"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

‘Mükemmel erkek’ arayışı nafile çaba mı?

İŞİMİN gereği olarak Türkiye’de yayımlanan dergilerin çok büyük çoğunluğunu takip etmek durumundayım. Elle dergisi yeni piyasaya çıkan sayısında bir de “erkek eki” verdi.

Kapağında Fırat Çelik’in (‘Fatmagül’ün Suçu Ne’ dizisindeki Mustafa) afili bir fotoğrafı var.
Çelik ile bir de röportaj yapılmış, “Fırat Çelik’in anlattıkları kadınlara ilaç gibi gelecek, hatta iyi ki böyle erkekler de var dedirtecek” diye sunuluyor.
Zaten fotoğraflarına bakarken bir erkek olarak kıskançlık krizi geçirebilirsiniz bir de o yetmiyormuş gibi bir “mükemmel erkek portresi” bunlara eşlik ediyor!
Yıllar önce okuduğum bir kitap geldi aklıma. Linda Howard’ın “Bay Mükemmel” isimli romanının kahramanı dört kadın iş çıkışı bir barda buluşuyorlar. Birkaç kadehten sonra günün stresi atılınca konu dönüp dolaşıp erkeklere geliyor. Gecenin sonunda ellerinde “mükemmel bir erkekte bulunması gerekenler” listesi ile bardan ayrılıyorlar. (İnternette kitap satan sitelerden kontrol ettim baskısı kalmamış, belki sahaflarda bulabilirsiniz.)
Liste şöyle: “Dürüsttür, yalan söylemez. Aldatmaz. Kibardır, naziktir. Güvenilir biridir. Düzenli bir işi vardır. Başarılıdır. Esprilidir, mizah duygusu gelişmiştir. Çok parası vardır. Yakışıklıdır ve yatakta muhteşemdir.”
Bir tür Süpermen yani!
Elbette böyleleri de sokaklarda aramızda dolaşıyor olabilirler ama kendilerini çok iyi saklamayı başarıyor olmalılar ki onları fark edemiyoruz.
Geçenlerde Hürriyet Pazar’da kadınlardan yakınan bazı genç erkekler ile yapılmış bir dizi söyleşi yayımlandı, ertesi hafta da genç kadınların bunlara yanıtlarını okudum. (Kadınlara hak verdiğimi söylemeliyim.)
Aslına bakarsanız o genç erkekleri çok da eleştirmedim, sadece burnu büyük konuşma tarzlarından hoşlanmadığımı belirteyim.
Eleştirmedim, çünkü erkeklerin ezici çoğunluğunun içdünyaları Ortega y Gasset’in de isabetle tarif ettiği gibi sözcüklerin ötesine taşmaz ve iç duyguları sözel varoluşlarıyla sınırlıdır.
Bu nedenle de kadınların içlerindeki “tutkulu mayalanmayı” keşfedebilmeleri, ona nüfuz edebilmeleri o kadar da kolay değildir.
Neyse, konuya geri döneyim: Romandaki liste sonra elden ele yayılıyor, durum önce listeyi yapan kadınların birlikte olduğu erkekleri huzursuz ediyor, sonra da bir psikopat katili!
Bu bir gerilim romanı ve böyle gelişmesi kaçınılmaz ama gerçek hayatta biz sıradan erkeklerin böyle bir huzursuzluk duymamız için bir neden yok.
Kadınlar için herhangi bir erkeğin mükemmel olup olmamasının bir önemi de yoktur zaten.
Kadın, seçtiği erkeğin mükemmel olmasını bekler, başkasının ne olduğuyla ilgilenmez.
Ama bu durumda şunun için huzursuzlanabilirsiniz tabii: Birlikte olduğunuz kadına böyle bir listeyi verseniz ve sizde bulduğu özellikleri listede işaretlemesini isteseniz yüzde kaç tutturabilirsiniz?
“Çok parası vardır” gibi bir özelliği ya da kişiliğimizden tamamen bağımsız şekillenen “Yakışıklıdır” özelliğini çıkarıp atabilirsiniz listeden tabii.
Ama büyük olasılıkla yüzde yüzü tutturabilmeniz de mümkün olmayacaktır.
Kadınlar erkeklere göre ilişkileri üzerine daha çok düşünürler.
Bütün dikkatlerini size yöneltebilirler, bunun da karşılığını beklerler.
Ama erkek zihni kompartımanlara bölünmüş gibidir, derinleşmesinde problemler vardır.
Bu kadınlar ile ilişkilerini de etkiler.
Bu nedenle kadın dergilerinde tarif edilen bir “mükemmel erkek” arayışına giren kadınları bekleyecek tek şey hayal kırıklığıdır. Çünkü insanoğlunun bir zaafı da elindekiyle yetinmeyi bilmemektir, beklentinin yüksekliği insanın canının feci şekilde sıkılmasına da yol açabilir.
Şimdi konuyu toparlamak için bir fıkra anlatacağım. Biraz acımasız bir fıkra ama aslına bakarsanız fıkra dediğin şey de acımasız olmalı ki insanı sadece güldürmesin, düşünmeye de yöneltsin:
Erkek, Tanrı’ya sormuş: Tanrım, kadınları neden bu kadar güzel yarattın?
Tanrı yanıtlamış: Onu sevesin ve hayatına bir anlam katasın diye. 
Erkek: Peki Tanrım neden ona hiç akıl vermedin? Tanrı: Seni sevsin ve sana katlanabilsin diye!

Uzay araçları İstanbul’da

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Mars’a gönderilen uzay aracı Curiosity’nin iniş yaptığı bölge yakınlarında bir nehrin izlerinin bulunduğunu açıkladı.
Heyecan verici bir buluş. Bu buluşun nasıl sonuçları olacak, evreni algılamamızı ve bilinmezlerini çözmemizi nasıl etkileyecek, bekleyip göreceğiz.
Bu vesileyle uzay ve uzay araştırmaları yeniden gündemimize girecek ve tam da böyle bir dönemde önemli bir serginin İstanbul’da açıldığını sizlere duyurmak istedim.
NASA’nın Amerika dışında düzenlenen en kapsamlı sergisi Madrid’de yapılan ilk sergilemeden sonra şimdi de İstanbul’a geldi.
Bakırköy’deki Marmara Forum Expo Center’daki sergi insanoğlunun 50 yıllık uzay macerasını gözler önüne seriyor.
Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik dev bir alana yayılan sergide uzay çalışmalarına ait 100’den fazla orijinal parça sergileniyor.
Altı ana bölümden oluşan sergide astronotların uzayda yaşamlarına ilişkin olarak astronot giysileri, uzaya çıktıklarında yedikleri yemekler gibi parçalar var.
Mercury, Gemini, Apollo ve Atlantis uzay araçları ile karşılaşmak ve gerçek büyüklükteki replikalarına bakmak heyecan verici bir deneyim.
Bu sıradan bir müze değil tabii. Aynı zamanda uzay yarışının gelişimi, uzay araçlarını götüren roketlerin gelişimi, uzayda yürüyüş deneyiminin zorlukları gibi konulara da yer veren eğitsel bir sergi!
Hafta sonunda çocuklarınızı götürebileceğiniz bir sergi bu. Zevkle vakit geçirmenin yanı sıra çocukların ufkunu genişletmek açısından da yararlı olacaktır, öneririm.

X