Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: ‘Reformcu saygın kişilik’

Muharrem SARIKAYA

NEW YORK

BİRLEŞMİŞ Milletler Yeni Binyıl Zirvesi dolayısıyla geldiği New York'ta ikili görüşmelerde bulunduğu Batılı muhatapları, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i şu üç kelimeyle tanımladı:

‘‘Reformcu, saygın kişilik...’’

Bu üç kelime, ABD Başkanı Clinton'dan Fransa Devlet Başkanı Chirac'a, Almanya Başbakanı Schröder'e kadar görüşmede bulunduğu bütün liderler tarafından benzer kelimelerle dile getirildi.

Göreve başlayalı daha 3.5 ay olan Sezer için, Batılı muhatapları bu değerlendirmeye nasıl ulaştılar?

Diplomatik gözlemcilerin bu soruya verdiği yanıt; Sezer'in, başkanlığını yaptığı dönemde Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümündeki konuşmasına dayanıyor.

Buna, hükümet ile arasında krize neden olan Kanun Hükmündeki Kararname'ye karşı çıkışını gerekçelendirdiği metin de ekleniyor...

........

Sezer ile ilgili bir grubun değerlendirmesi bu yönde olurken, karşı görüşler de yok değil.

Onlara göre ilk kez yüz yüze geldiği Batılı muhataplarının bu sözlerinin ardında, ‘‘Biz sizi böyle görmek istiyoruz’’ anlamı yatıyor.

Cumhurbaşkanı Sezer'in Batılı muhataplarına bakışına gelince...

New York'ta kendisinden önceki cumhurbaşkanlarının aksine basından uzak durmaya gayret eden Sezer, önceki gün Türkevi'nde 90 kadar medya mensubuyla ilk kez buluşmasında bu soruya şu yanıtı veriyor:

‘‘Etkilendiğim herhangi bir lider olmadı...’’

Cumhurbaşkanı'nın her ne kadar 15 dakika kadar devam etse de basınla buluşmasında dikkat çeken bir diğer özelliği ise kamera ve teyplerden uzak durması.

Hatta, açık gördüğü kayıt cihazlarını bizzat müdahale ederek kapatması dikkate alındığında, hiç hoşlanmadığını söylemek olası.

Sohbet sırasında, birçok köşe yazarının yazdıklarına ve kitaplarına göndermede bulunan Sezer, kayıt cihazlarından uzat durmasının nedenini aslında bir başka soruya yanıt verirken ortaya koyuyor:

‘‘Hasan Cemal de zaten benim siyasetçi olmadığımı yazmış...’’

Soruları kısa cümlelerle geçiştiren Sezer'in siyaset konusundaki düşüncesi ise hiç de kolay olmadığı yönünde.

Kısa süreli sohbetimizde dikkat çeken bir diğer tavrı da yan yana gelindiğinde, çekingen, insanın gözünün içine bakmaktan, selam vermekten bile kaçınan tavrından uzaklaşması.

........

Samimi bir havada, alçakgönüllü bir tavırla sohbet edebilmesi.

Ankara kökenli tanıdığı, bildiği gazetecilerle rahatlıkla diyalog kurup, onlara isimleriyle hitap edip, sohbet etme arzusunu sergilemesi de gözlenen bir diğer tavrı.

Sezer'in bu davranışlarından yola çıkıldığında, hata yapmaktan çekinen bir davranış kalıbının içinde sıkıştığı rahatlıkla söylenebilir.

Bunun yanında ‘‘karizmatik bir lider olma çabasının’’ bulunmadığının altı çizilebilir.

Ancak, bütün bunların yanında arzu etmediği bir davranış karşısında keskin bir tavır sergilemekten kaçınmadığı da bir gerçek.

Nitekim, istemediği ve birkaç kez uyardığı halde, gazetecilerle sohbeti sırasında salona giren birkaç kemeramanın çekim yaptığını gördüğünde, daha eline yeni aldığı kahvesinden bir yudum dahi içmeden ‘‘Bir yere yetişmem gerekiyor’’ diyerek ayrılması da bunun bir göstergesi.

Zirvenin devam ettiği dört gün içinde neredeyse saat başı bir liderle buluşup yoğun diplomasi trafiğini rahatlıkla geçiren Sezer, bu açılardan değerlendirildiğinde, Çankaya'da sakin bir güç olmayı arzuladığını söylemek de güç değil.

X