Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muhasebe hataları

<B>HALKA</B> açık şirketlerin gelir tablolarının ve bilançolarının enflasyona göre düzeltilmesi zorunlu hale geldikten sonra, ortaya ciddi muhasebe sorunları ve dolayısıyla hataları çıkmaya başladı. Muhasebe bir ölçme disiplinidir.

Bu işlevi dolayısıyla, serbest pazar ekonomisinin işleyişinde çok önemli bir yer işgal eder. Mali tablolarının şirketin durumunu ‘doğru ve ádil’ bir şekilde göstermemesi kötü muhasebedir. Bu tablolar yanlışsa, ekonomide ‘kaynak tahsisleri’ çarpıklaşır. Yani para, yanlış ellere ve yerlere gider. Kimlerin kredi alması gerektiği, yatırım yapılacak hisse senetlerinin seçimi ve hisse fiyatlandırması kararları hatalı olur. Neticede ortaya, Türkiye’de olduğu gibi batık bankalar ve batık şirketler meselesi çıkar. Bu yanlışlıkların faturası da devlet borçlarının 50 milyar dolar artması ve her yıl bunlara faiz ödenmesi şeklinde halkın sırtına biner.

Kötü muhasebe, sadece Türkiye’nin sorunu değildir. Amerika’da zararlı olduğu halde kendini kárlı gösteren başta Enron şirketi olmak pek çok firma, halkın milyarlarca dolarını deve edip gümledi gitti. İtalya’da bir gıda devi olan Parmalat, daha geçenlerde aynı nedenlerden battı. Baş yöneticisi tımarhaneye düştü. Dünyanın en büyük muhasebe şirketi olan Arthur Andersen, görevini yapmadığı için kapandı. Sırada başkaları da olabilir.

* * *

Bu yazıyı yazmama sebep olan olay, geçen cuma günü Hürriyet’te çıkan bir haberdir. Habere göre, tarihinin en kárlı yıllarından birini yaşayan Arçelik, enflasyon düzeltmesi sonuncunda doğan 1.1 katrilyonluk geçmiş yıllar zararı yüzünden 2003’te 140 trilyon lira kár etmesine rağmen, ‘dağıtılabilir kárı çıkmadığı için’ temettü dağıtamayacakmış. Yorumumda bir yanlış yargıya düşmemek için haberin içeriğini ilgili ve yetkililerle konuştum. Gazetede yazılan doğru ama eksik. Ne var ki, olay tam anlamıyla muhasebe muamması. Burada, muammanın teknik ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, Arçelik’te 1.1 katrilyonluk bir ‘geçmiş yıllar zararı’ yok. Daha doğrusu, geçmiş yıllar zararı sıfır. Enflasyon düzeltmesi yapılırken, şirketin kurulduğu günden beri, ortaklar tarafından konan veya ihtiyatların sermayeye dönüştürülmesiyle oluşan ödenmiş sermaye tutarları ile içeride bırakılan her tür yedek akçeler yıllık enflasyon yüzdeleriyle çarpılarak yıl sonu TL’ye dönüştürülüyor. Sonra da mademki bilançoda bu kadar özkaynak yok, demek ki ortada bir ‘zarar’ var deniyor. Bu çıkarımı doğru kabul etmek mümkün değil.

Peki ortada o kadar özkaynak olmaması ne anlama geliyor? Anlamı şu: Arçelik’in bilançosu daha iyi yönetilseydi, mesela şirket daha az özkaynak daha çok borç kaynakla çalışsaydı, böyle bir zarar ortaya çıkmazdı demektir. Nitekim, enflasyon ortamında yüksek borçla çalışan şirketlerde, yüksek özkaynaklı şirketlerin aksine ‘geçmiş yıllar enflasyon kárları’ oluşmaktadır Ölçülen zarar değil kaçan fırsattır. Bu zarar rakamının ‘yönetim muhasebesi’ açısından değeri vardır, dolayısıyla hesaplanması gerekir. Ancak finansal raporlama açısından aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Yapılması gereken bu zarar (?) rakamını, orantılı olarak ödenmiş sermaye ve ihtiyat rakkamlarından düşerek netleştirmektir. Buna da yanlış bir gerekçeyle, Maliye Bakanlığı’nın itirazı var galiba.

Son Söz : Muhasebede negatif ölçme olmaz.
X