"Ayşe Aral" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral

Mucizelerle gel Haziran

Haziran ayı benim için pek bir kıymetli. Çocukluğumdan beri her haziran bir mucize yaşadım ben. Babam da haziranda doğmuş, zaten yaşadığım ilk mucize de o olmuş benim için.

Bu haziran bana nasıl bir sürpriz hazırlıyor bilemiyorum ama ben size iki sene evvel bir haziran ayında yaşadığım bir mucizeden bahsedeceğim.

Boşanmıştım, geberik bir haldeydim, sanki dünyanın tüm yükleri üzerime binmişti. Ayağım kaymıştı ama düşmemek için bulduğum her yere tutunup ayakta kalma savaşı veriyordum. Sarhoş gibiydim, vücudum sanki ilaçlanmıştı. Yeni hayatıma, yeni sorumluluklarıma alışabilmek için kendimi parçalıyordum ve bunları yaparken de kimseye bir şey çaktırmıyordum.

İç halimle dış halim arasında ulaşılamayacak kadar uzun mesafeler vardı.

Ama tuş olmamalıydım ve de olmayacaktım, kesin kararlıydım. Oho ben neleri neleri atlatmıştım, bunu da elbette atlatacaktım.

Ama bir şey lazımdı hayatıma; iş, aşk ya da her neyse; kendimi tekrar sevmeme sebep olacak bir şey lazımdı.

Aşkı kim kaybetmiş ki ben bulacaktım, iş deseniz üç üniversite mezunu olanlar işsizken kim bir ev kadınını, hayatında hiç çalışmamış bir insanı işe alırdı?

Elimdeki tek altın bileziğimin genlerimden geldiğine inandığımdan peşinden gitmeye karar verdim.

Yazmalıydım.

Günlerce düşündüm, taşındım hayaller kurdum ve bir gün cesaretimi toplayıp sevgili Fatih Çekirge’yi aradım; “Benim yazılarım var, size yollasam…” derken sesim titriyordu.

Fatih Bey; “Yolla, bir bakayım” diyince dünyalar benim oldu. Yolladım, beklemeye başladım,  günlerce telefonum 24 saat açık, bir haber bekledim, durdum.

Ümitsizliğe kapıldığım bir haziran sabahı telefon çaldı.

“Tamam Ayşe, okudum; haftaya gel konuşalım, başla yazmaya.”

Önce  mutluluktan avazım çıktığı kadar ağladım, sonra bir keyif geldi bana, koltuklarım bir kabarıverdi. Aynaya gidip kendime bakıp kendimi tekrardan çok sevmeye karar verdim kahkahalar içinde.

Sonra beklenen gün geldi, bilgisayarın tuşuna basmamış ben, kendime iki gün önce aldığım laptopla Hürriyet binasına vardım. Laptopu yanıma neden aldım orası muamma, muhtemelen havalı olmak içindi ama aslında son derece komikti. (Bir haftalık yazılarımı kızımın yardımıyla bir gün öncesinden mail atmıştım zaten gazeteye)

Mucizelerle gel Haziran

Fatih Bey’in karşısında ellerim ayaklarım titrerken Erhan girdi odaya.

“İlk yazıyı girdik”

Gözlerim doldu yine; babamdan, amcamdan sonra ben de Hürriyet ailesine girmiştim.

Hem çok mutluydum hem de biraz korkuyordum. Ya beni sevmezseniz ya yazdıklarımı okuyup beğenmezseniz diye. Ayrıca soyadımdan ötürü beklentilerin çok yukarıda olacağı aşikârdı, eh bu da kolay iş değildi.

Ama korktuğum başıma sayenizde gelmedi. Kucak açtınız bana, maillerinizle destek sevgi verdiniz. Nefes alışımı değiştirdiniz. Kendimi yalnız hissettiğim günlerde bir anda binlerce yeni arkadaşımdan biri oldunuz.

Yine mucizelerle dolu bir haziran geliyor ve evet bu haziran benim hurriyet.com.tr de yazmaya başlamamın ikinci senesi doluyor.

Bana inanan Fatih Bey’e ve siz canım okur dostlarıma sonsuz teşekkürler ediyorum. Umarım babamın bana rüyamda verdiği altın rengi kalemi daha nice yıllar kullanır, yazdıklarımı sizlerle paylaşırım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI