Mümtaz Soysal: ‘Agape’nin dumanı

Mümtaz SOYSAL
Haberin Devamı

Dışişleri Bakanı'nın ‘‘Yunanistan'la aramızda jestler dönemi bitmiş, ciddi konular dönemi başlamıştır’’ sözü, bu bapta son zamanlarda edilmiş en ciddi sözdür.

Zaten, Atina ziyaretinin önemini de bu oluşturuyor. Enkazdan adam çıkarma ve karşılıklı kadeh kaldırmalardan sonra, sıra her iki ülkenin temel çıkarlarını oluşturan sorunların görüşülmesine ve çözülmesine gelmiştir.

Dünyanın en güzel, ama en karmaşık coğrafyasında yan yana yaşayan iki halkın geleceğini düşünerek; mümkünse başkalarını işin içine sokmadan.

Sorunlar, duygulara fazla yer bırakmayacak, hatta duyguları büsbütün işin dışında tutmayı gerektirecek kadar ciddidir.

Arkada bırakılması gereken, yalnız son birkaç ayın jestler dönemi değil, ondan önceki yılların yarattığı düşmanlıklar ve kızgınlıklar dönemidir de.

Yani, Kıbrıs'taki ‘‘Enosis’’ girişimlerinin, katliamların, çıkarma harekátına yol açan darbe macerasının, Ege adalarını silahlandırışın, karasularını genişletme niyetlerinin, her uluslararası paltformda Türkiye'yi çelmeleme çabalarının, Asala'yı ve PKK'yı el altından desteklemelerin dönemi.

Hatta, terör başının bir Yunan Büyükelçiliği'nde saklanmış olmasını bile unutmak gerekiyor.

İki ülkenin yüce çıkarları ve iki komşu halkın dostluğu adına.

Ama bunu yapabilmek demek, jestler döneminde neredeyse kutsallaştırılmak istenen karşılıklı bir sevdanın hayallerine dönmek demek değildir.

Bakan, herhalde bunu söylemek istemiş olmalıdır.

Klasik Yunancadan beri, ‘‘agape’’ sözcüğü, sevgi, sevda, aşk demek. Ama, Yunancadan öteye, Hıristiyanlık dünyasının dillerinde de, biraz bizim tasavvuf edebiyatının ve özellikle Yunus Emre'nin dilindekine benzer biçimde, ‘‘ilahi aşk’’ anlamında da aynen kullanıldığına rastlanır.

Son aylarda Ege'nin öbür yakasıyla kurulmak istenen yakınlaşma köprüleri, neredeyse insanların benliklerini kendi içinde eritecek bir yüce sevdaya dönüştürülmek istendi.

Özellikle Türk tarafında.

Oysa, bu durumun Yunan tarafınca, böyle bir yüce sevdayı haklı gösterecek tarzda, birtakım hesaplı davranışlardan uzak durarak ve bazı inceliklere dikkat ederek kullanıldığı söylenemez. Örneğin, Türk diplomasisi KKTC ile görüşülmesi gereken Kıbrıs sorununu son Ankara temaslarının dışında tuttuğunu, konuşmak istemediğini ve konuşmadığını söylediği halde, konuk Papandreu'nun basın toplantısında bu konuya geniş yer ayırmasındaki anlam nedir? Lefkoşa ziyaretinde Türk tarafının Rum tarafıyla birlikte Avrupa Birliği'ne kol kola girişleriyle açılacak cennet kapılarını ballandıra ballandıra anlatışı hiç art niyet taşımayan bir meleklik gösterisi mi olmuştur?

Bazı yüreklerdeki son ‘‘agape’’ ateşinin dumanı bu olguları görmeyecek kadar gözleri kör etmiş olamaz. Edip etmediği, bundan sonraki tutumlarla belli olacak.

Yazarın Tüm Yazıları