Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Münevver cinayeti iddianamesindeki çarpıcı detaylar

    Özden ATİK/İSTANBUL, (DHA)
    19.11.2009 - 12:44 | Son Güncelleme: 19.11.2009 - 19:08

    Kafası testere ile kesildikten sonra cesedi Etiler'de bir çöp konteynırına atılan 18 yaşındaki Münnevver Karabulut'un öldürülmesi ile ilgili hazırlanan ve 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6 sanıklı iddianamede daha önce bilinmeyen detaylar da ortaya çıktı. Cesedi Bahçeşehir'den Etiler'e taşıyan korsan taksinin sürücüsü Cem'e “Bu bavulun çok ağır, içerisinde ceset mi var?” dedi. Polise göre evin her yerinde kan lekeleri vardı. Cem'in annesi ile babası ise ifadelerinde evdeki kan lekeleri yüzünden birbirleriyle çelişti.

    CEM BÖYLE TESLİM OLDU

    YAKALANDIĞINDA BÖYLEYDİ / WEB TV   

    MÜNEVVER KARABULUT'UN FOTOĞRAFLARI  

    GAZETEDEN OKUDU, ŞÜPHELENDİ
    İddianamede Esenyurt’ta korsan taksi durağı işleten Erdal Ş.'nin ifadesine de yer verildi. Erdal Ş. tanık olarak poliste verdiği ifadesinde Cem Garipoğlu'nu cinayetin işlendiği 3 Mart 2009 günü saat 18.15 sıralarında arayarak araba istediğini anlattı. İfadesine göre Erdal Ş., yanında çalışan Mehmet C.B.'yi sırası geldiği için Cem'in verdiği adrese gönderdi. Mehmet C.B. daha sonra işyerine gelmedi. Ertesi gün Mehmet C.B., gazetede Etiler'de çöp konteynırında bavul ve gitar kutusunda ceset bulunduğunu okudu. Arabasını kontrol ettiğinde kan gördü. Patronu Erdal Ş.'ye “Dün akşam Bahçeşehir’den aldığım yolcuyu Etiler semtine bıraktım. Yolcunun ağır bir bavulu ve elinde gitarı vardı. Bavuluna yardımcı oldum. Şahsa 'Bu bavulun çok ağır, içerisinde ceset mi var?' diye sordum” dedi. Erdal Ş. de “Taşıdığın kişi ceset taşıyan kişi olabilir. Durumu hemen polise bildir” dedi.

    CEM ETEĞE KIZIYOR
    http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/hayyamgaripoglu_banner.jpgBeşiktaş’taki Bingül Erdem Lisesi 12. Sınıf Öğrencisi Münevver Karabulut'un sınıf arkadaşları Pelin K., Esra T. ve Elif E.'nin de ifadelerine yer verildi. Bu ifadelere göre Münevver Karabulut öldürüldüğü 3 Mart 2009 günü arkadaşlarına Cem Garipoğlu ile buluşacağını söyledi. Son derste üzerinde bulunan eteği çıkartıp yanında getirdiği pantolonu giydi. Pelin K. ve Esra T. ile okuldan çıktı. Cem Garipoğlu okulun çıkışında sağ taraftaki elektrik direğinin altında bekliyordu. Cem’in üzerinde beyaz çizgili yeşil eşofman, koyu füme rengi body vardı. Hafif kirli sakallı ve kısa saçlıydı. Ayağında da spor ayakkabısı vardı. Cem ile Münevver, birlikte doğumgünü partisi yapmak için yer bakacaklarını söyledi. Bu arada yanlarına Elif E. geldi. Cem ile Münevver, arkadaşlarından ayrılarak karşı caddeye geçti. Yoldan çevirdikleri taksiye bindiler. Okuldan ve mahalleden arkadaşı Damla K. de olay gününün sabahında Münevver’i gördü. Münevver'in çantasında pantolon vardı. Damla “Münevver neden çantanda pantolon var?” diye sordu. Münevver “Cem etek giymeme kızıyor, onunla buluşacağım, o yüzden sonradan pantolon giyebilirim” diye cevap verdi.

