Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Murphy kanunlarını yazsam yeniden

“Bir şeyin ters gitme ihtimali varsa, mutlaka ters gider”. Murphy Kanunları’nın esası budur. Amerikalı psikoloji profesörü Suzanne C. Segerstrom, karamsarlık simgesi olarak gördüğü bu kanunlardan yakayı kurtarmanın mümkün olduğunu iddia ediyor. Yazdığı ‘Breaking Murphy’s Law-Murphy Kanunları’nı Bozmak’kitabıyla da bunu ispata çalışıyor.

Çöldeki kutup ayıları Murphy Kanunları’na tabi yaşar. Hava bulutlu diye, güneş gözlüğü almadan evden çıkarsınız, birden yakıcı bir güneş belirir. Güneşe aldanıp bez ayakkabıyla işe gidersiniz, yolda yüzyılın sağanağı sizi bulur. Markette en ağır ilerleyen sıra hep sizinkidir. Pasaport kontrolünde en aksi memur hep size denk gelir. Bir yere yetişmek gerekirken trafik tıkanır, erkenciyseniz ve oyalanmaya çalışıyorsanız tüm yollar açıktır. Maaşınıza güvenip bankadan kredi çektiğiniz gün işten çıkarıldığınızı öğrenirsiniz. Döviz üzerinden ev tutarsınız kriz patlar, dolar fırlar. Yatırım olsun diye altın alırsınız, yüzyılın düşüşü gerçekleşir...
Murphy Kanunları’nın kimin kalemini kıracağı belli olmaz. Ya da olur mu?
Amerikalı psikoloji profesörü Suzanne C. Segerstrom, Murphy Kanunları’ndan yakayı kurtarmanın mümkün olduğunu iddia ediyor. İddia etmekle kalmıyor, yazdığı ‘Breaking Murphy’s Law’ (Murphy Kanunları’nı Bozmak) kitabıyla ispata da çalışıyor. Elbette söz konusu pozitif psikoloji olunca, kesin ispatlardan söz etmek her zaman mümkün olmuyor.
Segerstrom, Murphy Kanunları’nı karamsarlık simgesi olarak kullanıyor aslında. Karamsarlık, iyimserlik ve insan sağlığı arasındaki dengeleri araştırıyor. Murphy Kanunları’ndan muafiyet arıyorsanız, önce dünyaya bakış açınızı değiştirmeniz, daha iyimser bir bakış açısı edinmeniz gerekiyor.
Segerstrom’un uzmanlığı, kişilikle sağlık arasındaki ilişkiyi araştıran alanda. HIV pozitif erkekler, kanser hastaları, hukuk öğrencileri arasında pek çok araştırma yapmış. Kitap, iyimserliğin sağlıklı olup olmadığını sorguluyor.

PEMBE GÖZLÜK TAKACAĞINIZA KOLLARI SIVAYIP İŞE KOYULUN

Yürüttüğü araştırmalara göre insanların yüzde 80’i kısmen iyimser. Peki iyimser olmak, bu insanların günlük hayatını nasıl etkiliyor? Yazar, iyimser olmanın hayata pozitif bakmaktan ibaret olmadığını ortaya koyuyor. Yani pembe gözlük takmakla iş bitmiyor, kolları sıvayıp idealleri için çalışan, varoluşuna anlam katmaya çalışan insanlar daha iyimser. Saatlerce televizyon seyretmekse mutsuzluk kaynaklarından biri.
İdeallerin peşine düşmek derken, bunu saplantı haline getirmek de mutsuzluk yaratıyor. Segerstrom, bazen vazgeçmenin daha iyi olduğunu ortaya koyuyor. Bunu bir örnekle açıklamış: Diyelim ki adamın biri, çok çekici bulduğu bir kadından randevu koparmak için uğraşıp durmaktadır. Kadın nazikçe reddettikçe adam ikinci, üçüncü hatta dördüncü denemeler için cesaret bulabilir. Ama kadın yaklaşmama emri çıkartırsa, bu vazgeçme zamanının geldiğini gösterir. Yani, başarı ihtimaliyle olası bedeller arasında bir denge olmalı. İflah olmaz bir iyimser bile nerede pes etmesi gerektiğini bilmeli.

