Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mumcu’nun parti birleşmeli ittifak önerisi

ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu ile uzun bir sohbet yaptım.

Merkez sağın durumuyla ilgili görüşlerini başka bir yazıya bırakarak, kendisinin Türkiye ile ilgili bazı tahlillerini aktarmak istiyorum.

Türkiye’yi okyanusta sallanıp duran dümeni kırık gemiye benzeten Mumcu, en çok yeni bir ekonomik krizden çekiniyor ve bunu olası görüyor gibi.

Sıcak parayla krizi ötelediğini anlatan Mumcu, sermayenin de "bir müddet daha" dediğini; Ortadoğu krizinin de bu müddeti uzattığını söylüyor.

Mumcu, bu "bir müddet daha beklemede" Merkez Bankası Başkanlığı’na yapılan atama sonrası oluşan güvensizliğin, mayıs krizi ardından haziran kararları ile uzlaşmaya dönüşmesinin de etkili olduğunu düşünüyor.

BARAJI İNDİRME PKK BAĞLANTILI

IMF ile imzalanan stand-by anlaşmasına da dikkat çeken ve anlaşmayla hükümete IMF eliyle seçim ekonomisi uygulama olanağı sağlandığını söyleyen Mumcu, "Herkese bir müddet gerektiği için buna dikkat edilmiyor" diyor.

Mumcu, Irak ve Ortadoğu konusunda hükümetin dışarıdaki resmi tutumuyla içerideki muhalif tutumu arasında uçurum olduğu, hükümetin böylece başka türlü bir muhalefet oluşumunu önlemeye çalıştığını aktarırken şöyle konuşuyor:

"Bence bunda ABD politikaları için elverişli bir ortam da oluşuyor. Bu bağlamda PKK ve Irak konusunda yürütülen ve koordinatör atanmasına kadar varan ilişkiye, seçim barajını indirme sözlerine dikkat çekiyorum."

Mumcu,
bu tespitinin hemen ardına "ilginç" dediği Yüksek Askeri Şûra’nın, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı kolordu seviyesine çekme kararını koyuyor.

YAŞ’ın bu kararını, "Türkiye, hattı müdafaadan çok sathı müdafaaya geçiyor" diye okuyan Mumcu, şöyle devam ediyor:

"Türkiye, küresel süreci ve küresel güçleri görmezden gelemez; ama küresel sistem içindeki yerini kendi iradesiyle tayin etmesi gerekir. Bu süreç karşısında kendisini zayıf ve edilgen konuma sürükleyen sorunlarını kararlılıkla çözümleyebilecek bir iktidara ihtiyacı var."

Doğal olarak Mumcu, AKP iktidarını bu güçte görmüyor, kendilerinin bu ihtiyacı karşılayacak birikim ve yetenekte olduklarını savunuyor.

GENÇLİĞE HİTABE ZAMANI

Ancak Mumcu, bunun için bir güç devşirmek gerektiğinin de farkında.

Bunun ise bir yandan sosyo politik konjonktürün, öte yandan sosyo politik ittifakların konusu olduğunu belirten Mumcu, bu ittifakların ise seçim ittifakıyla mümkün olmayacağı inancında.

Mumcu, bu noktada şu ilginç cümleyi kuruyor:

"Bu belki parti birleşmelerini de içeren daha geniş bir uzlaşmayı ifade eder. İttifak, yabancı politikalar ve sermaye peşinde olanlarla bu ülkenin insanı ve ihtiyacı için hareket edenler arasında bir mücadeledir."

İşte bu nedenle tam da Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sini yeniden okuma zamanına gelindiğini söyleyen Mumcu, "Ben bunu sık sık yapıyorum" dedi.

Sonra da her fedakárlığa açık olduğunu gösteren şu sözleri etti:

"Mesele bir milli mücadele olduğunda rütbenin de, üniformanın da ne kadar değersiz olduğunu iyi bilirim. Değerli olan akıl ve imandır. Çünkü, ancak imanı olan savaşır, aklı olan başarır."

Merkez sağın bütünleşmesi de dahil Mumcu’nun bazı sözleri sanki şifreli gibi; ancak onları çözmeyi bir başka yazıya bırakıyorum.
X