Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Sanal kutlama

Muharrem SARIKAYA

BAYRAMIN birinci gününden itibaren milyonlarca mesaj, abone sayısı 16 milyona dayanan cep telefonları veya internet üzerinden alıcılarına ulaştı.

Birçoğu şiirsel akış içinde olan bu mesajlar, bir bayram ve yeni yıl kutlamasının ötesine çıkıp, bireylerin zararına işleyen bir akışa dönüşseydi ne olurdu?

Türkiye'de böyle bir akışı engelleyecek ne mekanizma, ne de yasal düzenleme söz konusu.

Cep telefonu üzerinden ulaşan ve göndericisi belli olmayan mesajların ötesinde, bu durum internet için de geçerli.

Yurtiçi veya dışında kurmuş olduğu site üzerinden arzuladığı gibi tehdit ve hakaret gönderen birine, Türkiye'de bir yaptırım getirmek oldukça zor.

Bazı amatör iyi niyetli bilgisayar korsanlarının (hacker) savaşının ötesinde bu tür sitelerle baş etmenin hukuki bir yolu da yok.

* * *

Polise gidip, ‘‘Şu adresteki kişi benim bilgisayarımı çökertti’’ dediğinizde alacağınız yanıt, ‘‘Yasal olarak yapacağımız bir şey yok’’ cümlesinden öteye gidemiyor.

Evinizin kundaklanmasından daha ağır bedellere mal olacak saldırılar karşısında, çelik kapı taktırmak veya camlarınızı demirletmek gibi güçlü virüs programları kullanmanızın ötesinde yapacak bir şeyiniz de yok.

Türkiye'de bilişim veya iletişim alanında tam anlamıyla bir ortaçağ dönemi yaşanıyor.

Silahlı olan, çete kuran galip geliyor. İstediği yere saldırıp, istediği zararı verebiliyor.

Bu saldırganları engelleyici bir yasa olmadığından, başka kanunların çerçevesi içine alınıp dolaylı yoldan cezalandırmanın ötesine geçilemiyor.

Dolayısıyla, ticaretin bile yüzde 10'unun internet üzerinden yapılmaya başlandığı küresel dünyanın etkin bir unsuru olamıyor.

* * *

International Data Corporation'ın hesaplamalarına göre bilişim teknolojisine yapılacak harcamaların gelecek yıl 1 trilyon 100 milyar doları aşacağı varsayıldığında, Türkiye'nin karşılaşacağı gerçek daha net görülüyor.

Türkiye'nin bu gerçeğinin farkında olan, bunun giderilmesi için çırpınanlar da yok değil.

Bunların başında da Türkiye'nin ilk bilgisayar profesörü, DSP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ziya Aktaş geliyor.

Aktaş'ın, 1998 yılında hazırladığı kanun teklifi Meclis'te bekliyor.

Bilgi Toplumu Bakanlığı kurulması gerektiğinin altını çizen Aktaş, dün şunları söylüyor:

‘‘Avrupa'da kişisel özgürlükler ve mahremiyete ilişkin bilgi akışının denetlenmesiyle ilgili yasa 1978'de çıkartıldı. Son yıllarda ise internet üzerinden elektronik ticaret başladı. Trilyonlarca dolarlık ticaret internet üzerinden yapılıyor. Dijital imzadan tutun da alışverişin ticari ahlak çerçevesinde gerçekleşip gerçekleşmediğine dönük bütün verilerin denetiminin yapıldığı merkezler Batılı ülkelerde kuruldu.’’

Benzer bir denetim mekanizmasının oluşması için Dış Ticaret Müsteşarlığı bünyesinde çalışmalarını yürüten komisyon, ‘‘üst düzey yöneticilerin işlerinin yoğunluğu’’ dolayısıyla hálá bir noktaya gelebilmiş değil.

Her şey bir tarafa, internet alfabesinde hálá, ‘‘ü-ç-ğ-ş’’ gibi Türkçe karakterler dahi yer almıyor.

Geçen otuz yıl içinde, beş bin yılda ürettiğinden daha fazla bilginin üretildiği ve bunların sanal ortam üzerinden sunulduğu yeni bir dünya düzeninde yaşanılıyor.

Türkiye ise yeni binyılın ilk senesine adımının atılacağı bugün, askerdeki evladına mektup yazdırmak için elinde káğıt kalem, okuma yazma bilen birini arayan insan konumunda kalmakta ısrar ediyor.

Nice mutlu yıllar dileğiyle...

X