İYİMSERLİK, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATABİLİR

Bu da bizi, kitabın en ilginç tezlerinden birine götürüyor. Bazen kötümserler, bir meseleden daha karlı çıkabilir! Umutsuzluğa kapılıp bir hedeften vazgeçen kötümser; zaman, emek, enerji gibi kaynaklardan tasarruf eder. Olmayacak şeyin peşinde vazgeçmeksizin koşan iyimserse kaynaklarını tüketir. Eğer ektiğini biçme ihtimali yüksekse bunu harcamanın bir anlamı olabilir. Aksi halde, bir hiç için uğraşmış olursunuz. İyimserler, hesaplanabilir riskleri de gözönüne alıp hedefe ulaşmak için uğraştıklarında başarılı olur. Ancak bu uğraş, bazen kişinin bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Yazara göre bu da, iyimserlerin ödediği bedellerden biri ve HIV pozitif ya da kanser hastalarının, neden her zaman iyimser davranarak sağlık durumlarından bir ilerleme kaydedemediklerinin yanıtı.
Finalde bir de tavsiye veriyor. Bugünden yarına düşünme biçiminizi ve hayatınızı değiştirmeye kalkmak yerine eylemlerinizi değiştirin. Düşünce ve ruh haliniz takip edecektir. Bir şeyi sadece yapmak, bakış açınızı değiştirebilir. Olumlu ve iyimser davranarak olumlu ve iyimser biri haline gelebiliriz.

MURPHY KANUNLARI NE DİYOR

1. Birkaç şeyin ters gitme ihtimali varsa, ters giden hep en fazla hasar yaratan olur.
2. Bir şey ters giderse her şey ters gider.
3. Hiçbir şey ters gitmiyorsa, kesin kötü bir şey olur.
4. Hiçbir şey göründüğü kadar kolay değildir.
5. Her şey sandığınızdan daha uzun sürer.
6. Kendi haline bırakırsan, işler her zaman kötüden daha kötüye gider.
7. Bir şey ters gidecekse, hep en olmayacak zamanı seçer.
8. Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, kesin bir şeyi gözden kaçırmışsınızdır.
9. Bir işi yapmanın birkaç yolu varsa ve biri felaketle sonuçlanacaksa, birileri kesin o yolu seçer.
10. Doğa her zaman fark edilmeyen kusurun tarafındadır.
11. Ne zaman bir şey yapmayı kafana koysan, her zaman ondan önce yapılması gereken bir şey çıkar.
12. Çözümler bile yeni sorunlar doğurur.

12 ADIMDA İYİMSERLİK

1. Gelecekte sizi iyi şeylerin beklediğine inanın.
2. Bu geleceğin gerçekleşmesi için çalışın.
3. Karşınıza engeller çıktığında, üzerinde dikkatlice düşünün ve ortadan kaldırmaya çalışın.
4. Kısır döngüden kurtulmak için kendinize üstünde çalışmanızı gerektirecek yeni hedefler koyun.
5. Hedefler seçerken temel, varoluşsal, sosyal veya statü getirecek kaynaklar yaratacağından emin olun. Yani sizi geliştirecek hedefler seçin.
6. Sizin için önemli hedeflere öncelik verin.
7. Diğerlerinin içindeki iyiliğe inanın, insanların ilham vermesine izin verin.
8. Hedefleriniz için temel kaynaklarınızı kullanın. Ne kendinizi parçalayın, ne de amacınızı unutacak kadar az enerji harcayın.
9. Günlerinizi etkili kullanmaya çalışın, mümkün olduğunca fazla hedefe ulaşmaya çalışın.
10. Enerji kaynaklarını tüketmemek için iyi uyuyun ve dengeli beslenin.
11. İyimserliğin her şeyin cevabı olmadığını kabullenin.
12. Hayatla kumar oynamayın.

X