    KUSMUK SANMIŞ
    Cem'in annesi Tülay Makbule Garipoğlu ile babası Mehmet Nida Garipoğlu'nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadeleri de iddianamede yer aldı. Ev kadını olduğunu söyleyen, 4 çocuk annesi Tülay Makbule Garipoğlu, ifadesine göre olay günü sabah kızı Sakine'yi okula, eşini de işe gönderdi. Saat 12.00’ye kadar evde durdu. Daha sonra kızı Saadet’i alarak dışarıya çıktı. Cem evde tek başına kalmıştı. Saat 19.00’da kızları ve Sakine'nin derse gelen İngilizce öğretmeni ile eve döndüler. Saat 21.00 sıralarında öğretmen ayrıldı. Bu sırada oğlu Cem’i evde üstünde pijama ile gördü. Cem oturma odasında atari oynuyordu. Daha sonra aşağı kata indi.

    Tülay Makbule Garipoğlu, oturma odasının duvar dibinde kusmuk gibi birşey gördü. Nar tanesine benzettiği bir şeyler nedeniyle oğlunun içki içerek kustuğunu zannetti. Cem'i aşağı kata çağırdı. “İçki içip kustun mu?” dedi. Azarladı. Evin oturma odasında bazı yerlerde kırmızı lekeler gördü. Bunların ne olduğunu tam düşünemedi. Şarap ya da kan lekesi olabileceğini sandı. Zaten önemsemedi. Oğlu da sarhoş gibi durmuyordu. Ağzından alkol kokusu gelmiyordu. “Lekeleri bayan gelip temizler” diye düşündü. Saat 22.30 sıralarında eşi Mehmet Nida Garipoğlu geldi. Eşine “Al oğlunla konuş, zannediyorum içki içip kusmuş” dedi. Eşi oğlunu alarak aşağı kata indi. Sok kısa bir süre sonra tekrar yukarıya çıktılar. Cem üstünü giydi. Eşi “Biraz hava alsın” dedi. Saat 22.40 sıralarında evden çıktılar. 10-15 dakika sonra polisler geldi.

    YUKARIDA KAN İZİ VAR
    Verdiği ifadesine göre Mehmet Nida Garipoğlu, olay günü saat 09.45 sıralarında Avcılar'daki işyerine gitti. Saat 21.30’da oğlu Cem aradı ve “Baba eve gelecek misin?” diye sordu. Mehmet Nida Garipoğlu “Bir problem mi var?” dedi. Cem de “Hayır” dedi. Mehmet Nida Garipoğlu, saat 22.30 sıralarında eve gitti. İçeri girdiğinde eşi “Cem ile ilgili sorun var. Kız arkadaşı ile kavga etmiş. Yukarıda kan izi var” dedi. Bunun üzerine Cem ile aşağı kata indi. Ne olduğunu sordu. Cem evde bir duble votka içtiğini, kız arkadaşının 4-5 duble içtiğini, tartıştıklarını, onu iteklediğini, kafasının komodinin kenarına değdiğini ve kanadığını, baygınlık geçirdiğini daha sonra ayıldığını ve bir taksi çağırarak onu evine yolladığını söyledi.

    İDDİANAME KABUL EDİLDİ

    Cem Garipoğlu'nun babası Mehmet Nida Garipoğlu, annesi Tülay Makbule Garipoğlu ve amcası Hayyam Garipoğlu'nun da aralarında bulunduğu 6 şüpheli hakkında Cumhuriyet savcıları Faruk Erşen Yılmaz ve Mustafa Öztürk tarafından hazırlanan iddianamenin incelenmesi, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesince tamamlandı.

    İddianameyi kabul eden mahkeme heyeti, cinayetin gerçekleştiği yerin hangi adliyenin yetkisi alanında olduğunun tespiti konusunda görüş alınmak üzere dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

    Başsavcılığın cinayetin işlendiği yer olan Bahçeşehir'in Bakırköy Adliyesi yetkisinde olduğu yönünde görüş bildirmesi durumunda dosya buraya gönderilecek, aksi durumunda yargılama İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılacak.

    İddianamede, baba Mehmet Nida Garipoğlu'nun “tasarlayarak, çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna iştirak etmek”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

    İddianamede, Hayyam Garipoğlu, Habib Kurt, Mehmet Karakayalı ve Ahmet Batur'un “suçluyu kayırmak” suçundan, anne Tülay Makbule Garipoğlu'nun da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmek” suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.



     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı