Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Murakami’den bir kız kardeşlik romanı

    ELİF TÜRKÖLMEZ elifturkolmez@gmail.com
    25 Mayıs 2017 - 15:23Son Güncelleme : 25 Mayıs 2017 - 15:23

    Haruki Murakami, son romanı ‘Karanlıktan Sonra’da yine aşina okurunun yabancısı olmadığı şeylerden; caz müzikten, basit yemeklerden, kedilerden ve her biri birbirinden tuhaf huylu insanlardan bahsederek, bu kez trajik bir kızkardeşlik hikâyesi örüyor.

    Murakami romanlarında en sevdiğim şeylerden biri şu: Dünya yansa karakterler yaptıkları işleri yapmaya devam ediyor. Zaman mefhumundan adeta habersizmişçesine, olabildiğince ağır hareketlerle spagettisini çatallıyor mesela. Ya da en olmadık anda, en bambaşka işler peşindeyken birden sevişmeye başlıyor. Hem de hiç acele etmeden. Ya da duş alıyor, ağır ağır. Ya da bir şişe soda içiyor, her anından zevk alarak. Ya da bir plak koyuyor. Plağı seçiyor, okşuyor, iğneyi kaldırıyor, plağı yerleştiriyor... İşte bu hal, dünyanın gerçekliği. Ve Murakami de sanırım, okurları tarafından bu yüzden, bu gerçekliği böyle soğukkanlılıkla ifade ettiği için, bu kadar çok seviliyor. Çünkü insan böyle bir şey. En olmadık anda canı bir tabak kurufasulye çeker, şöyle acılı. Ya da birden çişi gelir, erekte olur, terler, kakası gelir, susar, regl olur.
    ‘Karanlıktan Sonra’ da açlık ve sefaletten bıkıp kaçıp geldiği Japonya’da fuhuşa zorlanan Çinli bir genç kadının regl olmasıyla başlıyor. Daha doğrusu, olaylar kadının regl olmasıyla başlıyor. Yoksa kitap, hikâyenin en tatlı karakteri Mari’nin bütün gece açık restoranlardan birinde oturup kahve üstüne kahve içmesiyle açılıyor ve açıkçası Murakami’nin hiçbir şey anlatmasa da sadece böyle ‘tipler’ yazsa bile olur dedirttiği karakterlerden biri bu.
    Genç kız, Mari, oturduğu yerde saatlerdir kitap okuyor, kahve içiyor, kahvesini tazeletiyor, arada sigara yakıyor ve masada duran ve üzerinde Red Sox yazan kepini elliyor. Uzun uzun. Acelesi yok. Nasıl olsa bütün gece uyumayacak. Yanına bir genç erkek, Takahaşi, gelip, “Seni hatırlıyorum” demese belki de şafak sökene kadar öylece oturacak. Ama Takahaşi’nin gelişi onu bir dizi olayın içine çekip; aniden regl olduğu için müşterisi tarafından götürüldüğü otelde dövülen Çinli kadın, yıllarca güreştikten sonra beli sakatlandığı için sporu bırakmak zorunda kalan ve aşk oteli Alphaville’i işleten, Japon kadınlarında görmeye pek alışık olmadığımız biçimde iri yarı Kaoru ve otelin temizlik işlerine bakan ‘bir şeylerden kaçtıkları belli’ Komugi ve Korogi gibi kadınlarla tanıştırıp, iki aydır aralıksız uyuyan güzeller güzeli ablası Eri ile yüzleştirecek.

    KARANLIK GECEDEN UMUT DOLU SABAHA...
    ‘Karanlıktan Sonra’, tek bir gecede geçiyor. Geceyarısından sonra başlayıp şafak sökerken bitiyor. Belki bu güzel alacakaranlık renkleri yüzünden, belki kısacıklığından, belki de benim çok sevdiğim temaları, ‘aile/kız kardeşlik/güzel abla-çirkin kardeş/yalnızlık/tuhaf kadınlar’ anlattığından oldukça dramatik ve fazlasıyla vurucu. Belki romanın başında hissedilmeyen ama sonunda zirveye çıkan trajik kızkardeşlik hikâyesi çok etkileyici. Romanın sonundaki yatak sahnesi ise yürek dağlayıcı. Bence bu romanı en çok bu sahnesi yükseltiyor. Yine de tüm ayrıntılar, hep olduğu gibi lezzetli.
    Çoğu insanın böyle düşünmeyeceğini biliyorum, “Sahilde Kafka, ‘İmkânsızın Şarkısı’ ya da ‘Zemberekkuşu’nun Güncesi’ dururken bu mu yani?” diyeceğini biliyorum ve ama şunu söylemem lazım: Bu romanın yeri ayrı.
    ‘Karanlıktan Sonra’, yeni yazılmış değil, 2004’te çıkmış. Okur, rafta sürekli yeni Murakami’ler görünce şaşırabilir söyleyelim, hayır Murakami her sene üç roman yazmıyor. Doğan Kitap, Murakami’nin yazdığı tüm eserleri yavaş yavaş Türkçe’ye kazandırmak için çalışıyor, bu yüzden ‘yeni çıkanlar’da her daim bir Murakami kitabı var.
    ‘Karanlıktan Sonra’, adı üzerinde, kapkaranlık bir gecede başlayıp, umut dolu bir sabahta bırakıyor okuru. ‘Pamuk Prenses’ diye çağrılan bir abla ve ‘çirkin ördek yavrusu’ kız kardeşi arasında çocukluklarından beri bir türlü örülemeyen bir bağın, artık örülecek olduğunu hissettirerek kapanıyor. Murakami kimseye ithaf etmemiş ama bu roman hep bir şeylerden; savaştan, açlıktan, yoksulluktan, dayaktan, güzel olma mecburiyetinden, zayıf kalma baskısından, ailesinden, tanımadığı erkeklerden, yalnızlıktan, kalabalıktan ama hep bir şeylerden kaçmak zorunda kalan tüm zamanlardaki tüm ‘kız kardeşlerimize’ gelsin.

    Murakami’den bir kız kardeşlik romanı
    KARANLIKTAN SONRA
    Haruki Murakami
    Çev.: Ali Volkan Erdemir
    Doğan Kitap, 2017
    180 sayfa, 16 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı