Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muhteşem bir devlet darbesi

FETHİ Bey İçişleri Bakanlığı görevinden istifa ediyor.

Fethi Bey (Okyar) kabineyi kurarken, belli bir siyasal hesapla İçişleri Bakanlığı görevini de üstleniyor. Okyar 24 Ekim 1923 günü istifa ediyor, ama yine Başbakan.
O tarihte bakanları tek tek Meclis seçiyor. Meclise her ne kadar Mustafa Kemal egemen ise de, oyların adaylar arasında bölünmesi bakan seçimini güçleştiriyor.
Yine öyle bir durum. Okyar’ın yerine yeni bir İçişleri Bakanı seçilemiyor. Bunun adı, hükümet krizi. Krize çözüm gecikmiyor:
29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan ediliyor.
Neden böyle bir siyasal manevra? Birileri zaten Cumhuriyet sözünden rahatsız. Başkaları “Cumhuriyet gelirse Hilafet ne olacak” derdinde. Diğer bir gurup, “Cumhuriyet’e geçilirse, Mustafa Kemal’in konumu ne olacak” kaygısında.
Sorular birleşecek, tartışma büyücek, Kurtuluş Savaşı’na büyük emeği geçen, ama sonradan Mustafa Kemal’le yolları ayrılan Kazım Karabekir Paşa’nın Cumhuriyet’in aceleye getirildiği inancı, olayı daha da alevlendirecek ve belki Cumhuriyet’e geçiş geri kalacak.
Mustafa Kemal bunu hesaplıyor, Okyar’ın istifasıyla, bilerek bir hükümet krizi yaratıyor.
Krizi muhteşem bir devlet darbesi izliyor: Cumhuriyet’in ilanı.

RAHATSIZ OLANLAR

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki devrimlerin çoğu yine devlet darbesi. Boşuna değil. Cumhuriyet‘e hala karşı olanların kökü ilk Meclis’e kadar uzanıyor.
Kurtuluş Savaşı’na giden yolda Erzurum Müdafaa-i Hukuk Başkanı Hoca Raif (Dinç) Efendi Erzurum ve Sivas Kongrelerine katılıyor. Mustafa Kemal onu TBMM’ye seçiyor. 1921 Anayasasının kabulünü Raif Efendi içine sindiremiyor. Saltanatı ve Hilafeti savunmak üzere Erzurum’a gidiyor, orada Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti’ni kuruyor, kutsal değerleri koruma cemiyeti, ne o kutsal değerler, Hilafet ve Saltanat, Osmanlı’nın devamı. Onun “bu iş cumhuriyete gidiyor, bundan hoşlanmıyorum” sözünün hem Meclis’te, hem memlekette epey taraftarı var. Yani, devlet darbesi zorunlu.
Oysa, Mustafa Kemal çok dikkatli. 1921 Anayasası kabul edildiğinde, Cumhuriyet’e gidiliyor, diyenlerin sayısı hızla artınca, Mustafa Kemal Cumhuriyet aleyhtarlarının başında gelen Kazım Karabekir’e telgraf çekiyor, “bunlar vehimden ibarettir” demek zorunda kalıyor, aslı yok, anlamında.
Bazen doğrudan darbe, bazen manevra, kazanılan zafere rağmen, ortam böyle bir ortam.

CUMHURİYET

1921’de “vehim” ama, Eylül 1923’te Mustafa Kemal kartlarını artık açık oynuyor.
Avusturya’da yayınlanan Neue Freie Presse Ankara’da Mustafa Kemal ile röportaj yapıyor. Orada Mustafa Kemal;
“Anayasaya göre, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, Yasama ve yürütme yetkisi milletin tek temsilcisi olan Meclis’te toplanmıştır. Bu iki cümleyi tek bir kavramda toplamak mümkün: Cumhuriyet”.
Kurtuluş ve kuruluş yıllarına ilişkin ilk elden yazılan pek çok anıda, cumhuriyet fikrinin Mustafa Kemal’de daha işin çok başında yer ettiği belirtiliyor. O, dünyanın çok farkında. Osmanlı’da II. Meşrutiyet ilan edildiğinde, Avrupa’da farklı rüzgarlar esiyor. Almanya, Avusturya, Macaristan cumhuriyete dönüşüyor, Polonya ve Çekoslovakya cumhuriyete adım atıyor. Ondan önce Fransız Devrimi Mustafa Kemal ve kuşağını zaten etkilemiş, zaferin son dönemecinde “Cumhuriyet” damgası sürpriz değil.
“Cumhuriyet olmasa, ben şimdi nerede, nasıl olurdum” sorusunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Onun için, Cumhuriyet hepimize kutlu olsun.

Geçit töreni eğlence mi

HEM terörün azgınlaşması, hem Van-Erciş depremi önceden düzenlenen pek çok organizasyonun ertelenmesine yol açıyor. Yerinde bir karar.
Cumhuriyet Bayramı balolarından, kokteyllerden, eğlencelerden vazgeçiliyor. Yerinde bir karar.
Bunlar arasında anlamadığım bir vazgeçme daha var. Cumhuriyet Bayramı törenleri, resmi geçitler de iptal ediliyor.
Resmi geçitler ne zamandan beri eğlence? Onlar en kutsal bir bayramın hep birlikte anılmasının gösterileri. Cumhuriyet’in dayanışma sembolü.
Sazlı, sözlü eğlence değil, şarkı, türkü sahnesi değil. İptal, ne alaka?

X