Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mümtaz Soysal: Hercailik

Mümtaz SOYSAL

ÇOCUĞUNUZ bir gün okumaya, ertesi gün spora, öbür gün müziğe merak sarsa, daldan dala atlayıp kendini dağıtmasına kızıp ‘‘Oğlum, kızım, ne yapmak istiyorsan karar ver; oturup çalış ve onu iyi yap!’’ demez misiniz?

Ya da maketçiliğe heveslense, ama uçak maketini bırakıp ertesi gün gemi maketine el atsa ve onu bitirmeden öbür gün tren maketiyle uğraşsa, vaktini yarım yamalak işlere harcamasına kızarsınız, değil mi?

Hercailik çocuklarda bile affedilmediğine göre, 65 milyonluk bir cumhuriyeti yönetme iddiasıyla ortaya çıkmış koskoca adamların asıl işlerini sonuca bağlamadan başka bir işe sarılmalarına kızmaz mısınız? Askerin hedef olarak saptayıp planladığı ve sonra da aşama aşama gerçekleştirdiği işler dışında hangi konu sonuna kadar götürülmüş, kesin sonuca bağlanmıştır?

Sorun diye ortaya atılan konuların sonunda vardıkları noktalara bakın.

‘‘Parlamenter sistemden devlet başkanını halkın seçtiği sisteme geçilmeli ve beşer yıllık sürelerle üst üste iki kez görev yapabilen bir cumhurbaşkanı olmalı’’ dendi de ne oldu? İstenen kişinin seçilmesi ayarlanamayınca, önemli ve mutlaka gerekli olduğu söylenen sorun da unutuldu gitti. Öylesine önemli idiyse, zihinleri o düşünce yönünde koşullandırmaya çalışanlar neredeler?

Şimdi bambaşka bir hayalin peşindeler. Yeni cumhurbaşkanı alışılmış şebekeleri dağıtıp doğru ilkeleri devreye sokunca, karşısına bir ‘‘ombudsman’’ çıkarma düşüncesine atlandı. Damdan düşercesine.

Bugüne kadar hiç tartışılmamış, halkın böyle bir şey isteyip istemediği hiç sorulmamışken. Ne olduğu tam bilinmeden, apar topar ve kıra döke.

Adalet Bakanı, ‘‘Yasası çıkmazsa, çekilirim’’ demekte. Ama emin olun, konu sonuçlandırılmadan yine bir başka dala sıçranmasını isteyenler çoğalacaktır.

En başta milletvekilleri.

Vatandaşlarla yöneticiler arasına ombudsman ve avenesinin girmesi, halkla devlet arasındaki ilişkilerde milletvekillerince oynanan rolü gölgeleyecek. Rol kıskançlığı ise, ombudsmanlığın sonu ya da anlamsızlaşması demektir.

Doğrusuna bakılırsa, bu parlak fikirleri ortaya atanlar, kendi asıl işlevlerini yerine getirseler, böylesine arayışlara gerek kalmayacak.

Örneğin, İçişleri Bakanı iç güvenliği insancıl yöntemlerle sağlasa, Ulaştırma Bakanı tıkır tıkır işleyen bir iletişim ve ulaşım ağı kursa, Milli Eğitim Bakanı'nın okulları sorunsuz çalışsa, Adalet Bakanı adalet reformunu gerçekleştirip sağlam bir hak arama mekanizması yaratsa, halk derdini anlatıp derman bulacağı bir makama gereksinme duyar mı? Ombudsmanlık, işlerin genellikle doğru yapıldığı toplumlarda ancak zaman zaman ortaya çıkan eğrilikleri düzeltmek ve tıkanıklıkları açmak bakımından yararlıdır. Yoksa, çözdüğünden çok sorun, giderdiğinden çok tıkanıklık yaratır.

Başarısızlığın seçeneği, yine başarısızlık getirecek bir başka alana, konuya ve sözde çözüme hemen sıçramak olmamalı. Son birkaç ayın hercailikleri toplumun başını zaten yeterince döndürmüş durumda.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI