Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muharrem Sarıkaya: Bir daha af çıkmaz

Muharrem SARIKAYA

AF tasarısı görüşülürken, TBMM kulislerine ağır bir hava hákim... İktidar da, muhalefet milletvekileri de Genel Kurul salonunda görüşülmekte olan tasarıya ilgi dahi göstermek istemiyorlar.

Aslında, konuyla ilgilenmekten kaçınan bir tavır sergiliyorlar.

Türkiye'nin gündemini bu kadar uzun süre işgal eden bir konu olmasına rağmen, tasarının görüşülmesine başlandığı saatlerde, Genel Kurul salonundaki boş sıralar da bu ilgisizliği açıkça gösteriyor.

Affı savunan milletvekilleri dahi tasarıda birçok hatanın ve boşluğun bulunduğunu inkár etmiyor.

Hepsinde ‘‘zorunlu bir kabulleniş’’ psikolojisi görülüyor.

Bu hava Bakanlar Kurulu sıralarına da yansıyor.

Affı bir türlü içine sindiremeyen MHP, tasarının görüşülmeye başlandığı saatlerde Genel Kurul'a gelmiyor.

Bir anlamda örtülü protestoda bulunuyor.

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da kürsüden açıkça dile getiriyor:

‘‘Biz af tasarısının hiçbir aşamasında yer almadık...’’

ANAP'taki hava da bundan farklı değil. Nitekim, ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Arslan da konuşmasında, ortaklar arasındaki uyumu bozmamak için tasarıya destek verdiklerini söylüyor.

Af tasarısının tümü üzerindeki oylama sonuçlarına bakıldığında durum daha net ortaya çıkıyor. Aslında her parti kendi iç çelişkisini yaşıyor.

Affa karşı çıkıyormuş gibi görünen FP'nin 103 milletvekilinden sadece 20'si ret oyu kullanırken, 84 sandalyeli DYP'de ise ret verenlerin sayısı 45'te kalıyor.

İktidar partileri açısından da durum değişmiyor.

En ilginci de, Bakanlar Kurulu'nda tasarıya imza koyan ANAP ve MHP'li bakanlar, Meclis'te bulunmalarına rağmen oy vermiyor...

DSP'de bütünlük bozulmuyor. Ancak, tasarıyla ilgili eleştirilere DSP'li bakanlar dahi katılıyor.

Örneğin; FP'li Mustafa Kamalak'ın, ‘‘Siz bir kişiyi ölümle tehdit edeni af kapsamı dışına çıkartıyorsunuz, adam öldüreni affediyorsunuz’’ eleştirileri DSP'li bakanlar tarafından da kabul görüyor.

Bu arada DSP'nin hukukçu milletvekillerinden biri şu örneği veriyor:

‘‘Irza geçenleri af kapsamı dışında bıraktık. Ancak ırzına geçtiği kişiyi öldüreni affediyoruz...’’

Kendi içinde bu kadar çelişkili olan af tasarısı, Anayasa'nın ‘‘eşitlik ilkesi’’ne aykırılıktan Anayasa Mahkemesi'ne gitmez mi?

Bu soruya, önceki gece yarısı TBMM'de hemen her milletvekilinin verdiği yanıt ‘‘evet’’ yönünde oluyor.

Hatta Cumhurbaşkanı'nın onayladıktan sonra, yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürebileceği de ileri sürülüyor.

Her ne kadar devletin bütünlüğüne karşı işlenen suçlar af kapsamı dışında kalsa da, geçmişteki örneklerine bakıldığında, Anayasa Mahkemesi'ne gidilmesi halinde kapsamın genişleyeceği gerçeği de kabul ediliyor.

Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne verdiği taahhütlere bakıldığında, aslında idam cezasının dolaylı yoldan kaldırılması için tasarı bir ara formül gibi ortaya çıkıyor.

Doğrudan yapılması halinde MHP'nin bunu kabullenemeyeceği de biliniyor.

Bu kadar emekten sonra, hükümeti bozmanın zorluğu da görülüyor.

Af tasarısı bütün bunlara çare oluyor.

Kimse bundan böyle bir daha affı konuşmak, tartışmak dahi istemiyor.

Nitekim, ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Arslan da Anayasa'nın Meclis'e tanıdığı af yetkisini kaldırmayı öneriyor. Hatta, bununla ilgili teklifi hazırlayıp imzaya açacaklarını da belirtiyor.

Geceyarısı af yasalaştıktan sonra, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun, affa karşı direnen DYP Grup Başkanvekili Nevzat Ercan ve DYP'li Ahmet İyimaya'ya söylediği şu sözler her şeyi daha net ortaya koyuyor:

‘‘Bundan sonra, on yıllar da geçse bir daha af çıkamaz...’’

X