Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

Müge İplikçi’nin kadınları ve erkekleri

BANU TUNA btuna@hurriyet.com.tr
11.05.2017 - 13:50 | Son Güncelleme:

Müge İplikçi ‘Çok Özel İsimler Sözlüğü’nde, bireylerden yola çıkıp 21. yüzyıl Türkiye’sini anlatıyor. Kitaptaki 30 öykünün her biri, bir ismin adını taşıyor. Her isim bize bir kapı açıyor. Kapının ardında kadın cinayetleri, pespaye evlilik programları, inşaat çılgınlığı, iş cinayetleri, tel tel dökülen eğitim sistemi, arsız kapitalizm var.

Seniha, İrfan, Yüksel, Koray, Niyazi, Zeyno, Yasemin, Leyla, Şahap, Seval, Faik, Keriman, Halil, Sevim, Aziz, Ekrem, Selim, Laima...
Anneler, babalar, çocuklar, dedeler, kocalar, sevgililer, komşular, arkadaşlar, sırdaşlar...
Öğretmenler, kasiyerler, avukatlar, kütüphaneciler, işçiler, işbitiriciler, hâkimler, polisler, siyasetçiler, ev kadınları...
Hepsi de Müge İplikçi’nin kadınları ve erkekleri. Günlük hayatları, hatıraları, iç sıkıntıları, küçük dertleri, kadim meseleleri, sevinçleri, özlemleri, doğumları ve ölümleri ile sıradan insanlar...
Ama bir o kadar özel...
Onları özel yapan, 21. yüzyıla has ruh hali ve yaşayışla çarpışan, bu çarpışma sonucu yön değiştiren, sona eren, baştan yazılan veya olacağına varan, olamayan hikâyeleri.
Çağdaş edebiyatımızın önemli yazarlarından Müge İplikçi, Can Yayınları’ndan yayımlanan son kitabı ‘Çok Özel İsimler Sözlüğü’nde, bireylerden yola çıkıp 21. yüzyıl Türkiye’sini anlatıyor. Ardında bıraktıkları ve kucak açtıklarıyla... Kitapta açılışla birlikte 30 öykü, yani hayatına göz atma fırsatı yakalayacağınız 30 insan var. Her öykü, bir ismin adını taşıyor.
Açılıştaki isimsiz metinde şöyle diyor İplikçi:
“... İçinde kaybolduğumuz gece, bize gerçek adları fısıldayacak tek çakardır. Bazen bir şişe mantarı gibi hissettiğimiz hayat, arkada bırakıldığımızı düşündüğümüz her anın yegane sağaltıcı adıdır. Güçlüyüz; çünkü ezberlediğimiz bir rota var artık, adımız bu; güçsüzüz, her şeye rağmen, mağrur ve narin ve buruk kış kokan çiçeklerdeki hülasayız. Adımız biraz da bu. Bir sakız falından dökülen sözcükler kadar bile hükmümüz yok, o ayrı...”
Yazar yetişkin okurlarına yönelik son eserini 2013’te Doğan Kitap’tan çıkan ‘Biz Orada Mutluyduk’ ile vermişti. Gezi Direnişi’ne değişik motivasyonlarla katılan gençleri anlamada kaynak oluşturacak önemli bir çalışmaydı kitap. O günlerde ‘orada’ (Taksim’de) neler yaşanıp hissedildiğini gençlerin kendi anlatımlarıyla ortaya koymuştu İplikçi. Bu son kitabıyla, sanki bir parça kaldığı yerden devam ediyor. Bu ülkede isyan ettiren meselelere, kahramanlarının veya şahitlerinin gözünden bakıyor. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilere, kadın cinayetlerine, pespaye evlilik programlarına, adalet sistemine, Soma’ya, inşaat çılgınlığına, tel tel dökülen eğitim sistemine, arsız kapitalizme, sevgisizliğe, yalnızlığa, mutsuzluğa...
Pek çokları isimlerin, kişinin karakterini, talihini belirlediğine inanır. Bu sözlükte isimlerin yepyeni anlamlarını bulacaksınız. Bu kişilerin talihini, isimlerinden çok yaşadıkları çağ ve coğrafya belirliyor. İçinden geçilen tarihe sübjektif, kişisel bir bakış. Bu bakış, aşina okuyuculara yer yer Eduardo Galleano’nun ‘Aynalar’ ve ‘Kadınlar’ gibi eserlerinde benimsediği biçimi hatırlatabilir.

Müge İplikçi’nin kadınları ve erkekleri
ÇOK ÖZEL İSİMLER SÖZLÜĞÜ
Müge İplikçi
Can Yayınları, 2017
136 sayfa, 13 TL.

 

Etiketler: kitap sanat


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı