"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Mübarek Yılbaşı

Ertuğrul ÖZKÖK

Aradan tam üç yıl geçmiş. Üç kere 365 gün.Bazı isimler belki hayatın hengamesi içinde unutulup gidiyor.

Mesela Yasemin Cebenoyan ismi.

Belki bu isim hayatımızdan rüzgâr gibi gelip geçti.

Bir televizyon programında, bir gazete haberinde, şöyle görüp geçtik.

Belki çoğumuz hatırlamıyor.

Oysa onları hatırlamak lazım, hatırlatmak, unutturmamak lazım.

Neden mi? Taşıdıkları sembolden, hayatları karşılığında bize verdikleri dersten dolayı.

Yasemin Cebenoyan, bundan üç yıl önce, Taksim'de bir pastanede yeni yıla iki kala, kalleş bir serserinin koyduğu bombayla ölen o güzel genç kadındı.

Aynı salonda cumhuriyet aydın kuşağının önemli isimlerinden biri daha ağır yaralanmış, birkaç gün sonra da hayatını kaybetmişti.

Onat Kutlar da o kalleş, korkak, alçak serserinin koyduğu bombayla aramızdan ayrılmıştı.

* * *

Dün arkadaşları işte o salonda, o soğuk bombanın bırakıldığı salonda Yasemin'in yaş gününü kutladılar.

Dikkat ediyor musunuz, bu yıl son yılların en sakin ve gerilimsiz yılbaşına hazırlanıyorduk.

Şöyle iki üç yıl öncesine dönüp olup biteni, yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi hatırlayın.

Eğlence yerlerine gidecek insanları tehdit eden isimsiz kara ruhlu insanlar, onların kapkara örgütleri.

Oraya buraya bırakılan bombalar.

Kayıp giden hayatlar.

Hangi ülkede? Benim ülkemde, yani bir zamanların hoşgörü ve muhabbet dolu ülkesinde.

Türkler'le Rumlar'ın, Ermeniler'le Yahudiler'in, Hıristiyanlar’la Müslümanlar'ın bir arada güle oynaya yaşadığı bu kutsal ülkede.

Arşivlere bakıyorum.

Bu ülke, çok değil, bundan 30 yıl önce, pullarının üzerine Meryem Ana resimleri, kilise fotoğrafları basacak kadar kendi inancına güvenen, komşusunun dinine saygılı bir toplummuş.

Ne olmuş, başımıza, ruhumuzun kuytularına hangi bıçaklar sokulmuş ve biz bugün böylesine tahammülsüz bir ülke haline gelmişiz?

Hangi kâbuslar, hangi hayasız duygular bizi bizden, komşumuzdan korkar hale getirmiş, komşumuzun dinine saygısız kılıklara sokmuş?

Hangi duygular, hangi kin ve nefret?

Veya hangi korkaklık?

* * *

Bu yıl, yeni yıl ile ramazan aynı günlere rastlıyor.

Geçmişin acı hatıraları, hepimizi ürkek yapmış.

Bu yıl bir şeyler bekliyorduk. Kötü bir şeyler.

‘‘Oysa yanıldık. Allah'a şükür, belki sağduyu, belki ramazanın getirdiği duygular ruh iklimimizi yumuşattı’’ diye düşünmeye başlamıştık.

Diyanet İşleri Başkanı, ‘‘Akşam yılbaşınızı kutlar, sonra sahura kalkabilirsiniz’’ diyerek, bu ılımlı gerçek Müslüman bakışını, o bağnaz azınlıktan bir nebze korkmayarak, cesaretle hepimize aktardı.

Minareler arasına mahyalar çekildi.

Refah Partili başkanın yönetimindeki Beyoğlu, yeni yıl ışıkları ile pırıl pırıl aydınlandı.

İstanbul ışıklar şehri oldu. Mahyalar ışıklara, ışıklar mahyalara karıştı.

Bütün bu ışık seli içinde hep aynı mesajları okuduk.

Tolerans, hoşgörü, kardeşlik, barış, mutluluk ve sağlık...

Kötü ruhlar bu defa randevularına gelememişler, karanlık ve kuytularından başlarını çıkaramamışlardı.

Dün akşam İstanbul'da bir tren vagonunda patlayan o melun bombaya kadar.

Kime karşı atılan bombalara? Evlerine dönen o masum insanlara atılan bombaya kadar.

Allah, bu aşağılık insanların belasını versin.

* * *

Bu yıl ramazanla yeni yıl birleşti. İnsanlar hem yeni yıllarını kutlayacaklar, hem oruçlarını tutacaklar.

Belki de tarihimizde ilk defa, Müslüman-Türk sentezinin, hayat tarzının ne olduğunu herkese ispat edecekler.

Anadolu Müslümanlığı, bu güzel gününde mahya ile yeni yıl ışıklarını birleştirerek, önümüze en güzel dersi çıkarıyor.

Mübarek Yılbaşı'nı...

Ramazanınız mübarek, yeni yılınız mutlu ve sağlık dolu olsun.

X