Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Tarımdan, turizm toplumuna geçiş

Muharrem SARIKAYA

ABD Başkanı Bill Clinton, iki gün önceki Davos konuşmasında Avrupa'ya şu uyarıda bulunuyordu:

‘‘Korumacılık duvarlarının kaldırılması gerekir. Avrupa, tarımdaki sübvansiyona son vermelidir...’’

Clinton bunları söylerken, aynı konunun tartışıldığı bir başka odadaki toplantıdan 21'inci yüzyıla dönük şu sonuç çıkıyordu:

‘‘Geleceğin parlayan sektörü tarım değil, turizmdir.’’

AB'nin 350 milyonu bulan nüfusunun, yaklaşık 7 milyon ailesi tarımla uğraşıyor.

Bu da 20 milyon nüfusun tarımdan geçindiği anlamına geliyor.

Ancak AB, 81 milyar Euro'luk bütçesinin, 50 milyar Euro'luk (1 Euro: 0.98 $) bölümünü tarım sübvansiyonu için kullanıyor.

Tarım alanındaki çalışmalarıyla tanınan DYP Erzurum Milletvekili Prof. Zeki Ertugay'a göre bu, Türkiye'nin tarımda kullandığı sübvansiyonun neredeyse 5 katı bir rakama ulaşıyor.

Ertugay da tarımın geleceğin sektörü olmaktan çıktığını belirterek şöyle diyor:

‘‘AB'ye tam üyelik sürecinde nüfusunun yüzde 45'i tarımla uğraşan bir toplumdan kurtulmanın yolunu bulmalıyız. Turizm ve diğer sektörlere kayışı hızlandırmalıyız. Ortalama 9 dönümlük tarlalarla tarımda bir yere varılamayacağını anlamalıyız...’’

* * *

Hükümetin son dönemde aldığı kararlara bakıldığında, bunun ilk adımının atıldığının işareti veriliyor.

Tarıma verdiği toplam 9.5 milyar doları bulan sübvansiyonu bu yıl büyük oranda kaldırma kararı alıyor.

Bir anlamda tarım nüfusunun geçmiş yıllardaki kadar rahat olmayacağının haberini veriyor.

Hükümet, tarımla ilgili bu radikal kararı alırken, bir diğer elinde tuttuğu ‘‘geleceğin parlayan sektörü turizm’’ için ne yapıyor?

Son verilere göre, Türkiye geçen yıl bu sektörde, dörtte bir oranında kan kaybına uğruyor.

Bu yıl turizmde bir ilerleme sağlanması için yoğun çaba gösteren ve bunun için Viyana'da sektör temsilcileriyle görüşmelerde bulunan Turizm Bakanı Erkan Mumcu, dün telefonda şunları söylüyor:

‘‘Dünya Turizm Örgütü, 2020 yılında turizm sektöründen sağlanacak gelirin 2 trilyon dolar olacağını öngörüyor. Bizim bu sektörden aldığımız pay hálá yüzde 1.7; iki bile olamadık. Bu payı yüzde 3-4'e çıkarmak zorundayız. Bu da demektir ki Türkiye'nin turizm geliri 40 milyar doları bulmalı...’’

Bu rakamın Türkiye'nin toplam döviz gelirinin bile üstünde olduğuna işaret ederek ekliyor:

‘‘Devlet, turizmi sektörel bir yatırım olarak görmeli. Başka hiçbir ülkenin bu kadar büyük avantajının bulunmadığı gelecek yüzyılın parlayan sektöründe en geriye düşmemiz de kaçınılmazdır.’’

Ardından, uygulanan politikadan yakınıyor:

‘‘Turizmin canlanması için havayolları şirketlerine 5 trilyon kredi olanağı sağlanması gerekiyor. DDY'nin her yıl 650 milyon dolar zarar ettiği ülkemizde, turizmde yeni bir atılım yapacak bu krediyi hava yollarına hálá sağlatamadık. Her adımda bir bürokratik engele takılıp gidiyoruz...’’

Mumcu'nun yakınması bununla da kalmıyor. Turizmin en büyük patlama gösterdiği yıllarda bile 10 milyon turiste ulaşılamadığına dikkat çekiyor.

Mumcu, İspanya'nın 50 milyon turisti ağırladığı bir dönemde, Türkiye'nin ‘‘5 milyondan 10 milyona çıktık’’ övünmesinde bulunamayacağını belirtiyor.

Gelecek yüzyılın sektörünün başında bulunan bakanın bu yakınmalarına bakıldığında, Davos'ta ortaya konulan görüşlerin Türkiye'ye yansımasının bu tabloda daha uzun süre kalacağı görülüyor.

X