Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Denizli'nin arıtması...

Muharrem SARIKAYA

Her şey, Çevre Kanunu'nun çıkmasıyla başladı. Denizli'de son yıllarda pıtrak gibi çoğalan fabrikalar, milyonlarca dolar harcayıp kanunun emrettiği şekilde arıtma tesisi kurdu.

Denizlili sanayici, pahalıya patlamış olsa da bundan memnun kaldı.

Menderes Nehri, fabrikaların arıtma tesislerinin kurulmasıyla nefes aldı, doğayı canlandırdı.

Ancak Denizlili sanayicinin bir derdi vardı.

Fabrikalarının arıtma tesislerinden alınan numunelerin temiz olup olmadığını kontrol edecek laboratuvar illerinde yoktu.

Bu nedenle, arıtma tesislerinden alınan birer şişe numune, ayrı otomobillerle 225 kilometre uzaklıktaki İzmir'e gönderilmek zorundaydı.

Numunelerin topluca gönderilmesine de izin verilmiyordu.

Herkes numunesini kendisi götürmek zorundaydı.

Denizlili sanayicinin arzusu Çevre Bakanlığı'nın bir laboratuvarının illerinde kurulmasından öte değildi.

Hatta illerinde kurulacak laboratuvarın tüm giderlerini karşılamaya, binasını bile yaptırmaya hazırlardı.

Sorunlarını önce dönemin Çevre Bakanı Mustafa Taşar'a ilettiler.

Taşar, bir çözüm bulma sözü verdi, görev süresi yetmedi.

İmren Aykut bakan oldu.

Denizlili sanayici, Başbakan Mesut Yılmaz ile Çevre Bakanı İmren Aykut'u illerine davet etti.

Dönemin Başbakanı, Çevre Bakanı'nı yanına alıp bu ile gitti. Denizli Basma Sanayii'nin 1 milyon 200 bin dolara mal olan arıtma tesisinin açılışını yaptı.

10'u aşkın arıtma tesisini kullanan 43 firma, Bakan Aykut'u bulmuşken sorunlarını da aktardılar:

‘‘İlimizde loboratuvar olmadığı için her gün arıtmalardan çıkan bir şişe numuneyi her birimiz ayrı ayrı otomobillerle İzmir'e göndermek zorundayız. Sizden ricamız, Denizli'ye bir laboratuvar kurmanız. Laboratuvarın masrafını da biz karşılamaya hazırız...’’

Aykut, bu tekliften çok hoşlandı. Yanındakilere talimatını verdi:

‘‘Denizli'ye Bakanlığımızın il teşkilatı ve laboratuvarı hemen kurulacak. Takipçisi olacağım ona göre haa...’’

Talimat yerine getirildi, Çevre Bakanlığı il teşkilatı kuruldu.

Bu kez yeni bir sorun çıktı. Kurulan laboratuvarda çalışacak laborant, kullanılacak malzeme yoktu.

Sanayici, Aykut'un kapısına dayandı:

‘‘Laboratuvar faaliyete geçene kadar hiç değilse 10'u aşkın arıtma tesisinden çıkan numunelerin topluca İzmir'e göndermemize izin verin. Numuneleri isimleyip bir kasaya koyalım, sizin elemanınız mühürlesin, otobüsle İzmir'e gidince de yine sizin elemanınız mührü açsın...’’

Bakan ‘‘olur’’ verdi, bürokrasi direndi:

‘‘Olmaz, ayrı ayrı götürülmeli...’’

Sorun çözülemedi, 10 arıtma tesisinden çıkan birer otomobil her gün 224 kilometrelik yolu gidip dönerek İzmir'e numune taşımaya devam etti...

Sanayici tekrar Ankara'nın yolunu tuttu:

‘‘Efendim derdimize çare!...’’

Bakan çözüm önerdi:

‘‘O zaman siz 15 gün süresince numuneleri biriktirin, topluca götürün.’’

Sanayici ‘‘Buna da şükür’’ dedi, numuneleri 15 günde bir göndermeye başladı.

Hükümet değişti, DSP'li Fevzi Aytekin bakan oldu. Ona da sorun birkaç kez iletildi.

Araya seçim girdi, yeni hükümet kuruldu...

Denizli'de 2 yıl önce kurulan laboratuvara ise malzeme ve laborant hálá gönderilemedi...



X