Baha’nın arkasından, canlı yayında ‘Halkın ilgi gösterdiği isimlere ilgi göstermezsen böyle Baha olarak kalırsın, bir bok olamazsın’ diyen Mehmet Ali Erbil, ‘olmanın’ formülünü faş etti: ‘Öncelikle konservatuar bitirilir. Ardından Küheylan gibi oyunlarda parmak ısırtan performanslar sergilenir, gelecek vaat eden parlak oyuncu olarak isim yapılır. Müteakip yıllarda imaj ve ortam itinayla, yavaş yavaş, sindire sindire sırnaştırılır. (?) Masa masa dolaşıp onun bunun kafasına mikrofon vurulacak olan ekstralara gidilir, oralardan kazanılan paralar, mümkünse Kıbrıs kumarhanelerinde harcanır. TV programlarında İsmail Türüt ile güreş tutma esnasında üstüne zıplamak suretiyle Aysel Gürel’in kaburgaları filan kırılır. Canlı yayında küfür edilir, sermayeden yenir de yenir. Olay budur. Öğrenmek isteyen arkadaşlara gerekirse özel ders de verilir...’
X