Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mümtaz Soysal: Guguk

Mümtaz SOYSAL

Şakası yok; pazar eğlencesi yazmanın da sırası değil. Galiba, bir büyük çöküşün sınırlarında dolaşmaktayız.

Çöküntülerden, felaketlerden, hatta yenilgiyle biten savaşlardan toplumları yine kendi devletleri kurtarır. Ama, devlet çökmekteyse?

Hele bu çöküş izlenimi, başarıyla bittiğine inanılan bir büyük iç çatışmanın, nice cana kıyan bir terör afetinin sona erdirildiği noktada, yani devlete güvenin artmış olması gereken bir anda ortaya çıkmaktaysa?

Şimdiye kadar çok söylendi bu ‘‘Devlet çöküyor’’ sözü. Söylene söylene, ucuz kullanıla kullanıla yalama olmuş da olabilir.

Ekonomi alanına fazla girmiş bir devletçiliğin devleti çökertmekte olduğu söylendi önceleri. KİT'lerin Hazine'ye aşırı yük yüklediğini, devletin bu yük altında ezilip yıkılışa sürüklendiğini ileri sürenler bile çıktı.

Aslında düzeltilerek gelir kaynağına dönüştürülebilecek ‘‘yük’’leri sırttan atıp yok pahasına satmakla yetinmeyenler, bir de ‘‘devleti küçültme’’ sözünü saldılar ortalığa. Ekonomik ve sosyal işlerden sıyrılıp asıl görevlerine dönmeliymiş devlet. Sağlığı ve eğitimi de paralı yaparak ticarete çevirdiklerine göre, ‘‘asli vazife’’ deyince savunma, güvenlik ve adaleti kastetmiş olmalıydılar. Ekonomiden kurtulan devlet, doğrudürüst bir ‘‘hukuk devleti’’ne dönüşüp vatandaşını huzur içinde yaşatacaktı.

Bunları söyleyenlerin ilk yaptıkları şu işe bakın: Devleti ayakta tutmak için değil de tek kişiyi başta tutmak için, ancak enine boyuna düşünerek değiştirilmesi gereken bir temel hukuk metnini, yani Anayasa'yı değiştirmeye kalkışmışlardır. Sanki o temel metne konan ‘‘Cumhurbaşkanı yedi yıllık süre için seçilir’’ ve ‘‘Bir kimse iki defa cumhurbaşkanı seçilemez’’ hükümleri, sebepsiz yere ve enine boyuna düşünülmeden konmuş gibi.

Hukukun kafası gözü yarılarak başlatılan süreç, gele gele, Batman skandalına gelmiş olan süreçtir. Süreç başlarken susup da şimdi devleti temelli bir hukuk reformundan geçirme sözü edenleri ibretle izlemek gerek. Temel kayması, katlar ve çatı çöktükten sonra mı farkedilir?

Haksız atamaya karşı İdare Mahkemesi'nden karar çıkartılır, uygulanmaz.

Talan ihaleleri Danıştay'dan döner, aldırış eden olmaz.

‘‘Kıyak emeklilik’’ hükmü sekiz defa iptal edilir, dokuzuncusu yayımlanır.

Anayasa Mahkemesi özelleştirme yasalarını defalarca bozar, yenileri yapılır. Bu da yetmez, Anayasa acemice değiştirilip işler arapsaçına döndürülür. IMF ve Dünya Bankası ‘‘Niçin santralların işletme hakkını devrettiniz; düpedüz satsanıza!’’ deyince, ulusal hukuk büsbütün apışıp kalır.

Hukuku çökertenlerin büyük çöküş altında kalınca bağırmaya hakları olamaz. Devleti yeniden kurmak, yıkılışını önlemeye çalışmış olanların hakkıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI