Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muhalefet tuzağa düşer mi?

ŞİKE soruşturmasını yöneten savcı iddianameyi hazırlıyor.

İddianamenin geç kalmasına sebep, iddianamede adı geçen kulüplerin itirazları. Evraklar, mahkemelere gidiyor, geri dönüyor. Savcı bu işlerle uğraşırken, bizim anlı şanlı kulüplerimizin başkanları da yarın bir gün şikeden hapis yatmayalım diye yeni bir yasa taslağı hazırlattırıyorlar. Hazırlattırdıkları yasada, şikeye hapis cezasını kaldırttırıyorlar. Bunun için de muhalefet partilerini kullanmaya kalkıyorlar. CHP’yi ve MHP’yi.

Arınç’ı tebrik ederim

Bu iki parti tuzağa düşer mi, bilmem. Ama sırf siyasi açıdan bakarak, sporu gözardı ederek, AK Parti’ye karşı bir hareketmiş gibi bu işe atlarlarsa Türk futbolu da zarar görür, kendileri de.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, birkaç gün önce Manisa’da inanılmaz doğru teşhislerle dolu bir açıklama yaptı. Söylediği her cümle tokat gibiydi. Söylediği her cümlenin içinde, önemli mesajlar vardı. Ben bu Kulüpler Birliği’nde görevli olsam, Bülent Arınç’ın yaptığı konuşmayı defalarca izlerim, Bülent Arınç’ın yüz ifadesi ve mimiklerine dikkatle bakarım. Ondan sonra da yarın olabilecek durumlardan biraz pay çıkarırım. Tebrik ederim Bülent Arınç’ı.
Spor aleminden kimse, çıkıp bu tarz yürekli bir açıklama yapamadı. Neden yapamadılar? Çünkü aynaya bakıyorlar, diyorlar ki, “Nasıl yapabiliriz?”

Haklı çıktım, özür bekliyorum

TÜRKİYE Spor Yazarları Derneği (TSYD) Ankara Şubesi’yle ilgili (geçen yönetim) uyarılarda bulunmuştum. Ankaralı bir spor yazarı kardeşimiz de benim yazılarımla ilgili gazetesinde şu satırları yazmıştı: “Bazı gazeteciler, mahkeme bittiğinde utanacaklar. Bir telefon mesafesi uzaklığındaki olaylarda telefon açma zahmetinde bulunmuyorlar. Kulaktan dolma haberlerle bu yazıları yazıyorlar.”
Böyle yazmış ve ahkam kesmişti. Aslında onlar dernekte oturmasalar, okey masasından kalksalar, zahmet edip 250 metre yürüseler, doğru haberleri alsalar, o zaman o yazıları yazmazlardı. Çünkü onların 250 metre zahmet edip yürüyerek gitmedikleri yere, ben iki defa İstanbul’dan uçak bileti alıp geldim. Araştırdım. O zaman bu yazıları öyle yazdım. Hatta yazdıkları cümleler içerisinde olay aydınlandığında “o pislikler” diye suçladıkları insanlar da vardı...
Peki şimdi ne oldu? Mahkeme geçenlerde karar verdi. Ankaralı spor yazarlarının sahte faturaları ve usulsüzlükleriyle ilgili çıkan ceza 800 bin TL civarında.
Peki şimdi bu yazıyı yazan arkadaş, acaba ne yazacak çok merak ediyorum. Bana bir özür borcu var. Peki bu parayı kim ödeyecek? Bu cenazeyi kim kaldıracak? TSYD kaldıracak. Cenaze namazını nerede kılarlar, meftaları nereye gömerler bilemem. Ama herhalde bu işin sonunda bazılarının başı çok ağrıyacaktır.

Avni Aker’deki büyük ayıp

TRABZONSPOR taraftarı bağırıyor, “Bize her yer Trabzon” diye. Tamam onlara her yer Trabzon ama, statları değil. Şampiyonlar Ligi’nde stat boş kalıyor. Bu ayıp da onlara yeter.

Emenike bilmecesi

EMENİKE olayında başından sonuna kadar rahatsızım. Sonunda işin aslı ne çıkacak merak ediyorum. Veya çıkacak mı? Eğer çıkarsa, tahmin ediyorum, “Susurluk kazası” gibi olur. İnşallah yanılırım.

Bu tartışma asla bitmeyecek

GEÇTİĞİMİZ yıllarda şampiyon olamayan takım, “Şerefimizle ikinci olduk” derdi. Yani bu, şu demek oluyordu: “Şampiyon olan takım bazı dolambaçlı işler yapmış. Biz yapmadık.”
Sonra seyircinin bir kısmı isyan etmeye başladı. “Şerefli ikincilikler istemiyoruz, iş bitiren başkanlar istiyoruz” diye. Sonra ne oldu? Bugünlere geldik.
Dün Ankara’da, Doktorlar Koleji’ne söyleşiye gittim. Hepsi ilkokul öğrencisi. Onlar bana, şikeyi sordular. Döndüm, ben de onlara sordum. Koca salondan bir takımın adı çıktı. Bunun üzerine o takımın taraftarı olan çocuklar da tavır koydular. İsmini vermiyorum o takımın. İlkokullarda bunlar oluyor.
Bu takımın taraftarının ne günahı var?
O çocuklar yarın büyüyecekler, bu tartışmalar devam edecek. Ama bunlara sebep olan insanlar hala daha konuşabiliyorlar, yazabiliyorlar. Helal olsun onlara.

Hakemler artık daha rahat

BU sezon hakemlerden şikayet var. Hangi konuda? “Gak” diyene sarı, “guk” diyene kırmızı gösteriyorlar, diye. “Geçtiğimiz yıllarda böyle değildi” diye. Bunu söyleyenler daha çok yöneticiler. Şikede hapis kalksın diyen Kulüpler Birliği, hakemleri de 3 kişiyle denetlemeye kalkıyor.
Hakemleri bir tek TFF sorgulayabilir. Ayrıca da hakemlerin sarı ve kırmızıları geçtiğimiz yıllarda yanlıştı. Bu sezon yaptıkları doğru. Peki, bunun sebebi ne derseniz,söyleyeyim.
Artık soyunma odaları basılmayacak, koridorlarda onlara ana avrat küfür edilmeyecek. Rahatlar. Kokartları sökülmeyecek.
Ondan dolayı rahatlar. Bir de hakemlerin maçlardan sonra kapalı alandaki yürüyüş yolları, yani koridorlar, soyunma odasına gidene kadar görüntülense, bunlar aynı anda TFF merkezinden kayda girse, bu işler pırıl pırıl olur. Tadından yenmez.

MHK doğru yolda İLERLİYOR

HAKEMLERİN bazıları otobüs, uçak, otel faturalarından dolayı MHK’yi gazetecilere şikayet ediyorlar. Neden? MHK, mutlak bu konuda bazı suistimaller gördü ki, bu tip bir işleme geçti. Bir zamanlar maçlara otobüsle gidip, uçak bileti parası alan hakemlerimiz vardı.
Düşünün bu işi yapan bir hakem, başka ne yapmaz. Ama bu işe alet olan gazeteciler yok değil mi? Var.

Noktayı Mehmet Ali Aydınlar koydu

PAZARTESİ akşamı Telegol’de bir konudan bahsettim. Diyorlar ki, Etik Kurulu’nun Futbol Federasyonu’na verdiği raporundaki son cümlede “3 takımın küme düşürülmesi gerekir” ifadesi var. Bu federasyonda duruyor. Bu konuda Futbol Federasyonu Başkanı sevgili Mehmet Ali Aydınlar, kesinlikle böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Hem de net bir şekilde.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI