"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

Murat Barkan 04.30’da ayakta

 

Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan, bu köşenin adı gibi sıradışı bir kişilik. 27 yıldır her sabah 04.30’da kalkıyor. 06.00’a kadar kendi deyimiyle o günün en verimli çalışmalarına imza atıyor. Üniversite yıllarında profesyonel olarak ilgilendiği gitarını da eline alıyor, ya daha önce yazdığı bir eseri dinliyor ya da sadece arpej yapıyor. Evin tüm ütüleri ona ait. “Çünkü ütü yaparken kafam olağanüstü sistemli çalışıyor” diyor. İnanılmaz mütevazı ama bir o kadar da iddialı. Resmiyetten hoşlanmıyor. Denenmemişin peşinde koşuyor. Kendine, ekibine güveni tam. Kafasına koyup da yapamadığı bir iş yok. Net bir insan. Hayatında ‘ama, ancak, fakat’a yer yok! Çanakkale Boğazı’nı iki kez yüzen, eski basketbol, sutopu ve yelkenci Prof. Barkan’ı yeleksiz görmek ise imkansız.

HAYAT FELSEFESİ
Netlik...

Murat Barkan 04.30’da ayakta

OTOMOBİL
Hoşgörülü ve sabırlıyım

* İlk arabam turkuaz rengi bir Lada’ydı. Şu an bana ait bir otomobilim yok. Benim olduğunu sandığım arabamı oğluma kaptırdım. Öncesinde bir tane de eşime almıştım. Allah’tan makam aracım var!
* Oğlum otomobilini kullanmam konusunda pek istekli değil. Ama eşim arada bir hoşgörüyor. Ada’daki yazlığımıza giderken benim sürmeme izin veriyor.
* Araba kullanırken iş hayatımda olduğumdan daha hoşgörülü ve sabırlıyım diyebilirim. Ama saldırganlığı trafikte de kolay hazmedemiyorum. Yayaya, bisikletliye, engelliye geçiş üstünlüğü tanırım. Yanımdaki araç göstermediği zaman uygun dille uyarma ihtiyacı hissederim.
* Bir araba satın alırken ailemle birlikte rahat kullanılabilir, kolay park edilebilir, güvenilir ve tasarruflu olmasına dikkat ederim.

BESLENME
Çok iyi lalanga yaparım

* Eşim zorladığı sürece kahvaltı ederim. Bir an önce kampuste olmak istediğim için atıştırır, sadece almam gerektiği kadarını alırım. Bu nedenle eşim, “Otur, şunu da ye” diyerek adeta kendi eliyle yedirir.
* Öğlen öğünlerini genellikle atlıyorum. İş temposunda açlık hissettiğimde çoğu kez iş işten geçmiş, saat 16.00-16.30’u bulmuş oluyor.
* Akşamları ise doyurucu olmaktan ziyade keyifli bir masa ararım. Huzurla oturduğum, ailemle ve dostlarımla sohbet etme fırsatı bulduğum sofralar daha hoşuma gider. Ağırlıklı olarak sebze, balık, salata, meze tüketirim.
* Yemek benim için fizikselden ziyade sosyal bir ihtiyaçtır.
* Yemek yapma konusunda çok iddialı olduğumu söyleyemem ama iyi lalanga (krep süzet) yaparım.

MEKAN
Resmiyetten uzak olsun

* Yemek yerken resmiyetten olabildiğince uzak olmayı seviyorum. O nedenle kimsenin beni, benim de kimseyi tanımadığım yerlere giderim.
* Bir şeye benzetilerek yapılmış yerine kendisi öyle olan mekanlar beni daha çok çeker.
* Bir de gittiğim yerler çok aydınlık olmasın isterim. Karanlıktan, loşluktan hoşlandığımdan değil ama her şeyin tabak gibi ortada olmadığı mekanlar bana daha cazip gelir.
* Bu anlamda İzmir’de keyif alarak oturduğum mekanlar arasında İstanbul Restoran, La Cigale, Levent Marina, Altın Yunus, Yengeç var.

SPOR
İki kez boğazda yüzdüm

* Ereğli Erdemirspor’un altyapısından gelen bir basketbolcuyum.
* İki kez Çanakkale Boğazı Yüzme Maratonu’na katıldım. Altı yıl sutopu oynadım. Tüpsüz dalış yaptım. Yelken sporuyla da çok yoğun ilgilendim.
* Şu an ağırlıklı olarak Karşıyaka sahilinde yürüyüş ve koşu yapıyorum. Ancak bu yıl biraz aksattım. Normalde 07.00’de çıkar, 08.30’da dönerim.
* Hangi branşta olursa olsun uluslararası alanda bir Avrupalı’yı yenen her takımı desteklerim.

TATİL
10 günlüğüne KKTC’deyim

* Vücudum sinyal vermeye başladı, inşallah sekiz yıl sonra tatile çıkacağım. 10 günlüğüne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gideceğim.
* Kendimi tanıyorum. Üç günden sonrası beni bayıyor, karıncalanmaya başlıyorum. Ancak, her uygar insan gibi ben de bir yıl önceden tatil planları yapmayı çok istiyorum.

