Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Ecevit'ten özelleştirme özeleştirisi

Muharrem SARIKAYA

Başbakan Bülent Ecevit, son dönemde ekonomi ile çok daha yakından ilgili.

Sohbetimizin her adımında bunu hissettiriyor.

Söze, ‘‘Türkiye'nin önünde iki büyük engel var’’ diye başlıyor.

Engellerin ilkini ‘‘Uluslararası Tahkim’’ olarak açıklarken, diğerinin de ‘‘faiz’’ olduğunu vurguluyor.

Her ikisini de bir düzene koymak için çaba gösterdiklerini vurguluyor.

Önce Uluslararası Tahkim ile ilgili görüşlerini açıklıyor.

Başta enerji olmak üzere yabancı sermayenin katıldığı büyük altyapı projelerinde doğabilecek uyuşmazlıkların çözüm yeri olacak Uluslararası Tahkim ile ilgili eleştiriler konusunda şöyle diyor:

‘‘Bazı kesimlerde haksız da olmayan bir kaygı var. Ama Uluslararası Tahkim konusu halledilirse, Türkiye'ye büyük yatırım gelecek. Bu da Türkiye'ye büyük ivme kazandıracak...’’

* * *

Bir zamanlar özelleştirmeye karşı mücadele veren safta yer alan Ecevit, şimdi farklı konumda bulunuyor.

Hükümetin, ekonomiyi içinde bulunduğu ortamdan çıkarmak için çaba gösterdiklerinin altını birkaç kez çiziyor.

Hükümet içinde bu konuda tam bir uyum olduğunu belirtiyor ve Uluslararası Tahkim'in çıkması halinde, sadece ABD'den değil, dünyanın birçok yerinden Türkiye'ye sermaye akımının yaşanacağını belirtiyor.

Ecevit, şöyle diyor:

‘‘Meclis'in hızlı temposu, hükümetin uyumu güven kazandırdı ve bundan dolayı dış diplomatik ve finas çevrelerinde hükümete büyük güven var.’’

Hükümetin önündeki, Tahkim ve faiz dışında iki sorunun bulunduğunu da vurguluyor.

Özelleştirme konusunda özeleştiri yapma gereği duyuyor:

‘‘Şimdiye kadar izlenen özelleştirme stratejileri beklenen sonuçları vermedi, hedefler tutturulamadı.’’

Bunun nedenini ise şu sözlerle açıklıyor:

‘‘Özelleştirme kapsamına alınan KİT'lerin, bir depoya alınmış gibi işlem görmesi şevklerini kırdı. Geleceğe yatırımlarını engelledi. Devlete astarı yüzünden pahalıya mal oldu.’’

Kurumun ismini anmadan konuşsa da, Özelleştirme İdaresi'ni bir ‘‘depoya’’ benzetiyor.

Ecevit, satışı biten KİT'lerin devlete olan zararının, satılanların üzerine çıkmaya başladığını da vurguluyor.

Ancak bunları söylerken, Özelleştirme İdaresi'ne dönük bir eleştiri getirmiyor. Sistemin çalışmasının yarattığı sıkıntının altını çiziyor.

Hatta bir adım daha atıyor ve şöyle devam ediyor:

‘‘Kamuoyuna bu konu iyi anlatılamadı. Özelleştirme, işsizleştirme anlamına geldi...’’

* * *

Sözü Güneydoğu'ya getiriyor ve şöyle diyor:

‘‘Biliyor musunuz? Güneydoğu'da halk da, işveren de, özelleştirmeye tümüyle karşı...’’

Nedenini yine kendisi açıklıyor:

‘‘Geçmişte hatalar yapılmış. Özelleştirilen tesisler kapatılmak üzere satın alınmış. Halk da, işveren de özelleştirmenin hayvancılığa destek getirmediğine inanıyor.’’

Ecevit'in sözlerinden çıkan şu ki; kafasında yeni bir özelleştirme stratejisi oluşmuş... Hatta bir eylem planı.

Bunun ne olduğunu şimdilik açıklamıyor.

Ancak, planın ilk adımının, depoda toplanan KİT'lere yeni bir düzen getirmek olacağının işaretini veriyor.



X