"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Muhteşem Yüzyıl’da hayat

ÇARŞIDA fiyatlar şöyleymiş:<br><br>Koyun alırsan 22-24 akçe ödüyorsun, piliç alacaksan 4 akçe.

Tavuk alacaksan 6 akçe, biraz irisini veya ne bileyim hindiyi tercih edeceksen 10 akçeye kadar çıkıyorsun. Bal dersen okkası 4 akçeye de var 12 akçeye de.
Şekerin okkası 17-20 akçe, karabiberin 45.
Soğanın 4-5 okkasına 1 akçe ödüyorsun, bir bidon sirke 2 akçe, 2 somun ekmek 1 akçe. Ekmekler dünden kalmaysa 3 somun alıyorsun aynı paraya.
Şarap var. 1 kilesi 3-4 akçe; Adalar’dan gelen Malvasia şarabı 3 akçe, Midilli’den gelen Muskat 4-5 akçe. Kile çok değişiklik gösterir ama sıvı ölçü birimi olarak 1 kile=36 veya 37 litreye denk geliyor baktığım kaynaklarda.
Akçe derseniz... O da bahsettiğimiz dönemde 900-960 ayar gümüşten yapılan ve ağırlığı o yıllarda 0.4 gram ile 0.7 gram arasında değişiklik gösteren para birimi.
Hangi yıllarda?
Tabii ki “Muhteşem Yüzyıl”da.
* * *
Parayla insan alınıp satılan bir çağdayız.
Pazarda 1000 akçe ödeyerek erkek köle alınıyor. Kadınlar daha pahalı ama en fazla parayı çocuklar, özellikle erkek çocuklar için istiyor esirciler.
Esir pazarında müşteriler “alacakları kişinin” dişlerini, saçlarını incelemekte, yüzünü tükürükle ıslatarak yanaklarının boyalı olmadığını kontrol etmekte serbestti.
1551’de Fransa kralı tarafından İstanbul’a yollanan Nicholay, 13-14 yaşlarında bir Macar kızın bir saat içinde 3 kez müşteriler tarafından soyularak incelendiğini, sonunda yaşlı bir tüccar tarafından 4.5 düka (altın para) karşılığında satın alındığını yazmış.
Esirler için pek muhteşem bir yüzyıl değilmiş...
* * *
Maaşlar -anladığım kadarıyla- çok fena değilmiş herhalde.
Mesela tersanede çalışanların maaşları şöyle aktarılıyor:
“Tersane denetçisine günde 40 akçe, sekreterine (yardımcısı) 25 akçe, emrindeki memurlara 10’ar akçe veriliyordu. Elli ustabaşı veya gemi ustası vardı ki bunlara çalışırken günde 12 akçe, çalışmaları istenmeyen günlerde 6 akçe ödeniyordu.”
Bugünkü duruma bakarsak, en azından tersane işçileri için “muhteşem” bir yüzyıl sayılabilir tabii.
* * *
Seyyahlara göre dünyanın en güzel kentiydi İstanbul. 60 bin Türk, 40 bin Hıristiyan ve 10 bin Yahudi hanesi vardı şehirde. 485 adet cami ve mescit, liseye denk gelen 625 medrese, yüksekokula denk gelen 515 medrese, 110 hastane, 419 adet de imâret (yemek dağıtılan, konaklanan yapı) varmış.
Seyyahlar Türk evlerini özensiz, eşyasız, geri kalmış bulsalar da cami, hastane, hamam ve kervansaray binalarını “üstün” bulmuşlar.
Yemek konusunda İstanbul’u fazla sade, inceliksiz ve yaratıcılıktan uzak bulmuş yabancı seyyahlar.
Fakir olanlar genellikle mercimek, fasulye, soğan, pilav ekmeğe yüklenirmiş.
En yaygın mönü ise: Pilav, koyun eti, sarımsak ve ekmek. Bir de peynir.
Balık, elini Boğaz’a sokup çıkararak yakalayabileceğin kadar bol ve çeşitli..
Şarapların çoğu kötü diyorlar bir de.
Bence onlar yemekten anlamıyormuş o ayrı. Çünkü aynı dönemi yansıtan bazı kitaplarda ne tarifler var!
* * *
Dizilere “bağlılık problemi” yaşadığım için “Muhteşem Yüzyıl”ı seyretmedim.
Tartışmaları diziden daha yakın takip ettim.
Ve elime güzel bir kitabın geçmesi de bugünlere rastladı...
2008’in eylül ayında kaybettiğimiz Metin And’ın “16. Yüzyılda İstanbul. Kent-Saray-Günlük Yaşam”, 1994’te Akbank tarafından kısıtlı sayıda basılmış, şanslı kütüphanelerde yer bulmuş, bugün arayanın ilk baskısını 150-180 TL arasında bir fiyata bulabileceği şahane bir kitaptır. O dönemde savaş yılları dışında kalan zaman dilimlerinde İstanbul’a gelen yabancıların izlenimlerinin bir kolajıdır kitap.
Yapı Kredi Yayınları geçtiğimiz günlerde kitabın yeniden basılmasını sağladı, ben de bu yeni baskı sayesinde geçen hafta sonumu şenlendirmiş oldum.
“Muhteşem Yüzyıl’da İstanbul nasıldı?” sorusuna detaylı cevaplar arayanlar, görsel açıdan da çok zengin bu kitaba ulaşsın.
Unutmadan, bu kitapta okumadım ama “Muhteşem Yüzyıl”a bir de renkli not düşeyim tatilciler için, bir daha gittiklerinde farklı gözle baksınlar: Bodrum da Muhteşem Yüzyıl’da alınmıştır.
İyi tatiller!
X