Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Erbakan siyaseti...

Muharrem SARIKAYA

MİLLİ Görüş ideolojisi, Milli Nizam Partisi'yle temelinin atıldığı 26 Ocak 1970'ten bugüne, ilk kez parti içi demokrasiyle tanışacak.

Delege ilk kez, iki genel başkan ve iki listeden birini tercih edecek.

Hatta, kongre divan başkanlığı mücadelesinin nasıl verildiğine bile tanıklık yapacak.

Hem de, iki haftadır, bu demokratik mücadelenin ortadan kaldırılması için verilen tüm çabalara rağmen...

Bu açıdan, FP'de bugün gerçekleşecek büyük kongre, genel başkanın kim olacağından veya hangi listenin seçileceğinden daha fazla önem arz ediyor.

Ancak, bu mücadele sonunda FP'nin hayatta kalma şansının ne olacağını kendi milletvekilleri dahi kestiremiyor.

* * *

Bunda en büyük etkenin, kapatılan RP'nin yasaklı lideri Necmettin Erbakan olacağı, FP üyeleri tarafından da kabul gören bir gerçek.

Siyaset yasağıyla birlikte, fazla ön plana çıkmayan, uzaktan ‘‘Hocalık’’ yapmakla yetinen Erbakan, kongre süreciyle birlikte bu tutumundan uzaklaşıyor.

Hatta, FP hakkında Anayasa Mahkemesi'nde ‘‘RP'nin devamı’’ olduğu gerekçesiyle açılan kapatma davasına rağmen.

FP'de Erbakan'ın bu tutumundan kaynaklansa gerek, birkaç gündür yoğun olarak şu soru tartışılıyor:

‘‘Erbakan, FP'nin kapatılmasını mı arzuluyor?’’

Bu sorunun gerekçesi de şu sözlerle dile getiriliyor:

‘‘FP'nin kapatılması halinde 40 kadar milletvekilinin Meclis üyeliği düşer, ara seçim zorunlu hale gelir. Erbakan da ara seçimde bağımsız milletvekili olarak parlamentoya gelir...’’

* * *

Ortaya atılan bu iddiayı, Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davasında partisinin savunmasını yapan Ankara Milletvekili Cemil Çiçek'e yöneltiyoruz.

Çiçek, ‘‘Erbakan Hoca ne yapmak istiyor bilmiyorum’’ deyip ekliyor:

‘‘Anayasa Mahkemesi'nde devam eden davanın bir nedeni de RP'nin devamı olduğu iddiasını içeriyor. Herkesin bunu dikkate alması gerekiyor...’’

FP'nin, Meclis'te ‘‘ana muhalefet’’ olduğunu anımsatma gereği duyuyor ve devam ediyor:

‘‘FP, bu özelliğiyle Türkiye'nin düzlüğe çıkmasına, devlet kurumlarının işlemesine katkı sağlayacak mı, sağlamayacak mı? Bu kongre buna karar verecek. Siyaset devlet yönetme sanatıdır, kavga etme değil...’’

Çiçek, eski lideri Erbakan'a doğrudan söz söylemekten kaçınıyor.

Ancak, Erbakan'ın son günlerde sergilediği davranışın, FP'nin kapatılmasına delil teşkil edeceğini de şu sözlerle kabulleniyor:

‘‘Kapatma davası devam ederken iki liste niye çıktı diyenlerin, kapatmaya neden olacak delilleri de ortaya koymamaları lazım. Siyaset, çuvalı patlamadan indirmektir...’’

Hemen ardından da Erbakan'ın adını kayda geçirip ekliyor:

‘‘Eğer Erbakan Hoca siyasete dönecekse, siyasetten tamamen yasaklı duruma geleceği 312'nci maddeden açılmış olan davayı da dikkate alarak hareket etmesi lazım. Devletin gözüne parmak sokarak bir yere varılamaz.’’

FP'de son bir hafta içinde yaşananlara bakıldığında, Çiçek'in bu sözlerinin anlamı da ortaya çıkıyor.

FP'de birçok kişi, bugün kongreden çıkacak sonuca bakıyor, 15 Mayıs sabahından itibaren partinin geleceğinin ne olacağını görmek istemiyor.

Veya görüyor da, bunun gereğini yerine getiriyor...

Bu kongrenin sonucunun kapanma veya parçalanmayı beraberinde getireceği de bir siyasi risk olarak FP'nin üzerinde duruyor...

X