HOBİ
Evin tüm ütüleri benden

* 27 yıldır her sabah 04.30’da kalkıyorum. 06.00’a kadar o günün en verimli çalışmalarını yapıyorum. Bir saatliğine tekrar yatıyorum. Benim için saat kurmaya gerek yok. Biosaatim hiç şaşırmaz.
* 04.30-06.00 arasında yapılacak işlerin yanı sıra ufak kaçamaklar şeklinde müzikle uğraşırım. Amatör gitarcıyım. Daha önce yazdığım bir eseri dinlemek ya da sadece arpej yapmak beni dinlendiriyor, motive ediyor. Kendimi sıfır kilometre, zımba gibi hissediyorum. Üniversitede de profesyonel olarak ilgilendim. “Gökkuşağı” adlı grubumuz vardı.
* Evin tüm ütülerini ben yaparım. En iyi çizgiyi ben tuttururum. Hiç kırışıklık bırakmam. Ütü yaparken kafam olağanüstü sistemli çalışır. Günlük koşuşturma içinde zekasına güvenen bir insanım. Hayatımı da onunla kazanıyorum ama kafanın sistemli çalışması bambaşka bir şey. Zeka yetmiyor. Ütü yaparken örneğin bir haftayı not tutmadan planlarım ve hiçbirini de atlamam. Ütü yaparken zihnimin sistemli, düzenli çalışması arasındaki bağı çok düşünüyorum, analiz ediyorum ama hala çözemedim.
* Toprakla, bahçeyle uğraşmak beni müthiş mutlu ediyor, rahatlatıyor.
* Aynı şekilde denizle uğraşmak da hoşuma gidiyor. Ama balık tutmayı beceremiyorum. Çünkü o kadar sabırlı değilim.
* Gittiğim her ülkeden üç tane suluboya resim alıp biriktiriyorum.

KARİYER
Denenmemişin peşindeyim

* Eskişehir İktisadi Ticari Bilimler Akademisi Sinema-TV Yüksekokulu’nun kayıtlı bir numaralı öğrencisiyim. Aslında Yıldız Teknik Mimarlık’ı kazanmıştım ama o günün koşulları beni sonradan Anadolu Üniversitesi İletişim Bölümleri’ne dönüşen bu okula yönlendirdi.
* 1994-1998 arasında Anadolu Üniversitesi Eğitim İletişimi ve Planlaması Bölüm Başkanı olarak görev yaptım.
* 2000-2003 arasında KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim ve Medya Çalışmaları Fakültesi’nde dekanlık yaptım.
* 2007’den beri de Yaşar Üniversitesi Rektörü’yüm.
* Asistanlığımdan beri bana hiçbir görev verilmedi, hep ben talip oldum. Denenmemiş şeyler beni çok çekti. Geneli mutlu sonla bitti. İnşallah bu gelenek devam eder.
* Bir kurumun sorumluluğunu üstleniyorsam mutlaka orasıyla ilgili bir iddiam olmuştur. Yönetici olarak, birlikte çalıştığım insanların hedeflerine giderken önlerindeki engelleri kaldırmak için çabalarım. Bu anlamda kendimi körling oyunundaki fırçacıya benzetirim.
* İnsanlara çok güvenir ve inanırım. Ama kolay söz vermem. Verdiğim sözü de mutlaka yerine getiririm. Karşımdakilerden de aynısını beklerim.
* Hayatımda hep net oldum. Kolay kolay birinden nefret etmem. Kimsenin ekmeğiyle oynamam. Ama kafama koyduğum şeyi de yaparım. Kendime, ekibime güvenirim. Güvenmediğimle ekip kurmam zaten. Ama, ancak, fakatım yoktur.

MODA
Yeleksiz göremezsiniz

* İyi giyinmeye özen gösteririm. Ama markaya gitmem. Hem iyi giyinip hem pahalı olmamasının arasındaki farkı da tercihlerimle kapatırım.
* Örneğin, yelek benim stilimdir. Onun aslında bir hikayesi var. Eskişehir’de görevliyken binalar arasında koştururken iki kez zatürree oldum. Doktorlar, “Senin göğsünü koruyacak bir şeye ihtiyacın var, istersen yelek giy” dedi. İlk yeleğim öyle oldu. Sonra fazla kilolarımı kamufle etmekte kullandım. Şimdi de “Yakışıyor” dedikleri için giyiyorum.
* Renk uyumuna dikkat ederim. “Erkekler pembe giymez” gibi sözleri duyduğumda inadına giyerim.

SOSYAL MEDYA
Oralara laf yetiştiremem

* facebookta da twitterda da yokum. Bir iletişimci olarak benim çelişkim herhalde. Korktuğumdan, ürktüğümden değil. Bu yoğunlukta oralara laf yetiştiremem düşüncesiyle yokum. Yoksa sosyal medyanın gücüne inanıyorum.

SEVİMLİ DOSTLAR
Atlara büyük merakım var

* Köpeklerle aram çok iyi. Bir dönem terrier (Aluş), Kanada Boxeer’ı (Buruşuk) besledim. Şimdi tempomdan dolayı ilgilenemiyorum. Ama son zamanlarda atlara merak saldım. Olağanüstü bir canlı. İnsanlarla iletişimi müthiş. Ona dokunmak, elimle elma yedirmek büyük keyif.

X