Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mümtaz Soysal: Hoşgeldin on dokuzuncu yüzyıl

Mümtaz SOYSAL

Bu efendiler ya yaptıklarının anlamını bilmedikleri için gaflet içindedirler, ya da hiyanet ortamına doğru bir gidiş söz konusudur. Anlatmak gerekir ki, giriştikleri Anayasa değişikliği özde Türkiye'yi hukuk devleti olmaktan çıkarmaya ve ulusal yargının ağırlığını sıfıra indirmeye yöneliktir. İdari yargının iğdiş edilmesiyle başlayan gidiş sonuçta oraya varacak.

Başladıkları noktaya bakın: Yargı denetiminin en zorunlu olduğu noktadan, yani imtiyaz sözleşmelerinden işe başlıyorlar.

İmtiyaz sözleşmelerinde Danıştay'ın öndenetimi olmayacakmış; bunlara ilişkin anlaşmazlık çıkarsa uluslararası hakemlere başvurulacakmış.

O imtiyaz sözleşmeleri ki, devletçe ya da yerel yönetimler başta olmak üzere başka resmi kuruluşlarınca yerine getirilmesi gereken kamu hizmetlerinin uzun süre için özel ellere devredilmesi anlamına gelir; bunlarda denetim ve idari yargı yolu olmayacak da hangi işte olacak? Konu kamu hizmeti; iş büyük, çıkarlar büyük; dolayısıyla yanlışların, usulsüzlük ve yolsuzlukların kamuya, yani halk yığınlarına vereceği zarar da büyük.

Bu konuda öndenetimi kaldırmak ve anlaşmazlıkların çözümü için yabancıların hakemliğine bel bağlamak, saflık, çılgınlık, en azından bilinçsizlik değildir de nedir?

Kendilerine ‘‘devlet adamı’’ denen bu efendiler niçin yapıyorlar bunu?

Uzun uzadıya düşündüler ve çare olarak mı bunu buldular? Bilim çevrelerinden başlayıp kamuoyunu saran böyle bir akım mı vardı? Türkiye'de enerji yatırımı yapmaya kararlı ve ‘‘Uluslararası tahkim kabul edilse de hemen işe başlasak’’ diye sabırsızlanan büyük şirketler kapıda mı bekliyor?

Hayır, hiçbiri değil. Hatta, uluslararası tahkimin istenen çabukluğu ve rahatlığı sağlamayacağı, hakem kararlarının tanınma ve tenfiz davaları yoluyla yeniden Türk yargısının önüne geleceği, sürecin sanıldığı kadar kısalmış olmayacağı bu ülkeye gelmeye niyetlenen yabancı yatırımcılara doğrudürüst anlatılsa, belki onlar bile böyle bir şey istemekten vazgeçecekler.

O halde, bu telaş, bu işgüzarlık niçin?

Washington istemiştir de onun için. Baskı, aylar öncesinde, gelip giden Amerikalı enerji ve ticaret bakanlarıyla başlamıştı, sonra Ankara'daki büyükelçi konuştu, arkasından IMF de aynı şeyi söyledi. Belki, Öcalan'ın paketlenip teslim edilişi karşılığında istenenler arasında bile bu vardı.

Ne yazık ki, 21. yüzyılın büyük devleti olacağı söylenen Türkiye, dönüp dolaşıp 19. yüzyılın Osmanlısı durumuna düşüvermiştir. O zamanlar, Londra'nın bir dediğini iki etmeyen İngiliz Sait Paşa'dan, Rusya yanlısı olduğu için ‘‘Nedimof’’ denen Mahmut Nedim Paşa'dan söz edilirdi. Şimdi de Atlantik ötesinden ‘‘aferin’’ alıp iktidarlarını perçinlemek için çırpınan sözde ulusalcı liderler, enerji konusunda kendi görevlerini unutarak yahut hukuk profesörlüklerini rafa kaldırarak böylesine ‘‘zelil ve rezil’’ bir Anayasa değişikliğine destek bulmak için kapı kapı dolaşan bakanlar var.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI